Kaydet
a- | +A

Bir futbol maçı hakem açısından biraz gerilimli geçti mi, bildik görüntüye hazır olun: Bitiş düdüğüyle birlikte on kadar polis, başlarında miğfer, ellerinde kalkanlarıyla yarışa çıkmış gibi nefes nefese orta sahaya doğru öyle bir koşar ki, sanırsınız hakemi kesiyorlar! Tribündekiler bu manzara karşısında daha bir ateşlenir, savunmaya alınmış hakeme hücum etme "ihtiyacı duyarlar." Bana sorarsanız, bir hakem maçın içine kan doğrasa bile, böyle bir savunmaya hiç gerek yoktur.

Çünkü tehlike saha içinde değildir; sonuçta sahadakilerin "kimliği bellidir." Futbolcu, teknik adam, saha görevlisi v.s. Bir saldırıda cezasını göreceğini bilen bu insanlardan kim dövecek hakemi? Soyunma odasının girişine bir tente tünel yaptırırsınız, hakem ve oyunculara tribünden birşey atılmasın diye o oynak tünel saha içine doğru çekilir, olur biter.  Bunları niye anlattım?  Orta Anadolu''da bir birinci lig maçı... Hakem, aleyhine verdiği penaltı ve gösterdiği bir kırmızı kartla evsahibi takımın öfkesini çekmişti. Üstelik, rakip takım penaltıyı kaçırmıştı. Tribünler, hakemin bu haklı iki kararını da içine sindirememiş, sürekli protesto halindeydi.

Stresli maç berabere bitti. Yine bir manga polis, birbirleriyle yarışır gibi orta sahaya seyirtti.

Hakemi çembere aldılar.

Polislerden biri hakemin koluna girdi, çünkü zorlukla yürüyordu... Tribünlerden yağan cisimler, polis kalkanlarına çarpıp, ürkütücü seslerle sağa sola sekiyordu.

 Hafta içinde bir gazetede küçük bir haber yeraldı.

Haber hakemle ilgiliydi. Seyirciler tarafından hakeme yapılan bir saldırı sonucu genç hakemin dünyası kararmıştı.

Hakemin hastane yatağında çekilmiş bir fotoğrafı vardı haberde...

Oysa olayın aslı biraz farklıydı: Hakemi korumak için orta sahaya koşan polislerden biri evsahibi takımın taraftarıydı ve hakemin yanına ulaştığında, o kalabalıkta diziyle hakemin iki bacak arasına öyle bir vurmuştu ki...

Genç hakem erkekliğini kaybetmişti!

ÖNE ÇIKANLAR