Kaydet
a- | +A

* Doksanıncı hikayede futbol fanatizmini konu etmiş ve inanılmaz bir öyküyü anlatmıştım.

Bir genç, arkadaşlarına bir vasiyet bırakmış, sonra da traktör kazasında ölmüştü. Gençler, bu futbol delisi arkadaşlarının vasiyeti gereği cenazesini, geceyarısı ilçe stadının santra yuvarlağına gömmüştü. Bu yazı yayınlandıktan sonra, ölen gencin arkadaşı aradı. Ve, bir başka hikaye çıktı ortaya... Meğer bu ilçenin bir bayan futbol takımı vardı ve vasiyet bırakıp ölen genç, bu takımın golcüsü olan kıza aşıktı! Şimdi bu futbolcu kız, hiçbir şeyden habersiz, kendisini seven gencin "mezarı" üstünde top koşturuyor! * Birinci Lig''de bir futbolcumuz, faul yaptığı hemen her pozisyonda rakibine elini uzatıyor, ya da onu yerden kaldırmaya çalışıyor. Ama faule maruz kalan rakipleri hep kart görüyor! Farkındayım; bilmece gibi oldu. Peki neden? Çünkü faul yapan oyuncu özür diler gibi el uzatırken tebessümle birlikte ağır küfürler ediyor, rakipleri de isyan... * Ve ülke dışından bir öykü: Futbol delisi bir zengin, gönül verdiği takımı satın aldı, 50 milyon sterlin harcadı, tam bir "rüya takım" kurdu ve sezon başında kendisine ait helikopterle uçarken yere çakılıp öldü. (Şampiyonlar Ligi''ndeki temsilcimiz, bu takıma her iki maçta da yenildi.) *Her deprem bin dram...

Düzce depreminden sonra bölgede ikamet eden eski bir güreşçiyle konuştum. Eşini kaybetmişti. Deprem öncesi eski güreşçi bilgisayar başında çalışırken, eşi mutfakta yemek pişiriyordu. Bir taraftan da radyo dinliyordu. Radyonun sesi biraz yüksekti ve güreşçi eşini ikaz etmek zorunda kalmıştı; "Hayatım, şunun senini biraz kıs." Bu, eşiyle son konuşması olmuştu.

Burada çarpıcı olan şuydu:

Radyoda bayan bir şarkıcı bağırıyordu: "Dünyada ölümden başkası yalan."

Bu da ölen eşin duyduğu son şarkı olmuştu.

ÖNE ÇIKANLAR