Aile toplumun içindeki en küçük yapı taşıdır. Biliyoruz ki eğitimin ilk temelleri ailede atılır. Ailede bireyler birbirine saygı sevgi ile hitapta bulunurlarsa eğer bu dışarıda da bu şekilde ilerler. Saygı gösteren birey saygı görür, saygı gören çocuk saygıyla hitap eder ve saygın bir birey olarak adımlarını sağlam atar...
Aile içerisinde çocuğa en kaliteli hitap şekli kendi ismi ile olmalıdır. Bu konuyu pedagojik anlamda değerlendirirsek, hepimizin sıklıkla kullandığı ‘kızım, oğlum, çocuğum, yavrum, evladım’ gibi söylemler çocukların ruhsal ve psikolojik gelişimleri hem de rollerini içselleştirmeleri açısından oldukça faydalı, uygun ve yeterli hitaplardır. Bu şekilde çocuğun aile içindeki rolü ve kimliği sabitlenir. Çocuk ile birlikte veya ayrı bir şey yapıldığında hitabımızın başına ‘canım, güçlü, akıllı, marifetli…’ gibi kelimeler eklememiz çocuğumuzu motive etmektedir. Bu şekilde çocuk yapacağı görevi büyük bir sorumlulukla yerine getirmeye özen gösterir...
Günümüzde maalesef aile dinamikleri değişime uğradı. Anne babalar çocuk, çocuklar anne baba sıfatına büründü. Bizim hitap şeklimiz karşımızdakinin hayatımızdaki rolünü kapsar. Eğer aileler çocuklarına bu şekilde hitap ediyorsa çocuklarda kimlik bunalımına yol açabilir. Bu doğrultuda ‘anneciğim, babacığım, aşkım, sevgilim, bu şekilde hitaplar çocukta kimlik bunalımına neden olabilmektedir.
Bazı hitaplarımız ile de çocuğumuzu aşırı yüceltmemeliyiz. Bu hitapları çocuğumuza eklediğimizde çocuk kendini ulaşılmaz hissedebiliyor. Her çocuk nadide ve özeldir. Her şeyin aşırısı zarardır buna istinaden ‘paşam, aslanım, kralım, prensesim…’ gibi hitaplar çocuğun kendini üstün görme, diğer insanları küçümseme, benlik algısında problemlere, insan ilişkilerinde problemlere, öz eleştiriyi kabul etmeme gibi sıkıntılara sebebiyet verebilir.
Çocuklarınıza ‘aptal, tembel, yaramaz, geri zekâlı, beceriksiz’ gibi sıfatlar ile hitap etmekten kaçının. Çünkü bunu bir tekrar dahi çocuğunuzun sıfatı kabullenip kendini o sıfat olarak görmesine ve benlik saygısını yitirmesine sebep olabilir.
Ebeveynler olarak orta yolu bulucu olmalı çocuğumuzu kimlik bunalımına ve gereksiz egolara sürüklememeliyiz. Çocuğumuza sıfatlar eklerken ölçülü olmalıyız. Bizim belirlediğimiz sıfatlara göre kişilikleri oluşur. Onlar bize emanet, emanetlerimize en güzel şekilde sahip çıkmalıyız.
Tuğba Kaynak-Çocuk Gelişim Uzmanı
ŞİİR
Son rüya
Uykum uykusuzluğa firar etmiş
Gözlerim isyanda yorgun bitap
Aklım çoktan kapatmış
Kendini kendi zindanına
Yok, oluşun eşiğinden bitmiş
Hayat
Umut,
Umudu unutmuş çaresiz
Ağlayan gözler sağanak yağmurda
Dertler sıraya girmiş
Yanı başında
Rüya olsun diye dualar eden garip
Farkında aslında hepsi gerçek.
O ölüm uykusunun
Son rüyasında
Lütfü Yarar
TARİHTEN BİR YAPRAK
ERTUĞRUL ALAYI: Kayı Boyuna mensup Karakeçili göçebe oymağı, eski zamanlardan beri her yıl Söğüt’teki Ertuğrul Gazi Türbesini ziyaret etmekte ve bununla ilgili şenlikler yapmaktaydı. Sultan İkinci Abdülhamid Han, bu ziyaret ve şenliklere resmî bir kimlik kazandırdı. Kendi oymağı saydığı Karakeçili gençlerinden Ertuğrul Alayını kurdu. Bu oymak mensuplarını, ziyarete gelen Alman imparatoruna, “akrabalarım” diye takdim etti.
“Ertuğrul’un ocağında uyandım/Şehitlerin kanlarıyla boyandım” beytiyle başlayan bir marş bestelenip yıllarca dillerde söylenip gönüllerde yaşatıldı. Bugün Kayı boyu mensupları, genellikle; Eskişehir, Mihalıççık, Orhaneli, Isparta, Burdur, Fethiye, Muğla, Aydın ve Ödemiş, Urfa Siverek, Adıyaman Besni, Çorum İskilip civarında vb. yaşamaktadır.

