Bebeği üşümesin diye annesine gitti, başına gelenler şoke etti! Kimseler de görmedi
Eskişehir’de yaşayan 1,5 yıllık evli Sezer Karakaya, bebekleri olunca kışı geçirmek için sobalı evinden annesinin yanına gitti. Ara sıra kedini evini kontrol etmeyi de ihmal etmeyen genç, son gidişinde korkunç bir manzara ile karşılaştı. Evlerindeki her şey kül oldu, kimse de görmedi. Üstelik yetkililer de yardım edemiyor, her biri ayrı talihsizlik...
Odunpazarı ilçesi Emek Mahallesi Gezi Sokak üzerinde bir apartman dairesinde ikamet eden yeni evli çift hayatlarının şokunu yaşadı. Özene bezene seçim bin bir zorluklarla kurdukları ev resmen yok oldu.
27 yaşındaki Sezer Karakaya, 1,5 sene önce evlendi. Kiraladığı ev sobalı olan Karakaya, bebekleri üşümesin diye kışı annesinin kaloriferli evinde geçirmek istedi. Arada evini kontrol eden genç baba son gidişinde gördüğü manzara ile adeta yıkıldı.
GEÇ FARK ETTİĞİ İÇİN RAPOR ALAMADI
Evinin kapısını açan Sezer Karakaya, içerinin tamamen yandığını gördü. Bacadan çıktığını tahmin ettiği yangının, kendi kendine yanıp sönen alevden komşularının da haberi olmayan talihsiz adam durumu itfaiyeye bildirdi. Karakaya'nı iddiasına göre, yangının üzerinden 72 saat geçmesinden dolayı itfaiye ekipleri bir işlem yapamayacaklarını bildirdi. Evi kül olan fakat bunu rapora dökemeyen asgari ücretle geçinmeye çalışan adam, ne yapacağını adeta kara kara düşünüyor.
"HİÇBİR HAK TALEBİNDE BULUNAMADIK"
Konuyla alakalı konuşan Sezer Karakaya, "Normalde evde ben, eşim ve bir de bebek var. 1 buçuk senelik evliyiz. Kışın sobayı yakamayacağımız için annemlerin evinde kalıyorduk. Arada evi kontrole geliyordu. Son geldiğimizde manzara bu şekildeydi. Sanırım bacadan ateş girmiş. O gün de fırtınanın olduğu gündü. Görmeyen komşularımın da dediği gibi durum buydu. İşte biz geldik, itfaiyeyi aradık ama itfaiye gelmedi. 'Hani yanıyor mu?' dediler. Yok, sönmüş. Kendiliğinden, artık nasıl bir oksijensiz kaldıysa sönmüş. Sonra Kolluk kuvvetlerini aradık, ambulans yolladı. Ambulansı aradık, yani hiçbir sonuç alamadık. Ondan sonra karakola gittik. Karakolda 72 saat boyunca itfaiyenin bir şey yapmadığını söyleyince, 'Bizim de elimizden bir şey gelmiyor.' dediler.
Sonuç bu. Biz oraya gittik, buraya gittik. Herkes rapora baktı ama evimiz perişan halde. Koltuklar olsun, televizyonum olsun; hiçbir şey yapamadık, hiçbir hak talebinde bulunamadık. Baca açıktı, bacayı zaten ben kapattım. Bezle kapalıydı, herkes öyle düşünüyor; biz de öyle düşündük. Yani geldiğim zaman zaten belliydi. Ateş buradan başlamış. Bunun sıcaklığı üzerine her tarafı zift gibi yapmış, siyah gibi malzemeleri kullanılmaz hale getirmiş. Yani itfaiye de bize çözüm olmadı. Biz de mağdur duruma düştük ve ne yapacağımızı bilemedik. Hiç kimse haber vermedi, aradan iki gün geçti. yangın bitmiş, biz nasıl olduğunu yukarıdaki komşumdan öğrendik. O da dumanın geldiğini, çatıya baktığını, sonra içeri girdiğini bildirdi. Kimse görmemiş, zaten bunun karşı tarafı boş arsalar. Yani ev veya bina olsa hani camdan falan görürlerdi" dedi.
"72 SAAT GEÇTİĞİ İÇİN HİÇ BİR İŞLEM YAPILMADI"
Yangın sonrası evinin tadilatını kara kara düşünen Karakaya şöyle devam etti:
"Nereden baksanız zararım yine 150 bini geçer. Çünkü koltuk yok, televizyon yok. Ben bunları taksitle almıştım ve taksiti yeni bitti. 1 buçuk senelik evliyim, eşyaları bir senelik taksitle almıştım; bir sene içinde taksiti bitti. Ben fabrikada asgari ücretle çalışıyorum. Duman duymuşlar ama o gün fırtınanın etkisiyle duman merdiven başına artık. Biz de tahmin yürütüyoruz. Sanırım duman tepeye, çatıya falan çıkmış. Onlar da ‘Acaba alttaki kattan mı geliyor, acaba sorsak mı?' diyememişler, bilememişler. Ateşin bacadan girdiğini zaten kimse göremez ama besbelli. Bacadan girmiş; odanın kapısı ve diğer odaların da kapısı açıktı. Rutubetlenmesin diye, evde kalmadığımız için odaların kapısını açık bıraktık ama camlar kapalıydı. O gün Allah'tan o gün evde değildik. Belki gece başlamıştır, kimse bilemiyor. Belki gece olmuştur; biz olsaydık gece ufak çocukla zehirlenir ölürdük. Kimse de kalkıp itfaiye diyemezdi. ‘Yanmış, sönmüş' dediler. Yangın üzerinden 72 saat geçip ihbarda bulunulmadığı için işlem yapılmadı. 'İlla yanacak, biz söndüreceğiz; ona göre işlem olacak' dediler. Biz de ortada kalakaldık. Gene annemlerde kalmaya devam ediyoruz. Tabii şimdi benim babam diyaliz hastası. Biz onların evinde kalıyoruz. Onlar da enfeksiyon kapmamak için soba yakıyor. Tek katlı müstakil bir ev; onlar da soba yaktığı için hepimiz aynı yerde yatmak zorunda kalıyoruz. Öbür türlü babam soğuk yerde yattı mı diyaliz hastası olduğu için hasta oluyor. Sürekli hastanelerle uğraşıyoruz; iki böbreği de bitik zaten. Biz onlarda kalınca onlar da mağdur duruma düşüyor. Bir çare bulunmasını istiyorum."
MUHTARDAN YARDIM ÇAĞRISI
Emek Mahalle Muhtarı Sibel Akıl konuyla alakalı, "Vallahi ben duruma çok üzüldüm. Benim de yeni haberim oldu. Keşke böyle bir şey olmasaymış ama olmuş. İyi ki eşi ve bebek evde yokmuş. Ev kullanılamaz hale gelmiş yani. Hani kendi kendine hava almayınca demek ki alevlenmemiş. Bu is şeklinde her yere yayılmış. Yanması gereken yerler yanmış zaten. Tavan falan da bayağı düşmüş aşağıya. Bu nedenle de ben buradan gerekli birimlerden destek ve yardım istiyorum. Çünkü ailemiz zaten yeni evde bir aile. Ödemeleri gereken düğün borçları, eşyaları, taksitleri falan varken tekrardan her şeyleri yandı. Ben ailemiz için destek istiyorum açıkçası" dedi.
