BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

“İncinsen de incitme!..”

"İnsan vücudunda bir et parçası vardır o düzelirse bütün vücut düzelir. O bozuk olduğunda bütün vücut ifsat olur, bozulur. İyi bilin ki işte o et parçası kalptir." Hadis-i şerif
Sevgili Peygamberimiz, sadece Müslümanlara değil tüm insanlığa merhamet etmeyi, affetmeyi, alçakgönüllü olmayı ve kibirlenmemeyi armağan etmiş yüce bir Peygamberdir.
Bu hâle kavuşmak nasıl olur? Kalp kırmamakla... İslamiyet özünde insanı önemseyen insana değer veren insan merkezli bir dindir. Allah insanı en şerefli canlı olarak yaratmıştır.
Ve yeryüzündeki her şey onun emrine amade kılınmıştır. O faydalansın diye yaratılmıştır. Dolayısıyla insanın birinci görevi kendisi gibi olan diğer hemcinsini yani insanın kalbini kırmamaktır. Kendi kalbi kırılsa bile ‘ben de onun kalbini kırayım’ gibi basit bir öç alma duygusuna kapılmamalıdır.
Kalp kırmadan yaşanabilir mi? O zaman örneklerimize bakalım. Hazreti Mevlâna hiç kalp kırdı mı? Yunus Emre kalp kırmış mıdır hiç? Ya da Hacı Bektaş-ı Veli’nin kalp kırdığını incittiğini düşünebilir miyiz?
Yunus Emre “Bir kez gönül yıktın ise/Bu kıldığın namaz değil/Yetmiş iki millet dahi/Elin yüzün yumaz (yıkamaz) değil” dememiş midir?
Bu büyüklere bakarak hayatımızı düzenleyebiliriz aslında… Hani derler ya ''Toprak ol toprak ki gül bitsin sende…'' Evet toprak gibi engin ve alçakgönüllü olunduğunda aslında bütün değerlere de sahip oluyorsun… Demek ki bizler kalp kırmamaya kendimizi alıştıracağız… Yaratılışta da istersek Allah bu hasleti biz kullarına vermiş… Yaratılıştan bu sistem bedenimizde ruhumuzda var. Tabii ki önce kendimizi bu şekilde yönetebilmeyi öğrenebilirsek... Eğer en ufak dünyalık bir meseleyi bile cinayete varacak kadar öfke ve kin bataklığına çekmezsek… Eğer dünyanın bütün kazançlarını bir kez gönül almakla kıyaslasanız… Terazinin bir kefesine dünyanın bütün kazançlarını, diğer kefesine bir insanın gönlünü kazanmayı koysanız, gönül almanın derecesi Allah katında hepsinden değerlidir.
          Akif İnan İzgördü
 
 
ŞİİR
 
     Telefon
 
Mutluluğa saldırdı
Telefon denen cihaz
Huzura başkaldırdı
Telefon denen cihaz
 
Hanemize yerleşti
İnternetle birleşti
Günden güne devleşti
Telefon denen cihaz
 
Komşuluğu yok etti
Hasreti harap etti
Sohbeti onunla bitti
Telefon denen cihaz.
 
Nöbetçi der, gülüyor
Faturayla dövüyor
Yuvaları bölüyor
Telefon denen cihaz.
 
   "Nöbetçi Şair"-Şahin Ertürk
 
 
 
TARİHTEN BİR YAPRAK
 
Ertuğrul Gazi
 
Ertuğrul Gazi, Anadolu’ya geldikten kısa bir müddet sonra, Selçuklu Devleti çökmeye yüz tutmuş, Anadolu parça parça olmuştu. Türk uç beyleri, Selçuklulardan boşalan yerleri doldurmaya ve yeniden güçlü bir devlet kurmayı tasarlıyorlardı. Anadolu’da irşâd ve gazâ yapan gönül sultanları, tasavvuf ehli âlimler ile dervişler yeniden toplanmayı teşvik ediyorlar ve istikbâlde kurulacak yeni bir Türk devleti müjdeliyorlardı.
Ertuğrul Gazi aşireti ile beraber gelip Söğüt ve Domaniç’e yerleşti. Bu yıllarda bölgede bulunan Germiyan’ın babası Alişir ve Çavdar adlı bir tatar, el altında tuttukları kuvvetlerle halkı tedirgin edip; pazar ve hayvanlarını talan ederek geri dönerlerdi. Ertuğrul Gazi buraya yerleşince, bunlara engel oldu. Bizans kale ve şehirlerinin hâkimi olan Hristiyan tekfurlarla da iyi anlaştı. Adaleti, halka olan iyi muamele ve yardımları o kadar çoktu ki, Hristiyan tebaa bile onu yürekten sevip sayıyordu... Ruhu şad olsun...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
629262 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/629262.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT