“Beni biraz bekleyin dedi ve eve gitti. Biraz sonra getirdiklerine şaşırmamak elde mi?!."
Kuzuluk’ta devre mülk her zaman keyifliydi ama bu defa bir başka güzellik yaşadık... Çocuklarla o gün Bilecik’in Osmaneli köyüne doğru Necip Abi ile yola çıktık. Köy yolunda ilerlerken çevre, temiz hava kuş sesleri insana keyif veriyordu...
Baktım bir tarlaya domates ekmişler... Dalından domates yemek de ne keyifli olurdu.
Tarlada da bir abla çalışıyordu. Sen misin tadımlık birkaç domates isteyen. Abla “Durun hele” dedi bir poşet domates toplattırdı. Yan tarafta fasulye de varmış. Bir poşet de fasulye toplattı... İki poşet... Yetmez bir de kıvırcık marul... Ya ne cömert bir ablaymış dedim. Teşekkür edip arabaya yönelecekken elimi cüzdanıma attım: “Abla borcumuz ne kadar?” diyecekken “Yo katiyen olmaz. Öyle şey mi olurmuş?” diye kesinkes reddetti. Biz biraz mahcup arabaya binerken dedi ki:
“Beni eve bırakabilir misiniz?”
“Tabii hemen buyurun” dedik. Zaten köy hemen şuracıktaydı. Eve gelince:
“Sizden ricam beni birkaç dakika bekler misiniz?”
“Tabii neden olmasın...”
Biz “hayırdır inşallah” diye beklerken çok geçmedi abla kapıda gözüktü. O da ne öyle? Elleri doluydu... İki adet beş kiloluk zeytin. Bir tane beş kiloluk turşu. Dört tane de koca kabak... Hemen araçtan inip yardım edelim dedik. Kim bilir nereye götürecekti. O da ne öyle?
“Bunları size getirdim. Hediyemdir” demesin mi? Nasıl mahcup olduk... Ya bu kadarı da olmaz ki... Bu kez yanımdaki Necip Abi elini cüzdanına attı... Abla yine “sakın ha... Siz misafirimizsiniz” dedi... Ne yapsak ne etsek derken arabamızda bal olduğunu hatırladım. Dedim “Hediyeleşmek sünnettir. O hâlde siz de bu balı kabul edin ne olur...” Bir şey diyemedi bu söz üzerine mecburen kabul etti.
Sonrası daha enteresandı biliyor musunuz? “Şimdi beni tarlaya bırakabilir misiniz?” dedi...
Kurban olurum veren Allaha ben... Meğer ablamız bu ikramları yapmak için kendini evine götürtmüş. İkramdan söz ederse gitmeyebiliriz düşüncesiyle sadece “eve bırakabilir misiniz” inceliğini göstermiş. Şu cömertliğe bakar mısınız? Şu nezakete şu hassasiyete... Ablamıza dualar ederek, teşekkür ederek tarlasına bırakıp Kuzuluk’a döndük... O gün her şeye değdi... Çünkü Anadolu’da insanlığın, cömertliğin, misafirperverliğin yaşadığını gördük. Gördük ve bizzat yaşadık... Rabbim hepsinden razı olsun...
Habib Arvas

