Türkiye’de çay kültürünün 1800‘lü yıllarda, yani Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında başladığı söylenebilir. Türkiye’de ilk çay fabrikasının kuruluşu, kahvaltılarda vazgeçemediğimiz bir içecek hâline gelmesi Cumhuriyet dönemine denk gelmektedir. Çayın yetiştirildiği Türkiye, Çin, İngiltere, Rusya, İran, Hindistan, Japonya ve Fas gibi ülkelerde demleme çay kültürü bulunmaktadır. 16 tane ülke gezmiş bir insan olarak Türkiye’dekinin tıpatıp aynısı olan demleme çayı Bosna Hersek devletinin başkenti olan Saraybosna’nın Başçarşı mahallesinde Türkler tarafından işletilen bir kafede, zaten soydaşımız olan Azerbaycan ve KKTC şehirlerinde bulabildim. Diğer ülkelerde de sadece Türklerin yoğun olarak bulunduğu mahallelerdeki lokanta ve çay ocaklarında demleme çay içme şansım oldu. Ve diğer ülkelerin demleme çay tüketimlerinin farklı olduğunu, mesela İngiltere’de süt ile beraber tüketildiğini öğrenmiş oldum.
Poşet çay kesinlikle demleme çayın yerini tutmayıp zaten daha çok çeşitli bitkilerden elde edilen yeşil çay, melisa, papatya bergamot çayı vs. gibi çaylar için kullanılmaktadır. Bildiğimiz çayın yeri hepimizin gönlünde, sosyal ve kahvaltı/yemek kültüründe bardakta olur ve çok ayrıdır.
Yine hepimizin bildiği gibi, alt kısmında sıcak su üst kısmında çayı bulunan iki parçalı çaydanlıklar evlerimizin de olmazsa olmazlarıdır. Usulünce demlenen çay içenlerin de keyif aldığı müddetçe çay sohbet ortamlarımızın ve kahvaltılarımızın ayrılmaz bir parçası olmaya devam edecektir.
Eskiler çaydan söz ederken “çay ne say ne?” demişler ve çay tiryakiliğini övmüşlerdir. Biz yine de dozu aşmamalı, aşırıya kaçmamalı hatırlatmasını yapalım. Bu duygularla ömrümüz boyunca bu lezzetin devam etmesi dileklerimle...
Burak Elitez-Balıkesir
ŞİİR
Kimsenin bilmediği
Sana hiç söylemedim, içimdeki yerini,
Bir bakışınla kaç kez değiştirdim yönümü.
Sen sıradan bir gün yaşarken habersizce,
Ben bir ömre sığdırdım sana olan gönlümü.
Adın geçse susar dilim, gözlerim ele verir,
İnsan en çok sakladığı yerde kendine yenilir.
Sen beni hiç düşünmeden uykuya dalarken,
Benim gecem bir tek senin ihtimalinle devrilir.
Ne bir söz verdin bana ne de bir ümit ettin,
Ben kendim sevdim, sen bir şey hissetmedin.
Senin için belki sıradan bir yüzüm yalnızca,
Ben seni görmediğin bir kalpte başköşe ettim.
Bir gün olur da ansızın aklına düşersem eğer,
Bil ki bazı sevdalar ne unutulur ne diner.
Sustukça büyür içimde söyleyemediklerim,
Gurur dediğin başı dik, geceleri boyun eğer.
“Sırrî”
BİTKİLERİN DİLİNDEN
YEŞİL MERCİMEK: Yeşil mercimek bu ayların en sevilen baklagillerinden biridir. Bitkisel protein deposudur. Mercimek vücutta kas gelişimini destekler kasları onarmada yardımcı olur. Mercimek insanı tok tutar. Mercimek bağırsak dostudur. Lifli bir gıdadır. O bakımdan bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olur ve kabızlığı önler. Faydalı bakterileri besler. Mercimek Glisemik indeksi de düşüktür. Kan şekerini ani yükseltmez. Diyabeti yönetmeye yardımcı olur.
Mercimekte Folat (B grubu vitaminlerinden biri olan B9 vitamininin doğal formudur) magnezyum, potasyum ve çözünür lif bulunur. Bu bakımdan kalp damar sağlığını da destekleyen bir bakliyattır. Mercimek vücuttaki hücre hasarını gidermeye çalışır. İltihapla mücadele eder. Böylece bağışıklık sistemini güçlendiren iyi bir besindir. Demir emilimini artırmak için biraz limon veya biber gibi C vitamini kaynaklarıyla desteklenirse harika olur. Gaz yapmaması için bir gün önceden ıslatıp pişirmek önerilir... Sağlığınız için doktorunuza danışınız.

