Bugünkü "kahramanımız", yalan olmasın, Türkiye İkinci Futbol Ligi''nde neredeyse bütün takımları çalıştırmış, "başarı" az, "kaşarı" bol bir teknik direktör... Hocamız her maç öncesi yönetime masraf listesi veriyor. Mesela: Otel giderleri....50 milyon Prim tutarı.........100 milyon Ulaşım...............50 milyon Vesaire.............200 milyon (Bütün masraflardan fazla tutan bu "vesaire" de neyin nesiydi? Yönetim biliyordu ki, -en azından öyle inanıyordu ki-, bu vesaire, "puan alımında" kullanılan bir para... Doğrusunu hoca bilir!) Yine kovulan bir meslektaşının yerine bir takımın başına gelmişti. Maç konuşmasında esip savuruyordu: - Ben her zaman futbolcunun yanındayım. Yönetimin futbolcu üzerindeki baskısını asla kabul etmem. Bundan sonra burada benim dediğim olacak. Sizlerin hakkını sonuna kadar savunacağım. Hakedeni oynatacağım. Torpil, kayırma şu bu yok! Futbolcular etkilenmişti. - Ve şimdi maç kadrosunu açıklıyorum, dedi. Dedi de... Ceplerini araştırdı, karıştırdı listeyi bulamadı. Tam o sırada yöneticinin biri kapıyı açtı: - Maç listesini vermeyi unutmuşuz hoca; al... diye uzattı listeyi. Deplasmandaki bir maç öncesi konuşmasında hoca: - Çocuklar bugün hakemden birşey beklemeyin. Maalesef ayarlayamadım, dedi. Maç başladı, yirminci dakikada rakip takım kaleciye yapılan faulle karışık bir gol attı.
Hoca, golü veren hakeme saldırdı, küfür etti. Hakem onu sahadan attı. Derken hocanın takımı beraberliği sağladı. Son dakikalarda da bir penaltıyla maçı kazandı. Teknik direktörümüzün maç sonu konuşması: - Aslında hakemi bağlamıştım da size söylemedim. Beni devrenin sonunda atacaktı erken attı. Hepsi senaryoydu. Bunu bana anlatan futbolcusu, - Senaryo, hocanın söyledikleriydi galiba, dedi. Maç başlamadan önce para atışı yapıldı. Yarı sahalara yerleşmiş iki takımın yer değiştirmesi gerekti. Yedek kulübeleri de yer değiştiriyordu.
Rakip oyuncu, santra sonrası öne çıkan kalecinin üstünden topu ağlara gönderdi. Bugünkü kahramanımız olan hoca, daha kulübedeki yerine oturuyordu. Seyircinin zaten maç öncesi süren coşkulu tezahüratı yüzünden yedikleri golün gürültüsünü de duymamıştı.
Saatine baktı, tabelaya baktı... Aaa, 1-0!... Yardımcısına döndü, espriyi patlattı (!): - Tabelaya bak, gerizekalılar! Geçen maçın skoru duruyor hâlâ...

