El Nino, havayı değil hamsi pazarını vuracak! Ünlü profesörden ezber bozan çıkış
Dünya Meteoroloji Örgütü’nün yeni sıcaklık rekorları için %80 oranında uyarı vermesi gözleri El Nino’ya çevirdi. Ancak Meteoroloji Uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, ezber bozan bir çıkışla bu küresel dalganın Türkiye’de havayı değil, balık pazarını vuracağını açıkladı.
Pasifik'teki ısınma nedeniyle küresel balık un ve yağı arzının çökeceğini belirten Kadıoğlu, "Bu kış dışarıdan Türk hamsisine talep patlayacak, hamsiyi bedavaya satmayın" uyardı.
"BU KIŞ HAMSİYİ BEDAVAYA SATMAYIN!"
Habertürk canlı yayınında konuşan İTÜ Meteoroloji ve Afet Yönetim Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, El Nino’nun Türkiye’ye doğrudan bir hava etkisi olmasa da küresel sosyo-ekonomik dengeler üzerinden çok ilginç bir dolaylı etkisi olacağını vurguladı.
Kadıoğlu, balıkçılık sektörüne yönelik çarpıcı bir tüyo verdi:
"Peru kıyılarında sıcak su akıntısı yüzünden tonlarca balık ölüyor. Amerika bu balıklardan protein ve balık yağı elde edemeyince soya fasulyesine yükleniyor, dünyada dengeler değişiyor. İşte böyle yıllarda Türkiye'deki hamsi yağına dışarıdan çok büyük talep gelir. Önümüzdeki kış hamsiyi fazla bedavaya satmayın, değerini tutun."
DÜNYADA KURAKLIK VE SEL TETİKLENECEK AMA TÜRKİYE İÇİN DURUM ÇOK BAŞKA!
El Nino'nun dünya genelinde çok büyük krizlere yol açacağını belirten Prof. Dr. Kadıoğlu, bu doğa olayının küresel çaptaki faturasını şu sözlerle özetledi:
"Bu küresel ısınma dalgası, dünya genelinde özellikle Çin ve Hindistan gibi dev ekonomilerde çok büyük kuraklıklara neden oluyor. Orman yangınlarını, devasa selleri ve tarımsal kuraklığı tetikliyor. Enerji sektörünü doğrudan vuruyor. Örneğin Peru normalde kurak bir ülkedir ama El Nino geldiğinde her şey altüst oluyor."
Küresel ölçekteki bu korkutucu tabloya rağmen Türkiye için durumun çok daha farklı işlediğini vurgulayan ünlü meteorolog, kamuoyundaki "El Nino bizi kavuracak" haberlerine son noktayı koydu:
"Biz Türkiye olarak bu olayların yaşandığı tropik kuşağa epey uzağız. Atmosferde kelebek etkisiyle bize dolaylı yansımaları mutlaka oluyor ancak doğrudan bir etkisi yok. Geçmişteki büyük El Nino yıllarına (1997 ve 2015-2016) baktığımızda, Türkiye'de her seferinde bambaşka hava olayları yaşanmış, yani standart bir etkisi yok. Türkiye için en kritik veri Pasifik’teki su sıcaklığı değil, burnumuzun dibindeki Akdeniz’in yüzey sıcaklığıdır."
ORMAN YANGINLARINDA "ALGI YÖNETİMİ" UYARISI
Her yaz ciğerlerimizi yakan orman yangınlarına da değinen ünlü profesör, Türkiye’deki itfaiye yapılanmasında ciddi bir standart ve kanun eksikliği olduğunu öne sürdü. Yangın anındaki "algı yönetimi" tehlikesine dikkat çeken Kadıoğlu, dikkat çeken eleştiriler getirdi:
EĞİTİMSİZ GÖNÜLLÜ RİSKİ
"İtfaiyecilik Türkiye'de bir meslek değil, standart bir itfaiye kanunumuz yok. Kent ve orman itfaiyesi ayrılmış durumda. Tişörtle orman yangını söndürmeye adam gönderiliyor. Eğitim almamış insanlar orada kurban oluyor."
YANGIN MERDİVENİ TEMİZLİĞİ
"Yangın çıktıktan sonra müdahale etmektense, çıkmamasını sağlamak gerek. Karayollarının otoban kenarındaki kuru otları kesmesi süper bir hamle. Çünkü yol kenarındaki kuru ota atılan bir izmarit, önce çalıyı, sonra ormanı yakıyor. Biz buna 'yangın merdiveni' diyoruz. Bu temizlik her yerde seferberlik gibi yapılmalı."
"DEPREMDEN BAŞKA AFET TANIMIYORUZ"
Koronavirüs pandemisinden sonra vatandaşların ormanlık alanlara ve müstakil evlere akın ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, yapı yönetmeliklerindeki büyük bir boşluğa şu sözlerle parmak bastı:
"Türkiye'de bir tek deprem yapı yönetmeliği var, başka afet tanımıyoruz. Amerika'da 'orman bina yönetmeliği' var. Adam ormana ev yapıyor ama çatısına, bacasına filtre koymuyor. Yanar malzemeden ev yapıyor. Etrafı yakıt dolu. Bazen orman evi yakıyor, bazen ev ormanı yakıyor."
Kadıoğlu, afetlerin kaçınılmaz olmadığını belirterek noktayı koydu: "Doğa olayları kaçınılmazdır ama afetler bir tercihtir."
