Kripto ve Hurufi ihtiyar, aslında zevkine düşkün iki kafadar olmalarına rağmen köşkte Hindu rahipleri gibi sade bir hayat yaşıyor görünüyorlardı.
Süleyman Çelebi:
-Anlamak kolay olmuyor.
Çünkü imtihan dünyasındayız. Hak teâlâ iyileri, kötüleri iç içe yaratmıştır. Herkes mizacına münasip olanı bulur. Hayat, ömür, aslında en çok bir insanın yanındaki bir insanla tamamlanan bir yürüyüştür. Herkes terk eder, insan hakikatle baş başa kalır. Onun için uyanık olmak lazım yeğenim.
-Anladım efendim.
İşine git işine!
Türk sert gelir dişine,
Osmanlı’nın yurdunda,
İt köpeğin işi ne?
Yanasın da yanasın!
Söyle kimden yanasın?
Hakka öyle bağlan ki,
Onun ile yanasın?
***
YENİ KÖŞK
Kripto ve Hurufi ihtiyar, birkaç gün sonra Beyazıd Han’ın kendileri için ayırdıkları saray yavrusu köşke taşındılar. Aslında zevkine düşkün iki kafadar olmalarına rağmen burada Hindu rahipleri gibi sade bir hayat yaşıyor görünüyorlardı. Her gece muhtelif semt ve sınıftan misafirleri oluyor, hoşlarına giden yemekleri ancak onlarla birlikte tadabiliyorlardı.
Kripto Garplı, Hurufi Fadlullah Şarklı olmasına rağmen bu kadar mizaç ve karakter benzerliği dünyanın hiçbir yerinde bulunamazdı. En büyük hemfikirlilikleri de Osmanoğullarına olan kin ve düşmanlıkları ile bunları bitirmekteki azim ve gayretleriydi.
Her gün dilencilerin halk arasına, çarşıya, pazara çıkmaları, topladıkları malumatları getirip Kripto’ya sunmaları noksansız devam ediyor, mecbur kalınmadıkça yeni köşke fazla yaklaştırılmıyorlardı.
Yakında Emîr Sultan Medresesinde Hurufi Farisi, Kripto, yani Vâiz Efendi de siyer dersleri vermeye başlayacak, bu vesileyle talebelere ve ulemâ sınıfına biraz daha yaklaşmış olacaklardı. Son zamanlarda en yaşlı tüccarı, dahili hizmetinde bıraktılar. Bu sayede köşkün, hem bakım ve tamiri kolayca yapılacak, hem de kontrolü ellerinde bulundurmuş olacaklardı...
***
Saraydan döneli bir hafta geçmedi. Her şey yağdan kıl çeker gibi kolay çözüldü. Çabucak hâllediliverdi. Bir gece Kripto ile Hurufi baş başa fikir teatisinde bulunurken, aşağı kattan hizmetçilerden birinin sesi duyuldu.
- Erkara Bey’imiz ve arkadaşları teşrif ediyorlar.
Yeni mekânda hazırlıksız yakalanmamak, yanlış anlaşılabilecek şeylere meydan vermemek için almış oldukları tedbirleri tatbik ediyorlardı. İyi netice alırlarsa devam edecekler. Fazla tesirli olmazsa, tatbikatı zor ve sıkıntılı olacaksa da vazgeçeceklerdi. Nöbetçinin, odalardakilerin rahat duyabileceği yükseklikte gelenleri isim ve ünvânca söylemesi yeni köşkte başlamıştı. Kim olursa olsun, en güvendikleri de gelse, yüksek sesle içeridekiler bir bakıma ikaz ediliyor. Münasip olmayan uygunsuz bir durum varsa tedbir almaları sağlanmış oluyordu bu sayede...
Önde Erkara, arkada Aşır ve birkaç hizmetçi sepet sepet meyve ve hediyelerle içeri girdi. Kripto ve birkaç adamı hürmetle kalktı, keyiflenerek neşeyle karşıladılar.
- Acaba kıymetli misafirimizi memnun edebiliyor muyuz?
Dedi Erkara gülerek.
DEVAMI YARIN

