Kaydet
a- | +A

Birbirlerini yeni keşfediyorlardı sanki... Oysa iki yıldır birlikte oynuyorlardı. Otobüs koltuğunda yan yana düştüklerinde, laf lafı açtı ve onlar inanılmaz tesadüflerin sır defterini yaprak yaprak çevirdiler.

* * * Futbol takımının otobüsü Karadeniz''den Doğu''ya doğru hareket etmişti. Büyük umutları, büyük hedefleri vardı. Onlar, çeyrek asırdan fazladır dört takımın başrol oynadığı sahneye sürpriz oyuncular olarak çıkmışlardı. Türkiye, onları hayranlıkla izliyordu. Futbola yeni bir alternatif mi geliyordu? "Mutlu sonu" yakalayacaklar mıydı? Doğu''ya doğru giden asfaltın kara metreleri otobüsün tekerlerinin altında hızla akarken, iki futbolcu konuştukça şaşırıyordu: - Demek altmışbir doğumlusun ve onüç Şubat''ta doğdun? Ben de onüç Şubat altmışbirliyim. - Haydaaa! Bu kadar da olmaz! Demek İstanbul Vefa''da doğmuşsun. Ben de Vefa doğumluyum. - Nee? Haseki hastanesi mi? Hadi canım sen de! Bu kadar da olmaz! Ben de Haseki''de doğmuşum.

- Demek kuvöz komşusuyuz! - Ulan yoksa o bangır bangır ağlayan sen miydin yanımda... Hah hah haa... İki futbolcunun, ellerinde söylediklerinin kanıtı olarak ikide bir birbirlerine gösterdikleri nüfus cüzdanları, hemen ön sırada oturan kaptanlarına hararetle anlattıkları bu müthiş tesadüfler zinciri ve havada uçuşan kahkahalar büyük bir gürültüyle karanlığa gömüldü. Futbolcularla dolu takım otobüsü, karşıdan gelen kamyona büyük bir gürültüyle çarparken sadece koltuklarda oturan yirmiüç kişi değil, bütün Türkiye sarsılmıştı. * * * Kaderin cilvesi ve trafik canavarının sürprizi bu kadarla kalmadı: Çekiçle ezilmiş bir teneke gibi tanınmaz hale gelen koskoca otobüste iki futbolcu can verdi. Ölen bu iki kişi, aynı gün doğan iki futbolcuydu...

ÖNE ÇIKANLAR