Hedef ekonomi! Terör saldırılarının asıl maksadı, yükselen Türkiye'yi durdurmak
Son yıllarda Avrupa’yı besleyen enerji hatları ve Çin’den Avrupa’ya giden yükün süresini 33 gün kısaltan demir yolu hatları ile Dubai’den kaçan yatırımlara güvenli liman olma özelliği taşıyan Türkiye’den rahatsızlık duyanların, terör örgütlerini kullanarak bu ilerlemeyi durdurmaya çalıştığı belirtiliyor...
- Saldırının Türkiye'nin enerji koridorlarındaki kritik rolü, savunma sanayi atılımları, uluslararası finans merkezi olma yolundaki adımları ve gayrimenkul sektöründeki yükselişi gibi alanlardaki stratejik hamleleri nedeniyle bazı çevreleri rahatsız ettiği düşünülüyor.
- Analistler, saldırının Türkiye'nin Dubai'nin gayrimenkul ve finans merkezliği rolüne rakip olma potansiyelini ve enerji hub'ı konumlanmasını baltalamaya yönelik bir mesaj taşıyor olabileceğini savunuyor.
- Saldırının İsrail Konsolosluğu yakınında gerçekleşmesinin Orta Doğu dinamiklerini sarsma ve Türkiye'yi 'tehlikenin ortasında' gösterme amacı taşıdığı, bu durumun finans ve turizm kararlarını etkilemeye yönelik olduğu belirtiliyor.
- Saldırıların, 12 ay ve 81 ile yayılarak büyüyen Türkiye turizmini baltalama amacı taşıdığı da ifade ediliyor.
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın savunma ihracatındaki artış ve yabancı sermayeyi çekme çabalarına ilişkin açıklamalarına yer veriliyor.
- Türkiye'nin Orta Koridor, Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Zengezur Koridoru gibi projelerle Asya-Avrupa ticaretinde önemli bir bağlantı noktası haline geldiği vurgulanıyor.
- Türkiye'nin TANAP, TürkAkım, BTC ve Kerkük-Ceyhan hatları gibi projelerle bölgesel enerji merkezi olma vizyonunda önemli mesafe kat ettiği belirtiliyor.
- Dubai'nin güvenlik endişeleri nedeniyle yatırımcıların Türkiye ve Avrupa'ya yöneldiği, İstanbul Finans Merkezi'ne (İFM) ilgi arttığı ve İFM'deki teşviklerin ülke geneline yayılmasının planlandığı aktarılıyor.
CANAN ERASLAN / İSTANBUL - İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde önceki gün gerçekleşen ve iki polisimizin yaralandığı eylemde bir terörist ölü, iki terörist yaralı olarak yakalandı. Olayı planlayanlar ve gerçekleştirenlerin bağlantıları ve destekçileri geniş çaplı olarak uluslararası seviyede araştırılırken, saldırının asıl maksadının, Türkiye’nin ‘çok yönlü yükselişi’ olduğuna dair görüşler ağırlık kazandı.
Olayın uluslararası bağlantıları çok yönlü olarak araştırılırken, saldırının sadece ‘güvenlik olayı’ olarak değerlendirilemeyeceğini, zamanlamanın tesadüf olmadığını savunan uzmanlar “Türkiye, enerji koridorlarındaki kritik rolüyle (örneğin TürkAkım ve TANAP gibi projelerle), bölgesel güç konumunu pekiştirirken; savunma sanayi alanında yerli üretimdeki atılımları (SİHA’lar, millî savaş uçağı projeleri ve ihracat başarıları) ile dikkat çekiyor. Aynı dönemde İstanbul’un uluslararası finans merkezi olma yolundaki adımları ve gayrimenkul sektöründeki yükselişi, küresel oyuncuların dikkatini çekiyor.
Bazı analistlere göre bu saldırı, Türkiye’nin Dubai’nin geleneksel gayrimenkul ve finans merkezliği rolüne rakip olma potansiyelini ve enerji hub’ı olarak konumlanmasını baltalamaya yönelik bir mesaj niteliği taşıyor olabilir. Bölgesel rekabetin arttığı bir dönemde, Türkiye’nin savunmadan ticarete kadar her alanda yaptığı stratejik hamlelerin bazı çevreleri rahatsız ettiğini, saldırının İsrail Konsolosluğu yakınında gerçekleşmesinin Orta Doğu dinamiklerini sarsma ve Türkiye’yi ‘tehlikenin ortasında’ gösterme, gerek finans gerek turizm anlamında kararları etkilemeye yönelik olduğu belirtiliyor. Güvenlik Uzmanı Dr. Ahmet Yılmaz “Türkiye hem enerji geçiş koridorlarında hem de savunma teknolojilerindeki adımlarla bölgesel denklemi değiştiriyor. Bu saldırılar bu yükselişi durdurma girişimi gibi görünüyor” diyerek açıkladı.
Turizmi 12 ay ve 81 ile yayarak büyüyen turizm de hedefte. Turisti en hızlı ürküten olayın terör olduğundan hareketle yapılan saldırıların önemli bir sebebinin de Türkiye’de yükselen turizmi baltalama amacı taşıdığı da ifade ediliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı açıklamada “2002’de sadece 248 milyon dolar olan savunma ihracatımızı geçtiğimiz sene 10 milyar doların üzerine çıkardık. İlk çeyrekte savunma ve havacılık ihracatımız geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 12,1 artışla 1 milyar 910 milyon dolara ulaştı. 2028 hedefimiz olarak belirlediğimiz 11 milyar dolarlık ihracat hacmini yakalayacak, inşallah savunma ihracatında dünyada ilk ona gireceğiz” demişti. Erdoğan aynı zamanda yabancı sermayeyi çekme çabalarının yoğunlaştığını, gerekli düzenlemelerin yapıldığını anlatmıştı.
Ateşkes sonrası akaryakıtta tarihin en büyük indirimi kapıda! Cuma günü tabelalar değişiyor
TİCARETİN TAM MERKEZİYİZ
Türkiye, dünyanın hemen hemen bütün ülkelerine ihracat yaparken, dünya ticaretin de bağlantı noktası durumunda. Orta Koridor, Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu hattıyla Çin’den Avrupa’ya kesintisiz alternatif bir rota sunulurken, Marmaray’la İstanbul Boğazı’nın altından geçen hat, bunun yanı sıra Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün üzerine yapılan demir yolu geçidi de ticaret yollarını güçlendiriyor. Zengezur Koridoru ile entegre olan bu hatlar, Asya-Avrupa ticaretinde süreleri kısaltıyor, yük kapasitesini artırıyor. Kalkınma yolu sayesinde de sadece enerjide değil, ticaret ve lojistik akışta da küresel bir ‘hub’ olma rolünü güçlendiren Türkiye, bazı küresel aktörleri rahatsız ediyor.
ENERJİDE GEÇİŞ VE ÜRETİM HATTI
Türkiye, son yıllarda bölgesel enerji merkezi olma vizyonunda önemli mesafe katetti. TANAP’ın kapasitesinin 2026’da 31 milyar metreküpe çıkarılması hedefi, TürkAkım ile Rus gazının Karadeniz üzerinden taşınması, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) petrol hattı ve yeniden aktif hâle gelen Kerkük-Ceyhan hattı gibi projelerle Türkiye, doğudan (Hazar, Irak, Türkmenistan) batıya (Avrupa) uzanan kritik bir enerji köprüsü hâline geldi. Bu hatlar, enerji arz güvenliğinde çeşitliliği artırırken, Türkiye’yi küresel enerji denkleminin vazgeçilmez bir aktörü yaptı.
‘PARA DUBAİ’DEN ÇIKTI, BİZE GELİYOR’
n Daha düne kadar Orta Doğu’nun finans ve gayrimenkul yatırım merkezi olan Dubai, ABD-İsrail-İran savaşında ‘güvenli bölge’ özelliğini kaybetti. Gayrimenkul yatırımcıları Türkiye ve Avrupa’ya yönelirken, İstanbul Finans Merkezi CEO’su Ahmet İhsan Erdem “ABD-İsrail ve İran savaşının olumsuz etkisiyle Uzak Doğu ve Körfez kökenli 40’tan fazla küresel şirket İFM’ye gelmek için sıraya girdi” açıklamasında bulunmuştu. Hazine ve Maliye Bakanlığı yabancı şirketleri çekme ve Türkiye’yi bölgesel iş merkezi olarak konumlandırma hedefi doğrultusunda İFM’deki bazı teşvikleri ülke geneline İFM’de sunulan bazı teşvikleri de ülke geneline yaymaya yönelik düzenleme hazırlığı yapıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve büyük kamu bankaları olmak üzere finans dünyasına ev sahipliği yapan İFM’ye gelenlere yüzde 75’e varan kurumlar vergisi indirimi, banka ve sigorta işlemlerinden muafiyet, bazı çalışanların ücretlerinde yüzde 80’e varan vergi indirimi ve kira geliri vergilerinde de muafiyetler bulunuyor.
