Eee?
Ne oldu?
10 gündür gazetede yazıp, TV''de söylüyoruz: "Etmeyin sevgili meslektaşlarım, yapmayın sevgili vatandaşlarım... Hedefe adım adım gidilir. Bu teknik kadroyu ve bu oyuncuları, buraya geldiklerine pişman etmeyin!" Eee? Ne oldu? İçimizde kalan iki çift lâfı edelim artık: Hayır hayır! "Kimse kötü oynayınca kötü, iyi oynayınca iyi yazıyoruz" diyemez! Çünkü Milli Takım buraya en az üç maç oynamaya geldi. Hedef üç maçın sonundaydı. Bir dersten zayıf alan öğrenciyi, okuldan atmaya benzer bu... Şimdi ne olacak o öfke, o yazılar? Denizli ile kan davası güdenler, başarısızlıkta onu suçlayıp, başarıda, "Ona rağmen kazandık" diyecek yine, şüpheniz olmasın. Çünkü bu, "Bağcıyı dövenlerin" mazisi mahçubiyetlerle dolu olduğu için, alışıktırlar. Antrenör olamama histerisiyle yananlar, 4 yıl önceki finallerden golsüz ve puansız dönen Fatih Terim''e öfke kusanlar, UEFA Kupası şampiyonluğuna ondan daha çok sevinmemiş miydi? Yahu İngiltere yenilirken, yakın zaman yıldızları Lineker, Woddle, Hataley, niye ahkâm kesmiyor? Lerby neden Danimarka''yı Bo Johanson''dan daha fazla sevmiyor? Littbarski, Schumacher, şu bu, niye kalemleriyle Ribbeck''i lime lime doğramıyor?
Yani yerli otomobillerimiz, yabancı markalarla yarışıyor mu ki, enflasyonumuz bu ülkelerden düşük mü ki, trafiğimiz daha mı düzenli, sağlık, beslenme, siyaset, ticaret, kişi başına gelir daha mı iyi de, bir tek futbolda geri düştük? Gol yiyen kalecisini döven bir ülke, Avrupa Şampiyonu olamaz kardeşim! Kazanmak uğruna herşeyi yakıp - yıkan canavar ruhlarınızla yakında finallerden elendi diye, futbolcu öldürüp Kolombiya''yı yakalarız belki! Finaller öncesi Türkiye''de referandum yapılsaydı, buraya gelecek ekip için; yine bu hoca ve bu oyuncular çıkadı. Eee? Merdivenler adım adım çıkılır. İki ayağınızı aynı anda yerden keserseniz, kıç üstü düşersiniz. Bakın, bir önceki finallerden golsüz ve puansız döndük. Bu kez, üç gol ve 4 puanımız var ve çeyrek finaldeyiz! Adam olursak, herşeyi yaparız kardeşim! Futbolcularımız manevi baskının üstüne Belçika baskısıyla başladı maça.
Turnuvanın en kötü kalecisine ilk şutu 27.dakikada atabildik. Hakan''ın bu pozisyonu, gelecek golün habercisi gibiydi. Ardından Arif''le iki net fırsatı harcadıktan sonra, Hakan Şükür yeteneksiz kalecinin gafletinden yararlanarak Türkiye''yi sevince boğdu.
Golden sonra moral motivasyonu düzelen milliler, daha kontrollü bir oyunla rakibini bloke ederek ani ataklarla daha net gol fırsatları da buldu. Bunlardan birinde "Kasten oynamıyor bu adam... Paragöz... Atın gitsin, satın gitsin" diye horlanan büyük golcümüz Hakan Şükür, evsahibi kova kaleci De Wilde''nin kalbine ikinci bıçağı saplayıverdi!
Bu golle, bazı meslektaşlarına "Tabela yazarları" diye nara atıp, gol atamadığı için Hakan''a düşman olarak kendisiyle çelişen bazılarına da cevap veriyordu Kral... Bu skorla ay-yıldızlı oyuncularımız, yeni bir Avrupa destanına imza atarken, Türk futbolunun Avrupa''nın yükselen yıldızı olduğunu Brüksel''de bütün dünyaya gösterdi.

