Türkiye Gazetesi E-Gazete
Arama
Kaydet
a- | +A

“Şoför konuşmaya başlayınca durumun farkına vardım. Meğer şoför alkol almıştı!..”

90’lı yıllardı… İş yerimiz İstanbul Vilayet Binası’nın tam karşısında evimiz Yenibosna’daydı.

Gece geç çıkıyorduk genelde. Servis yol ayrımında indirip yoluna devam etti. O saatlerde araç bulmak zordu. Hatta taksiler bile doluydu. Epey sonra, yanımıza yerli bir araç yanaştı. Şoför camı araladı: “Yenibosna Radar mevkiine gidiyorum, gelmek isteyen varsa” dedi.

Şöyle sağımıza solumuza bakındık. Benimle beraber durakta bekleyen 3-4 kişi “Olur, biz gelebiliriz” dedik.

Ben bulunduğum yere kapı denk mi geldi nedir açtım kapıyı ön koltuğa oturdum fakat nedendir bilinmez, az önce “geliriz” diyenlerin hiçbiri araca binmedi. Şoför de ısrar etmedi ve şoför ile ben yola koyulduk.

Araç hareket ettikten bir süre sonra şoför konuşmaya başlayınca durumun farkına vardım: Şoför alkol almıştı. Sarhoştu. Meğer duraktakiler bunu anlayıp binmemiş, ben ise yorgunluktan fark edememişim.

Kısa sürede bir karar vermem gerekiyordu. Acaba aracı durdurup insem mi, yoksa konuşarak dikkatini dağıtmadan gideceğim yere kadar sabretsem mi? Sonunda ikinci yolu seçtim. Şoför anlatmaya başladı. Parke işi yaptığını, müşterilerinin kendisinden çok memnun kaldığını, işinin ne kadar kıymetli olduğunu anlatıyordu. Sanki kendisini tanıtmak ister gibiydi. Ben de sakin kalmak için sohbetine eşlik ettim.

Şükür ki gideceğim mesafe uzun değildi. Nihayet ineceğim yere geldiğimizde “Burada ineyim” dedim. Aracı sağa çekip durdu. Fakat bu kez ceplerini karıştırmaya başladı. Ne aradığını sorduğumda “kartvizitimi arıyorum” dedi. Biraz uğraştı ama bulamadı.

“Kartvizitim kalmamış” diye homurdanmakla mırıldanmak arası ses çıkarırken eli de ceplerini yoklamaya devam ediyordu.

Sonra yan tarafında duran yaklaşık 25 cm uzunluğunda, 5 cm kalınlığında bir parke parçasını eline aldı. Üzerine telefon numarasını yazdı ve bana uzatarak:

“Kartvizitim yok ama bunu al, bir gün işin düşerse beni ararsın” dedi.

Ben de teşekkür edip elindeki o ilginç “kartviziti” aldım ve araçtan indim. İner inmez araba hızla uzaklaştı.

Peki ben ne yaptım? Aradan yıllar geçmesine rağmen, o gece yaşadıklarımı ve bana uzatılan o parke parçasını hâlâ unutamıyorum. Her hatırladığımda hem tehlikeli bir olaydan nasıl ucuz kurtulduğumu düşünüyor hem de o tuhaf kartvizit yüzünden tebessüm ediyorum…

Rumuz: Kartvizit

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR