Kaydet
a- | +A

- Haydi maça maçaaa! O gün sahil şehrinde duyulan tek ses buydu sanki... Bütün şoförler, muavinler kapıları açık arabaların yanında, sokaklardaki insanlara aynı cümleyi haykırıyordu:

- Haydi maça maçaaa! Maç gerçekten büyüktü. Bütün bir sezonun emeği gelip son doksan dakikaya düğümlenmişti.

Kazanırlarsa Birinci Lig''e vize veren yükselme maçlarına katılma hakkı kazanacaklardı. Üstelik rakip, iddiasını çoktan tüketmiş bir takımdı. Şehirde günlerdir bu maç konuşuluyordu. Kahvelerin, resmi dairelerin, sıcak ev sohbetlerinin ortak konusuydu.  Gelin gibi süslenmiş mütevazi stad yükünü almıştı.

Yaşlı-genç, kadın-çocuk ortak randevuda buluşmuştu. Evsahibi takım "ÖNCE DOSTLUK" pankartıyla sahaya çıktığında adeta yer yerinden oynadı.

Derken rakip takım... Derken hakemler... Ve maç başladı.  Birşeylerin kötü gideceği, daha maçın beşinci dakikasında yere ters basan evsahibi takım golcüsünün sakatlanarak sahayı sedyeyle terk etmesiyle belli olmuştu sanki... Futbolcular stres içindeydi.

Taç atışını geç kullanan rakibini ittiği için sarı kart gören evsahibi takımın solbeki, sinirlendiği aynı oyuncuya iki dakika sonra sert bir faul yapıca bu kez oyundan atıldı. Kırmızı kart gören futbolcu, -bütün meslektaşları gibi- takımını eksik bırakmanın suçunu başka yere fatura etmek için hakeme el-kol hareketleriyle itiraz etmeye başladı. Hakem ise futbolcunun sırtını okşayarak teselli edip, nazikçe saha kenarını gösterdi. Rakibi on kişi kalınca cesaretle saldıran misafir takım, gol üstüne gol kaçırmaya başladı. Ama ilk yarı golsüz bitti. İkinci yarının ortalarında rakip takımın geliştirdiği atakta forvet oyuncusu kaleciyle burun buruna kaldı. Kaleci kendisini çalımlayan futbolcuyu arkadan çekince hem penaltıya sebep oldu, hem kırmızı kart gördü. Ve bu penaltı golüyle maç da bir sezonluk rüya da sona erdi! İştahla oturduğu bir sofrada yemeği önünden çekilip alınmış gibi sessizce yutkunan, oturduğu yerde külçe gibi yığılıp kalan seyirci, ne kendi takımını protesto etti, ne rakibi... Bu maçın hikaye edilişinin tek sebebi ise şuydu: Türkiye''de ilk kez bu maçta ilginç bir olay yaşandı.

Maç içinde, evsahibi takımın iki futbolcusunu oyundan atıp bir de penaltı veren hakem, bitiş düdüğünden sonra soyunma odasına yürürken, giderek artan bir tempoyla ve "Delikanlı hakem" tezahüratıyla bütün tribünler tarafından ayakta alkışlandı! Kaybeden takımın teknik direktörü bu olayı bana anlattığında sözünü şöyle bitirmişti: - Maçtan sonra hocayı tebrik için hakem odasına gittiğimde sandalyeye çökmüş, başını önüne eğmiş çocuk gibi hüngür hüngür ağlıyordu, dedi.

ÖNE ÇIKANLAR