Çanakkale zaferini anlayabilmek için 1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşına bakmak gerekir. Birinci Dünya savaşında İngiliz Donanması Churchill’in önceden aldığı tedbirler olmuştur. Kendince bu tedbirler çok mükemmeldir. Bu tedbirlere rağmen ordusunun yetersizliğini hesap edememiş mükemmel olarak değerlendirdiği donanmaya güvenmiştir. 1915 yılında zayıf durumda olan Rusya’ya yardım etmek için harekete geçerler. Fransızlarla birlikte Çanakkale’den geçip Rusya’ya yardıma yönelirler. Bu taktikleri siyasi açıdan mükemmeldir ama hesaplayamadıkları bir durum vardır. O da Türk askerinin akıllara sığmayan kahramanca savunmaya geçmesi...
Çanakkale’de yaşanan ve dünya tarihine geçen savaşlar zekâ ile birlikte kahramanlıkların yaşandığı destanlarla doludur. Kirte Muharebeleri, Zığındere ve Anafartalar muharebesi, Kocaçimen, Conkbayırı, Kanlısırt, Kirtetepe, Kanlıtepe, Aslantepe muharebeleri herbiri ayrı ayrı filmlere konu olması gereken önemli savaşlardır... Ama biz hepsine birden Çanakkale savaşı deyip geçeriz... Yaşayanların o zaferleri nasıl kazandığını konuyla doğrudan ilgili tarihçilerimizden başka da kemseler bilmez...
Oysa o canhıraş verilen mücadeleler sonrası Çanakkale geçilememiştir Türk’e karşı başarılı olamayacağını anlayan düşmanlar, bize belli etmeden gizlice çekilmeye başlamışlardır. 1916 Ocak ayında tamamen çekilip gitmişlerdir. Türk milletinin tarihinde ayrı bir önem taşıyan ve 9 aya yakın süren Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 250.000 bin şehit verilmiş ve ne acıdır ki yeni yetişen bir nesil burada erimiştir.
Sonuçta Türklerin cesareti İngilizlerin soğukkanlılığı, Türk’ün azmi İngiliz’in inadı bu savaşta sonuna kadar mücadele etmiştir... Türk vatanseverliği İngiliz gururunu yenmiştir ve şanlı tarihimize “Çanakkale geçilmez” ibaresini yazdırmıştır.
Ömer Reşat Altınok
ŞİİR
Çanakkale geçilmez
Derler ya, Çanakkale; "bir devrin battığı yer"
İmânın doğurduğu şâna değer biçilmez
Ölümsüzleşen "Dev"in kalbinin attığı yer
Haykırdık tüm cihâna; "Çanakkale geçilmez"
İtilâf devletleri; Fransa, İngiltere
Ve Anzaklar; Zellanda bir de Avustralya
Dönüşü olmaz yola girmişlerdi bir kere
Kudurmuş kelp misâli, ağızlarında salya...
En modern gemilerle boğazımda durdular
Destânı başlatacak ateş emri verildi
Kan kusan toplarıyla tabyaları vurdular
Nice tâze fidanlar birer birer serildi...
Nusret'im işbaşında, düşman dalmış uykuya
Kanlı bahrın göğsüne döşedi mayınları
Öyle bir set gerdi ki makber denilen suya
Birer birer battılar, bozuldu oyunları...
Artık tüm güçleriyle karaya yönelirken
Koca Seyid'im o an sırtladı gülleleri
Batırdı amirâli üstümüze gelirken
Bu yazdığı destânla, fethetti gönülleri...
Ah o kınalı kuzular, yiğitler, Onbeşliler
Yine destân yazdılar, yedi düvele karşı
Taze birer fidanken çınara dönüştüler
Çanakkale içinde, şahit Aynalı Çarşı…
Derler ya, Çanakkale; "bir devrin battığı yer"
İmânın doğurduğu şâna değer biçilmez
Ölümsüzleşen "Dev"in kalbinin attığı yer
Haykırdık tüm cihâna; "Çanakkale geçilmez!.."
Kadir Çetin
DUYGU DAMLASI
SEVMEK: Sevmek değişik bir duygu... Kişiye özel... Bir biyolojik sevmek var bir duygusal sevmek... Bir maddi sevmek var bir manevi sevmek... Bir menfaat için sevmek var bir karşılıksız sevmek... Sevmenin zirvesine aşk denir elbet... Bir de sevgiye söz edenler vardır... Senin canını verecek kadar sevdiğinin, canını alacak kadar sevmeyeni vardır... Bir acı biberi seven ile sevmeyen arasındaki fark biberi ne ilgilendirir? Sevgi muhabbetinde aslında konu insanın kendini sevmesidir... Nice örnekler verilebilir... Herkes sevgiden sevgisinden söz eder de kimse bu sevme duygusunu kendisine verenden söz etmez... Düşünsenize sevmek diye bir duygu olmasaydı insan ne olurdu? Sevmeyi insana veren bahşeden yüceler yücesi sevgili olmasaydı bizim hâlimiz nice olurdu? Sevgiyi verene şükürler olsun...

