Ünlü Türk teknik direktör, hiçbir şeyden çekmedi bazı futbolcularından çektiği kadar... İki örnek anlatacağım. İstanbul''a yakın takımlardan birini çalıştırırken, Türk futboluna bir genç yetenek kazandırmıştı. Herkes, bir anda A takıma yükselen ve goller atan bu çocuktan bahsediyordu.
Milli Takım''a ne zaman alınacağı sorulur olmuştu.
Ve bu çocuk, kendisini keşfeden bu hoca tarafından ligin ilerleyen haftalarında satışa konuldu! Üstelik satıldı da! Meğer çocuk, hocanın güzel kızını "baştan çıkarmış" ve onun sevgilisi olmuştu! Bu teknik adam, büyük takımlarımızdan birisini çalıştırırken Avrupa kupalarında önemli bir maçın rövanşına çıkmıştı. İstanbul''daydı maç... Bir gole tur atlayacaktık. -Çoğunlukla olduğu gibi- o bir gol bir türlü gelmiyordu ve dakikalar tükeniyordu. Son sekiz dakikaya girilmişti. Teknik direktör, yedek kulübesinde yanında oturan tecrübeli futbolculardan birine, - Kalk, ısın! dedi.
Bu futbolcu tirtir titrer vaziyette kafasını hafifçe hocaya doğru çevirdi ve kısık bir ses tonuyla hızlı hızlı konuşmaya başladı: - Senin hocalığının içine s........! Yeni mi aklına geldim ulan p.......! Şimdi bütün gazeteciler burada iken ağzının ortasına öyle bir yumruk indiririm ki hayatın söner! Ben zaten işin sonundayım. Otur oturduğun yerde! Hoca, duymamış gibi ayağa kalkıp takıma taktik vermeye başladı.

