Kaydet
a- | +A

Kızlar ve kadınlar, ellerine kına yakarlardı. İhtiyaca göre saçına kına vuranlar da olurdu”

Arda boyları ile ilgili hatıramı anlatmaya devam ediyorum. O bölgede, iklim ve toprak mısır yetiştirmeye uygundu. Mısıra "mısır", koçanına "kobak", kobağı örten kat kat kabuğuna "kavuz" ve "purilo" derler. Mısırın gövde kısmına, yani kökten püsküle kadar olan kısmına "şuma" denirdi. Kabuğu örten puriloyu atmazlardı. Bunun uzun ve yumuşak olanlarını ayırırlar ve bundan hasır örerlerdi. Komşu kadınlar ve bilhassa genç kızlar sırayla evlerde toplanır, el birliği ile yani imece usulü ile hasırları örerlerdi. İmeceye "meci" derlerdi. Uzun kış gecelerinde, mâniler söyleyerek hem iş yaparlar hem de bir bakıma eğlenirlerdi. Ev sahibi, mısır patlatır, duruma göre turşu, pekmez, meyve gibi ikramlarda bulunurdu. Hasırlar, gayet dayanıklı olurdu.

Şuma, uygun büyüklükte olan ağaçların üzerine kaldırılır; koni biçiminde ve su almayacak şekilde istiflenir, kışın hayvanlara yedirilirdi. Şuma kupaları (yığınları), karlı kış günlerinde çok işe yarardı.

Buğday ekmeğinden ziyade, kaçamak ve mısır ekmeği yerlerdi. Kaçamak bu yörenin âdeta millî yemeği (ekmeği) idi. Mısır unundan koyu olarak yapılan bulamaya kaçamak denir. Daha çok, ufak lokmalar hâlinde büyük tabaklara konularak, üzerine kızgın tereyağı gezdirilir ve yenirdi. Zaten başka yağ kullanılmazdı. Yağlı koyun etini kaçamakla yemeyi çok severlerdi. Elle, üç parmakla yerlerdi.

Erkekler el dokuması şayak (aba) elbise giyerler, bellerine yine el dokuması; ince, kırmızı kuşak dolarlardı. Çok soğuk kış günlerinde, özellikle çobanlar, ayakla diz arasına "dolama" denilen bir keçeyi sararlardı.

Kadınlar siyah ferace giyerler, başlarına beyaz örtü bağlarlardı. Buna "mafez" denirdi. Genç kızlar içeride, başlarına, ipekli, parlak, renkli, kenarları oyalı bir çeşit tülbent bağlarlar; buna "kıvrak" denilirdi. Önlerine "mendil" dedikleri önlük bağlarlardı. Bunu da kendileri dokurlardı.

Kızlar ve kadınlar, ellerine kına yakardı. İhtiyaca göre saçına kına vuranlar da olurdu. Kınaya bir makyaj ve boya olarak değil de neredeyse kutsiyet gibi daha derin bir anlam izafe ederlerdi. Seksenlik, doksanlık ninelerin bile elleri kınalı olurdu, "öteye" kınasız, beyaz elle gitmek istemezlerdi; toprağa kınalı girmeyi tercih ederler, kınasız ölmekten korkarlardı.

Sünnet çocuklarının baş parmağı ile işaret parmağına kına yakılırdı, ileride eli silah tutsun diye.

Hakkı Dinç- Kırklareli

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.