Almanya'da Rahma Ayat cinayeti davası sürüyor: IGMG’den nefret suçu ve siyasi sorumluluk vurgusu
Almanya’da Rahma Ayat’ın bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin davada, cinayetin ırkçı ve İslamofobik saikle işlenip işlenmediği tartışılıyor. Aile, saldırganın başörtüsü ve etnik kimliği nedeniyle daha önce tehdit ve tacizde bulunduğunu savunurken, IGMG davayı yakından takip ederek nefret suçlarına karşı siyasi sorumluluk çağrısı yaptı. Dava 23 Ocak’ta karara bağlanacak.
Almanya’da 26 yaşındaki Cezayirli hemşire adayı Rahma Ayat’ın bıçaklı saldırı sonucu öldürülmesine ilişkin dava, Aşağı Saksonya eyaletinin başkenti Hannover’de görülmeye devam ediyor. Arnum (Hannover) kentinde 4 Temmuz’da evinin bulunduğu binada öldürülen Rahma Ayat’ın cinayetine ilişkin soruşturmada, olayın ırkçı ve İslamofobik bir saikle işlenip işlenmediği tartışmaları sürüyor.
Cinayet şüphesiyle tutuklanan 31 yaşındaki Alman komşunun daha önce mağdura yönelik İslam karşıtı ve ırkçı ifadeler kullandığı iddiaları kamuoyunda tepkiye yol açarken, savcılık ve polis makamları bu iddiaları henüz doğrulamadı.
Mağdurun ailesi ise saldırganın Rahma Ayat’ı daha önce etnik kimliği ve başörtüsü nedeniyle sözlü olarak taciz ettiğini öne sürüyor. Ayat’ın annesi, kızının olaydan yaklaşık iki ay önce kendisini arayarak komşusundan korktuğunu söylediğini aktarırken, baba cinayetin “açıkça ırkçı ve İslamofobik bir niyetle” işlendiğini savunuyor. Rahma Ayatlığı, ailenin yurt dışında yaşaması nedeniyle ifadelerin adli yardımla Cezayir’deki diplomatik temsilcilikler aracılığıyla alınacağını ve sürecin zaman alabileceğini bildirdi.
IGMG DAVAYI YAKINDAN TAKİP EDİYOR
Hannover’de görülen duruşmada İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) de duruşmada hazır bulundu. Duruşma sonrası basına açıklama yapan IGMG Genel Sekreter Yardımcısı Selçuk Çiçek, cinayetin münferit bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Çiçek, Almanya’da artan ırkçı saldırılara dikkati çekerek, “IGMG olarak bu davayı yakından takip ediyor, Rahma Ayat’ın ailesinin ve tüm nefret suçu mağdurlarının yanında olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz.” dedi.
Çiçek, “Merve Şerbini’nin ölümü hala hafızalarımızda tazeliğini koruyor. Hala aydınlatılamayan NSU Cinayetleri de hakeza unutmuş değiliz. Bugün ise Rahma Ayat kardeşimizin acısını paylaşmak ve ailesine desteğimizi belirtmek üzere Hannover’deyiz. Almanya’ya yalnız gelerek yeni bir hayata tutunmuş, hemşire olarak çalışan ve güler yüzüyle, ahlakıyla ve insanlığıyla herkesin gönlünde yer edinmiş Rahma (Rahmet) kardeşimiz, üst komşusunun evini basarak gerçekleştirdiği bıçaklı saldırı sonucu aramızdan koparıldı. Suçsuz, savunmasız bir can daha nefretin kurbanı oldu. Maalesef nefret suçlarının arttığı ve aşırı sağın tüm Avrupa’da güç kazandığı bir dönem yaşıyoruz. Geçtiğimiz günlerde Avusturya’da 14 yaş altı olanların okullarda başörtüsü takması yasaklandı ve bu yasak maalesef yasalaştı. Siyasetin attığuı bu adımlar başörtüsünü kriminalize ettiği gibi, düşmanlık besleyenlere de psikolojik cesaret zemini oluşturuyor. bu ideolojilere sahip kişilere psikolojik bir özgüven kazandırmakta ve şiddeti cesaretlendirmektedir. Irkçı partilerin ve nefret söylemlerinin siyasette ve kamusal alanda normalleşmesi, bu ideolojilere sahip kişilere psikolojik bir özgüven kazandırmakta ve şiddeti cesaretlendirmektedir. O nedenle siyasiler sorumluluklarının bilincinde olsun.” ifadelerini kullandı.
“SİYASİLERİN MAHKEMEDE OLMASINI BEKLERDİK”
Bu tür davalarda siyasi temsilin önemine de değinen Çiçek, “Bu kadar ağır bir nefret suçu şüphesinin bulunduğu bir davada, demokratik sorumluluk taşıyan siyasetçilerin de mahkeme salonunda bulunmasını beklerdik.” dedi.
Rahma Ayat davasının 23 Ocak’ta karara bağlanacağı açıklandı.
