MURAT ÖZTEKİN

KÖTÜLÜK  RESMİ GEÇİT YAPIYOR
Nereden geldiğini ve ismini dahi bilmediğimiz bir çocuk... II. Dünya Harbi’nin kasvetli günlerinde ana babasından uzakta nehirdeki çöp misali oradan oraya savrulup duruyor. “Boyalı” olup diğerlerinden farklı göründüğü için hep dışlanıyor, kötülüğün rüzgârında yollara düşüyor...
Jerzy Kosiński, bir çocuğun başından geçen acı hadiseler üzerinden savaş devri Avrupa’sına bakış sunduğu o meşhur “Boyalı Kuş” romanını neşrettiğinde büyük bir sansasyon uyandırmıştı. Ötekileştirme üzerine kurulu, rahatsız edici kısımların olduğu kitap, çok tartışılmıştı. Ancak yazarın kendi hayatını anlattığını iddia ettiği hikâyenin tam olarak öyle olmadığı anlaşıldı, intihal iddiaları çıktı. Çek yönetmen Václav Marhoul ise o tartışmalı eseri, aynı isimle bir o kadar sansasyonel bir filme adapte etti. “Boyalı Kuş”un oyuncu kadrosunda Petr Kotlar, Harvey Keitel, Stellan Skarsgård ve Barry Pepper gibi isimler yer aldı.

HİÇ BİTMEYEN KOŞUŞTURMACA
Hikâye aslında hiç bitmeyecek bir koşturmaca ile açılıyor. Bir çocuk, emanet edildiği teyzesinin yanında yaşıyor ama etrafındaki herkes onu ten renginden ötürü dışlıyor. Sonunda teyzesi ona yanında daha fazla kalmasının zor olduğunu söylüyor. Öyle de oluyor. Küçük çocuk, trajik bir hadise sonrasında teyzesini kaybediyor ve yollara düşmek mecburiyetinde kalıyor. Savaşın hâkim olduğu Doğu Avrupa kırsalında oradan oraya savruluyor. Önce vampir zannedilip bir cadıya teslim ediliyor, sonra bir değirmencinin hizmetkârı oluyor. Ardından bir kuşçu, bir papaz, kötü bir kadın, çocuk istismarcıları... Her gittiği yerde ayrı bir acı ve yıkımla karşılaşıyor ve her birinde ruhu ayrı bir yara alıyor. Kötülüğün âdeta pervasızca geçit merasimi yaptığı hikâyede, hayata karşı hissizleşen minik yürek, savaşın travmasını yaşayan insanların arasında başka bir savaşın parçası oluyor...

BU ŞİDDET NİYE?
Václav Marhoul siyah beyaz olarak çektiği filminde, Kosiński’in kitabına olabildiğince bağlı kalıyor; renkleri kadar karanlık ve şiddet dolu bir hikâye anlatıyor. Hem maziye kötücül bir bakış atıyor hem de militarizmin kökenlerine odaklanıyor. Ancak küçük bir çocuk karakterinin dâhil edildiği bu “radikal şiddet”, etik olarak tartışılacak birçok nokta barındırmasının yanında, üzeri örtülü bir duygu sömürüsüne de dönüşüyor. Kaşıkla göz çıkarmadan çocuk istismarına kadar uzanan sahneler silsilesi, nihayetinde “öteki” olarak sunulan fikir ve tipolojilere yakınlık kurma vasıtası yapılıyor. Kilise ve geleneksel yapı da bu şekilde taşlanıyor.  
Öte yandan diyalogları az tutup, sükûti bir anlatım tercih eden yönetmen, zor bir yola giriyor. Bu engebeli rotada, yükün taşınamadığı kısımlar da oluyor.
İyi çalışılmış pastoral kadrajlarıyla dikkat çeken eserde, siyah beyaz çekim, maksada matuf bir tercih olarak duruyor. Böylece şiddet de biraz sansüre uğruyor. Ama Elem Klimov’un “Gel ve Gör”ü akıllara getiren eser -eksik ve tartışılacak noktalarına rağmen- genelde ustaca tasvirle seyirciyi yakalayarak iki buçuk saat boyunca sürüklüyor.
Yine de “Boyalı Kuş” bir defa seyretmeye dayanabilenlerin bile ikinci defa bunu yapmak istemeyeceği  bir film. Ancak derdini anlatmayı başaran Çek yönetmen Marhoul, Holokost ve II. Dünya Savaşı sinemasına radikal yenilikler katıyor.

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
PERDE ARALANDI GÜÇ UYANDI

Yönetmenliğini Dean Alioto’nun yaptığı “Geçit” (Portal), mazide vahşet dolu bir hadisenin yaşadığı evi araştıran bir grup insanı merkezine alıyor. Korku türündeki filmin oyuncu kadrosunda Ryan Merriman, Jamie Tisdale, Heather Langenkamp, Najarra Townsend ve Reinaldo Zavarce var. Eserdeki hikâye şöyle: Kırk sene evvel ıssız bir evde, bir baba; eşini ve kızını pompalı tüfekler öldürür. Ancak yaşananların arka planını kimse öğrenemez. Hırslı bir hayalet avcısı grup yıllar sonra bu sırrı çözmek için riskli bir ritüel gerçekleştirir ve açılan geçitten şeytani güçler gelir.

'ASLAN KRAL' UZAYA ÇIKARSA
Ormanlar kralının yolculuğu bu defa uzaya uzanıyor. Yönetmenliğini “Jurassic Hayvanları” gibi animasyonlara imza atan Jason Wright’ın yaptığı “Aslan Kral” (The Lost Lion Kingdom), tehlikeye giren kayıp krallığını kurtarmak için harekete geçen genç bir aslanın maceralarını işliyor. Akıbeti meçhul gezegeni kurtarmak için Samar ve Tusha bir uzay aracıyla mücadeleye girişiyor.  B sınıfı bir görselliği olan film daha ziyade miniklere hitap ediyor.