Arka koltukta oturan küçük kız, omzuyla annesini dürttü:
“Aa, anne şu adama bak!”
“Kimmiş o?”
“Televizyonlara çıkıyor ya.”
H H H
Bir akşamüstü, Topkapı’daki benzinciye bir araba yanaştı.
Önde, şoför koltuğunda baba, yanında dokuz yaşındaki oğlu, arkada ise anne ile kız oturuyordu.
Emekli öğretmen Nurettin Hoca, meslek hayatı boyunca edinebildiği bir daireye, emeklilik ikramiyesine kredi katarak aldığı ikinci el otomobili eklemişti.
Mutlu ve kanaatkâr aile, benzinini doldurtmuş, ödeme yapmak için sıra bekliyordu.
Çünkü pompaya yanaştıklarında, benzini dolduracak olan delikanlı, “Abi biraz arabada bekleyin, ödeme yapmayın” demişti.
Meraklı ve can sıkıcı bekleyiş sırasında arabadan çıkan oğlunu tekrar geri çağırdı anne:
“Gir oğlum içeri!” Kocasına döndü, “Niye almıyorlar parayı?”
“Anlamadım ki, çocuk bir girip bir çıkıyor markete… Hah geliyor!”
Baba kredi kartını uzattı. Pompa görevlisi çocuk:
“Sizden para almayacağız abi” dedi, “Müessesenin hediyesiymiş.”
“Allah Allah! Nereden çıktı bu? Kamera şakası mı?”
“Ne bileyim abi, bir ödül koymuşlar.”
Baba kafasında sorular, kalbinde biraz endişe biraz sevinçle vitese dokundu.
H H H
Yanlış hatırlamıyorsam 1997’nin 1 Nisan günüydü.
Gazetede, ünlü bir “magazin figürünün” trafik kazası haberini geniş bir şekilde kullanmıştık.
Bindiği yeni spor arabasıyla İstanbul’un Büyükçekmece çıkış istikametinde kaza geçirmiş, araç kartondan oyuncak gibi buruşmuş, ünlü tip komaya girmişti.
H H H
Ertesi gün haber toplantısındaydık. Santral bir telefon bağladı:
“Abi ben benzinciden arıyorum.”
“Benzinci mi? Hayırdır?”
“Ya, şimdi şöyle abiciğim. Bizim tesis bir kampanya yaptı, anlıyor musun, reklam için. Birkaç ay önce bir kampanya başlatıp afiş astılar, ‘BİNİNCİ MÜŞTERİMİZE BEDAVA OTOMOBİL’ diye…”
“Ee?”
“Önceki gün sona yaklaşmıştık. Şu televizyonlara çıkan adam dokuz yüz doksan dokuzuncu olarak yanaştı pompaya… Arkasındaki arabaya baktım, dört kişilik gariban bir aile… Otomobil onların hakkıydı anlıyor musun? Fakat bizimkiler işte reklam olur, gazeteler, televizyonlar çok daha şey eder diye, tuttular arabayı bu adama verdiler. Hesapta ünlü diye, iyi mi? Aileye de bir depo benzin düştü. Teselli ikramiyesi gibi. E, n’oldu abi, bu kardeşimiz de dün gitti, arabayı kamyona tosladı aynen… Canını kurtardığına dua etsin. Güzelim arabanın hâlini gördün mü abi? İnsanların kısmetiyle oynuyorlar. Hayret bi’ şey abi ya… Hayret bi’ şey…”

