Spor dünyasının kenarda köşede kalmış olaylarına mercek tutmaya çalışırken, bu iş için daha yetenekli birini buldum. Üstelik isim de veriyor. Kitap okumaya vaktiniz yoktur diye sizin için özet çıkardım. Eduardo Galeano "Gölgede ve Güneşte Futbol" kitabında diyor ki:
* Pele için yüzden fazla şarkı yazıldı. Brezilya Hükümeti onu "milli servet" ilan ederek yurt dışındaki kulüplere satılmasını yasakladığında yirmi yaşındaydı. Seksen ülkede üç yüzden fazla maç oynadı. 1279 gol attı. Bir keresinde bir savaşa engel oldu: Nijerya ve Biafra onu bir maçta oynarken görmek için aralarında mütareke imzaladılar. * 1930 Dünya Kupası''nda Uruguay-Arjantin oynayacaktı. İki taraf da kendi topuyla oynamak istedi. Hakem ilk yarının Arjantin, ikinci yarının Uruguay topuyla oynanmasına karar verdi. İlk yarıyı Arjantin, ikinci yarıyı Uruguay kazandı.
* İmparator Jül Sezar her iki ayağını da ustalıkla kullanıyordu. * Futbol bugünkü şekline on iki İngiliz kulübünün 1863 yılında Londra''da imzaladıkları centilmenlik anlaşmasından sonra kavuştu. Eskiden maçlar iki üç saat sürüyor ve top uzaklara kaçtığında oyuncular aralarında sohbet edip, sigara içiyorlardı. * Penaltı kuralı yokken kale önleri mezbahaya dönüyordu. O dönemde Westminster Gazetesi, cezasahasında kırılan kemiklerin ve ölen futbolcuların tüyler ürpertici bir listesini yayınlamıştı. * Bilinenin aksine, futbolda bugüne kadar en çok golü Pele (1279) değil, Alman Friedenreich (1329) attı. Artur Friedenreich yirmi altı yıl boyunca birinci ligde bir kuruş bile almadan top koşturdu. * Abdon Porte, Uruguay futbolunun önemli yıldızlarından biri oldu. Nacional takımının formasını dört yılda iki yüzden fazla giydi. Gün geldi, yıldızı söndü. Yedeğe düştü. Ve Abdon Porte, 1918 sonbaharında bir gece yarısı, Nacional takımının sahasında kendini öldürdü. Hava aydınlanırken buldular; bir elinde silah, bir elinde mektup vadı. * 1989''da Arjantin''de Juniors-Racing maçı penaltılara kaldı. Seyircilerin büyük çoğunluğu penaltı atışlarının sonucunu beklemedi! Tribünde kalanlar ise esnemeye başlamıştı. Çünkü galibiyet kırk dördüncü penaltı atışıyla geldi! * Futbola röveşatayı kazandıran David Arrallano, bu makas hareketiyle birçok gol attıktan sonra, Valladolid Stadı''nda bir savunma oyuncusuyla çarpışarak öldü. * Bernabe Ferreyra... Mesafe tanımaz sert şutlarıyla kalecileri bayıltıp, ağları deliyordu. 1932 yılında Critica Gazetesi lig boyunca bu futbolcudan gol yemeyecek kaleciye ödül koydu. Ferreyra bir basın toplantısında, gazetecileri ikna etmek için kramponlarını çıkarmak zorunda kaldı; "Ucunda demir parçası yok" diye... * İtalyan futbolcular 1938 Dünya Kupası finalinde kapışacakları Macaristan maçı için Roma''da kamptaydılar. Futbolcular dönemin fasist lideri Mussolini''den dört kelimelik birer telgraf aldılar. "Ya galibiyet, ya ölüm!" Neyse ki ölmelerine gerek kalmadı,
4-2 kazandılar.
* Dev süpermarket Carrefour, San Lorenzo Kulübü''nü satın alıp, 1983''te stadını yıkınca, taraftarlar buranın toprağını gözyaşları içinde ceplerine doldurmuştu. * Dünya Kupası tarihinin en büyük sürprizlerinden biri 66''da Kuzey Kore''nin İtalya''yı 1-0''la elemesiydi. Golü atan Pyongyang''li bir diş hekimiydi (adı Pak), ve yalnızca boş zamanlarında futbol oynuyordu. * Arjantinli Maglioni Guiness rekrolar kitabına girdi. İndependiente-La Plata maçında Maglioni, kaleci Guruciaga''ya bir dakika elli saniyede tam üç gol attı! * 1994 Dünya Kupası''nı Brezilya kazandı ve o yıl ülkede dünyaya gelen bütün çocuklara Romario adı verildi. Finalin oynandığı Los Angeles Stadı''nın çimleri, pizza dilimi gibi, parçası yirmi dolardan satıldı.

