Mide kanserinde gastrit tuzağına dikkat!
Türkiye’de mide kanseri teşhisi alan hastaların büyük bir kısmı, şikâyetlerini ‘basit bir mide yanması’ diyerek ötelediği için ne yazık ki ileri evrede doktora başvuruyor. İstinye Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Doğan, toplumda yaygın olan mide ilacı ve karbonatlı su kullanımının kanseri maskeleyebileceği konusunda uyararak; “Kanser teşhisinde artık tümörün ‘parmak izine’ göre terzilik yapıyoruz” dedi.
Mide kanseri, sinsi ilerleyişi ve erken teşhisin ihmali nedeniyle Türkiye'de önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ederken, kişiselleştirilmiş tedaviler ve yapay zeka ile gelecekte kanser tedavisinde büyük ilerlemeler bekleniyor.
- Mide kanseri Türkiye'de yaklaşık yüzde beş oranında görülüyor ve özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde kırmızı et ağırlıklı beslenme nedeniyle daha sık rastlanıyor.
- Mide yanması, hazımsızlık ve şişkinlik gibi şikayetler gastrit sanılarak geçiştiriliyor; ancak şikayetler uzun sürerse, ilaçla geçici rahatlama olsa bile sebat ederse veya şiddetlenirse, kilo kaybı ve kansızlık eşlik ediyorsa mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır.
- Mide kanserleri genellikle ileri evrede teşhis edildiği için tedavi şansı azalıyor; erken evrelerde cerrahi ile hastalar tamamen iyileşebiliyorken, 4. evrede sadece hayat süresini uzatan tedaviler uygulanabiliyor.
- Onkolojide kişiselleştirilmiş tıp çağında, tümörün genomik profili çıkarılarak hedefe yönelik akıllı ilaçlar kullanılıyor ve bu da sağ kalım süresini artırabiliyor.
- Endoskopi, mide kanserinde hem tarama hem de kesin teşhis için önem taşıyor ve sedasyon altında konforlu bir şekilde yapılabiliyor; şikayeti olanlar ve ailesinde mide kanseri hikayesi olanlar endoskopi yaptırmalıdır.
- Gelecek 10 yılda yapay zeka ve yeni ilaç kombinasyonları ile kanser tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedilmesi öngörülüyor.
ZİYNETİ KOCABIYIK - Mide kanseri, sinsi ilerleyişi ve gündelik sindirim sorunlarıyla benzerlik gösteren belirtileri sebebiyle Türkiye’de önemli bir halk sağlığı problemi olmaya devam ediyor. Toplumun yaklaşık yüzde beşinde görülebilen mide kanserine, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde kırmızı et ağırlıklı beslenme alışkanlığı sebebiyle daha sık rastlanıyor. Daha da kötüsü bu hastalıkta, “kendi kendine tedavi” çabaları hayat kurtaracak olan erken teşhis süresinden çalıyor.
BU NORMAL BİR AĞRI DEĞİL
Halk arasında müphem seyreden mide yanması, hazımsızlık ve şişkinlik gibi şikâyetlerin genellikle gastrit sanılarak mide koruyucu ilaçlarla geçiştirildiğini belirten Doç. Dr. Özlem Doğan, kritik sınırı şu sözlerle açıkladı: Mide koruyucular şikâyetleri kısa vadede baskılayabilir ama bu bir tuzaktır. Eğer şikâyetler uzun süre devam ediyorsa, ilaçla geçici bir rahatlama olsa bile sebat ediyorsa veya şiddetleniyorsa bu bir alarmdır. Özellikle mide ağrısına kilo kaybı ve kansızlık eşlik ediyorsa, ‘Bu normal bir ağrı değil’ diyerek mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır.
İHMAL EVRE ATLATIYOR
Türkiye’nin kanser tedavisinde çok iyi bir yerde olduğunu aktaran Doç. Dr. Doğan, “Dünyada kullanılan tedavileri ülkemizde çoğu zaman uygulayabiliyoruz. Ancak ihmal sebebiyle mide kanserleri genellikle ileri evrede bize geliyor ve birinci evre ile dördüncü evre arasında gerçekten fark var. Dördüncü evreye gelen tüm kanserler maalesef ki bütün dünyada cerrahi uygulayamadığımız ve o süreçten geriye döndürüp kür sağlayamadığımız kanserler. 1, 2 ve 3’üncü evreyi özellikle erken evre diye nitelendirip bu süreçte hastayı yakaladığımızda bir takım tedaviler sonrasında cerrahi uygulayarak hastayı tamamen sağlıklı hayatına döndürebiliyoruz. Ama 4. evreye geçtiğinde maalesef ki cerrahi şansımız kalmadığı için sonrasında sistemik tedavilerle kemoterapilerle, immünoterapilerle ömür boyu devam etmek zorunda kalıyoruz ve hastayı biz 4. evredeyken maalesef mide kanserinden kaybediyoruz” değerlendirmesini yaptı
TEDAVİDE TERZİ İŞİ
Onkolojide son 10 yılı bir “devrim” olarak nitelendiren Doç. Dr. Özlem Doğan, tedavideki yaklaşım değişimini şöyle anlattı:
Eskiden her hastaya standart kemoterapi veriliyordu. Şimdi ise kişiselleştirilmiş tıp çağındayız. Her hastanın tümörüne genomik profilleme yaparak kanserin ‘parmak izini’ çıkarıyoruz. Hangi gen mutasyonunun kansere yol açtığını tespit edip, o gene yönelik akıllı ilaçlar kullanıyoruz. Mesela HER 2 veya yeni bir biyobelirteç olan Claudin 18,2 pozitifliği tespit ettiğimizde, hedefe yönelik ilaçlarla sağ kalım süresini eski döneme oranla neredeyse iki katına çıkarabiliyoruz.
ENDOSKOPİ İLE HEM TARAMA HEM KESİN TEŞHİS
Toplumdaki endoskopi korkusuna da değinen Doç. Dr. Doğan, işlemin artık sedasyon altında son derece konforlu yapıldığını hatırlattı. Endoskopinin mide kanserinde hem bir tarama yöntemi olduğunu hem de şüpheli alandan biyopsi alınmasına imkân tanıdığı için kesin teşhiste büyük önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Doğan, “Maliyet ve yarar dengesi sebebiyle mide kanseri için ulusal bir tarama programı yok ancak şikâyeti olan ve ailesinde mide kanseri hikâyesi olan herkesin mutlaka endoskopi yaptırması gereklidir” dedi.
GELECEK 10 YILA YAPAY ZEKÂ DAMGA VURACAK
Genomik incelemelerde yapay zekânın onkologlara büyük bir ivme kazandırdığını ifade eden Doç. Dr. Doğan, gelecek vizyonuyla ilgili umut verici mesajlar verdi: “Geçmiş 10 yıla göre bir adım öndeysek, gelecek 10 yılda yapay zekâ ve yeni ilaç kombinasyonlarıyla üç adım öne geçeceğiz. Kanserden tamamen kurtulma şansı olan erken evre hastaları (1, 2 ve 3. evre) cerrahiyle sağlıklı hayatına döndürebiliyoruz. 4. evre hastalarımızda ise immünoterapi ve akıllı ilaçlarla hayat süresini uzatarak çaresiz kaldığımız noktaları aşıyoruz.”
