“Rabbim düşmanıma vermesin. Evlat acısı yaşayan bir babayı ilk kez yakından gördüm.”
Tıp Fakültesi son sınıf öğrencisi Yusuf kardeşimizin hatırasına bugün de devam ediyorum...
Herkes ayrı perişandı. Yurdun aşçısı Erhan Abi, öyle emeği var ki üzerimizde. Şimdi Kayseri Yurdumuz’da... Ondan önce de öğrenci evlerimizde yemeklerimizi yapardı. Hatta öyle ki benim eşimin elinden yediğim yemeklerin süresi, Erhan Abi’nin yemeklerini daha yeni geçmiştir. Yusuf ona da demiş ki: “Abi 9 senedir senin yemeklerini yedim ben, babamdan çok görüyorum seni.”
Morgun hemen kapısındaki mescitte oturduk. Kur’ân-ı kerim okuduk, dualar ettik. Elimizden başka hiçbir şey gelmiyordu çünkü. Cenaze nakil aracı da hazırdı. Ailesi hemen alıp dönmek istiyordu Yusuf’u.
Sonra o an geldi. Yusuf’un ailesi geldi. 1 ay sonra birlikte yurttan eşyalarını almaya gelecekleri ciğerparelerinin cenazesini almaya. Önce babası indi arabadan. Uzun boylu, heybetli bir adam Baki Amca. Ama evlat acısıyla eriye eriye gelmiş adam yolda. Kardeşi Yunus Emre indi, Yusuf’un aynısı. Sonra da dayı. Dayı metin durmaya çalışıyordu. Evlat ve kardeş acısı yaşayan iki kişi ona emanetti. O acısını daha sonra yaşayacaktı. Herkese tek tek sarıldı Baki Amca. Sonra yavaş yavaş indik morga. İçeri girdik, kapağı açtık. Önce Yunus Emre gördü kardeşini: “Ben seni böyle mi alacaktım, kalk!” dedi ve fenalaştı. Aldık Yusuf’un yanından. Sonra Baki Amca geldi Yusuf’un başına. “Oğlum” diye bağırıp sarıldı Yusuf’a. “Şu ana kadar bir umut diyordum ben!” dedi. Yusuf’u öyle görene kadar hep bir umut demiş Baki Amca...
Ben evlat acısı yaşamadım. Rabbim can düşmanıma dahi vermesin. Ama evlat acısı yaşayan bir babayı ilk defa bu kadar yakından gördüm. Çok ama çok zormuş. Aldık Yusuf’umuzu cenaze nakil aracına yerleştirdik. Başta Yusuf olmak üzere herkesi önce Rabbimize, sonra şoför arkadaşa emanet edip sabah 4’te Sakarya’ya yolcu ettik. Yusuf’umuz arkasında bir sürü insanın hüsnü şehadetiyle emanetini Rabbine teslim ettik.
2 saat uyuyup işe gitmeye hazırlanırken Hatice Kübra da uyandı, yanıma geldi. “Yusuf abim nasıl oldu baba?” dedi. Burnumun kemiği sızladı. “Çok iyi kızım” diyebildim sadece. Merak etme kızım, Yusuf abin cennette inşallah… Ruhuna Fatiha...
Haşim Ahmet Soylu

