BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Vücudun dile gelmesi

“O an gerçekten öleceğimi düşünmüştüm” diyordu beyin, etraftakilere durumu anlatırken. Eller ve ayaklar bedenden bağımsız bir şekilde sallanıyor ve hiç olmadıkları kadar işe yaramak istiyorlardı. Fakat bu pek mümkün olmuyordu. Çünkü düşman bedeni tüm gücüyle içine çekiyor ve sanki çırpındığımı gördükçe bana acınası gözlerle bakıyordu. Gözlerimi biraz açabiliyor ama maalesef etrafı net olarak göremiyordum.  Akciğerler bütün gücüyle bağırıyor ve beynime sürekli olarak nefes almamız gerektiğini vurgulayan elektrik sinyallerini şimşek hızıyla gönderiyordu. Burnum çaresiz bir şekilde, içine dolan ve ardından beynime giden suyu çekiyordu. Konuşamıyordum, bağıramıyordum veya herhangi bir şekilde yardım isteyemiyordum. Sanki ağzım suyla iş birliği yapmıştı ve benim sessizce dibe batmamı istiyordu. Bunlara ek olarak mideme devamlı klorlu su yolluyordu. Mide, böyle bir sıvıyı tanımlayamamıştı. Bu yüzden omurilik soğanına kusma refleksi hakkını kullanmak istediğini belirtiyordu. Belki de son kusmasını yapmak ve bir veda duruşu sergilemek isteyen midenin bu isteği omurilik tarafından şiddetle reddedilmişti.
Beyin ise bütün bu sesleri dinliyor ancak bir şey yapamıyordu. Resmen donakalmış ve ne yapacağını bilemez bir komutan misali savaşın kaybedilişini izliyordu.
Dışarıda insanlar vardı. Beyin bunu önceden görmüştü ve biliyordu. Hatta sanki bir şeyler söylüyorlardı. Fakat iki kulak da sıvıya kendini kaptırmıştı ve olan biteni duyamıyordu. Çok şükür o sadece tıkanmakla kalıyordu. Burun, göz veya beyin gibi yolunu kaybetmiş değildi. Hele kontrolsüz ağız gibi düşman askerinin geçmesine izin verseydi beyin ne yapardı? Bütün bunlar belki mikro belki de nano saniyede oluyordu.
Bu küçük anlar arasında birden beyin bir dürtü hissetti. En sevdiği yemeği gördüğündeki seratonin sinyalleri bir an olsun salgılanmaya başladı. Beyin sonunda savaşı kazanmıştı ve bundan sonra düşmana karşı daha dik durmaya söz vermişti...
         A. Baki Topçam
 
 
ŞİİR
 
    Aşkın adı kaldı
 
Artık her şey sanal oldu,
Aşkın içi boşaltıldı.
Sıradan ve banal oldu,
Aşkın içi boşaltıldı.
 
Kediye köpeğe ‘aşkım’
Dedeye bebeğe ‘aşkım’
Nineye ebeye ‘aşkım’
Aşkın içi boşaltıldı.
 
Ne duygulu hisler kaldı,
Ne aşk dolu sesler kaldı.
Dargın kırgın küsler kaldı,
Aşkın içi boşaltıldı.
 
"Nöbetçi" der hiçbir fertte,
Ne sılada ne gurbette,
Bitti gitti bu nimet de
Aşkın içi boşaltıldı.
 
          Şahin Ertürk
 
 
 
KELAMI KİBAR KİBAR-I KELAMEST
(Büyüklerin sözü sözlerin büyüğüdür)
 
“İnsanın her yaptığı hayırsa sevap hemen yazılır. Hayır işlemeye niyet ettiği zaman, hemen bir sevap yazılır. O hayrı işlemeye giderken her adımı için sevap yazılır. Hele o hayrı işleyince sayısız sevap yazılır... Günahlara hemen yazılmaz. Belki affedilir diye melekler akşama kadar bekler. Eğer hemen tövbe ederse hiç yazılmaz. Tövbe etmezse daha sonra günah yazılır. Fakat daha sonra gene tövbe ederse silinir.”
       Hüseyin Hilmi Işık (rahmetullahi aleyh)
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
628872 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/628872.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT