İstanbul'da sokak hayvanlarının toplatılması için net tarih verildi! "Yolun sonuna geldik"
İstanbul Valisi Davut Gül, başıboş sokak köpeklerinin toplanmasına ilişkin net konuştu. Belediyelerin çalışmalarını yakından takip ettiklerini belirten Gül, mevcut hızla tüm sahipsiz hayvanların yaklaşık 6 ay içinde toplanacağını, hedeflerinin ise süreci okullar açılmadan büyük ölçüde tamamlamak olduğunu söyledi.
- İstanbul'un dünyanın en güvenli şehirlerinden biri olduğunu ve suç oranlarındaki düşüşlere dikkat çekti.
- Sokak hayvanları sorununun çözümü için belediyelerin barınak alanları oluşturması gerektiğini belirtti ve 6 ay içinde hayvanların toplanacağını ifade etti.
- İstanbul'un en büyük önceliğinin deprem olduğunu, okulların depreme dayanıklı hale getirildiğini ve kentsel dönüşüm projelerinin sürdüğünü vurguladı.
- Trafik sorununun çözümünün metro yatırımlarından geçtiğini ve bu sorumluluğun belediyelerde olduğunu söyledi.
İstanbul Valisi Davut Gül, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan Gündem Özel programında kentin güvenliğinden deprem hazırlıklarına, trafik sorunundan sahipsiz sokak hayvanlarına kadar birçok başlıkta önemli açıklamalarda bulundu.
İstanbul'da suç oranlarındaki düşüşe dikkat çeken Gül, sokak köpeklerinin toplanma süreciyle ilgili hedeflerini açıklarken, depremin kentin en büyük önceliği olduğunu ve trafik sorununun çözümünün ise metro yatırımlarından geçtiğini vurguladı.
Gül'ün açıklamalarından satır başları şöyle:
"16 milyonluk bir şehirde görev yapmak kıymetli ama daha kıymetli olan, manevi olarak bu kadar değerli olan, bu kadar kutsal olan, her bir köşesinde adeta tarihin bir izi bulunan şehre hizmet etmek. O açıdan bunu kendimiz için bir şans olarak kabul ediyoruz ve bir sorumluluk olarak da kabul ediyoruz.
İstanbul dünyanın en güvenli şehirlerinden bir tanesi. Bunu ben söylemiyorum, istatistikler söylüyor. Dünyanın birçok yerini gezen hemşehrilerimiz döndüklerinde bunu söylüyorlar. İstanbul ölçeğindeki bir şehirde karşılaşabileceğiniz birçok olumsuzluk İstanbul'da ya yoktur ya da sembolik rakamlardadır. Bu çok kıymetli. Bundan dolayı da bunun tesadüf olmadığını biliyoruz, yaşıyoruz.
"OPERASYON SAYILARIMIZ %51 ARTTI"
Bir şehirde huzur varsa, bir şehirde güvenlik varsa, asayiş anlamında bir problem yoksa, bunun mutlaka geri planında yapılan bir çalışma vardır. Ben bu açıdan başta emniyet teşkilatımız olmak üzere jandarmamıza, sahil güvenliğimize, milli istihbarat teşkilatımıza, bu kuruluşlarımıza, bizlere her türlü destek veren adliye teşkilatımıza, daha da önemlisi İstanbullu hemşehrilerimize teşekkür ediyoruz. Bunun neticesinde polis, jandarma 7-24 sahada ve çalışıyor. Operasyon sayılarımız %51 arttı. Ne zamana göre arttı? 2026'nın ilk 6 ayı, geçen yılın ilk 6 ayına göre arttı. Bu şu demek, suçun işlenmesini beklemiyoruz. Suç işledikten sonra gidip faillerini yakalamıyoruz. Suç işlenmemesi için önlem almak için operasyonlar yapıyoruz, çalışmalar yapıyoruz, teknik anlamda bütün imkanları kullanıyoruz. Dolayısıyla da operasyonlarınız arttığında siz suçu suç işlemeden engellediğinizde bu diğer rakamlara yansıyor. Nedir diğer rakamlar? Kişilere karşı işlenen suçlarda, mal varlığına karşı işlenen suçlarda ve diğer toplumu rahatsız eden suçlarda bir iyileşme görüyoruz. Burada baktığımızda da karşı işlenen suçlarda aynı döneme göre, geçen yılın aynı dönemine göre %0.5 bir düşüş olduğunu görüyoruz. Bu daha önce şöyleydi, rakam aralığı çok daha fazlaydı. Belli bir noktadan sonra iyileşmenin hızında 0.5'ler, 1'ler, 2'ler bile çok çok kıymetli çünkü sonuç itibariyle her gün sokakta, her köşe başında suç işlenmiyor.
Baktığımızda kasten öldürmeler %34 azalmış. Bu senenin ilk 6 ayını geçen yılın ilk 6 ayına göre kıyasladığımızda cinsel suçlar %7.2 azalmış. Yine kasten yaralama ve buna benzer konular. Tehdit ve hakarette bir artış var. Kişi hürriyetinden yoksun kılmayla ilgili artış var. Buralarda da bizim NARVAS diye bir programımız var. NARVAS şudur. 112'ye ihbar ettiğiniz her olay İstanbul Emniyeti'nin özel yazılımı olan bu sisteme düşüyor. Dolayısıyla da sokak sokak, cadde cadde, mahalle mahalle işlenen ya da ortaya çıkan suçları, tehditleri, ihbarları bir kayıt altına alıyor. Şundan çok memnunuz. Hemşehrilerimiz yaptığı ihbarın neticesini almaya başlayınca daha çok ihbarı yapmaya başladılar.
"MESELEYE İSTATİSTİK OLARAK BAKMIYORUZ"
Yine mal varlığına karşı işlenen suçlara baktığımızda %9.4 düştüğünü görüyoruz. Evden hırsızlık 8.8 düşmüş. Bakın oto hırsızlığı %49.5 neredeyse %50 düşmüş. Bu ne demek? Şu demek. İşte rakam gösteriyor. Geçen sene 2025'te ilk altı ayda 303 olay varken şimdi 153 'e düşmüş otodan hırsızlık yüzde 39 azalmış motosiklet hırsızlığı yüzde 21 azalmış kapkaç yüzde 43 azalmış bakın altı ay içerisinde 16 milyonluk şehirde olan kapkaç sayısı 62 tane. Bu ne demek? Şu demek, ayda 10 tane. Gönül ister ki sıfır olsun, hiç olmasın. Çünkü biz bu meseleye istatistik olarak bakmıyoruz. 100 kişinin problemi varsa 99 'unun problemi ortadan kalktıysa, 1 kişinin problemi devam ediyorsa o sorun bizim sormumuzdur. O sorun devletin sorumludur. İyileşmeler evet ama sıfırlanana kadar bizim mücadelemiz devam edecek. Yine aynı şekilde özellikle kurşunlamalarla ilgili hemşerilerimizin zaman zaman serzenişleri var.
Kurşunlamalara da baktığımızda %53 oranında geçen yılın aynı dönemine göre, aynı 6 ayına göre bir azalma olduğunu görüyoruz. Kurşunlama olaylarının tespitiyle ilgili %92'lerde, %93'lerde rakamımız var. Bunu %100'lere çıkartmak istiyoruz. Burada hemşerilerimizden istirhamımız şu, herhangi bir kurşunlama olayında ya da tehdidinde mutlaka zamanında emniyete, jandarmaya hangisinin görev alanındaysa ihbarda bulunsunlar, devletle bilgileriniz paylaşsınlar. Hiç kimse devletten daha güçlü değil, adına ne derse desinler. Nerede olunsa olsun devlet mutlaka suç işleyenleri bulur, cezalandırır ve 3 vakte kadar da kamuoyunun önüne çıkartır."
İstanbul'da toplu ulaşıma zam! İşte yeni fiyatlandırma listesi
İSTANBUL'DA SOKAK KÖPEĞİ PROBLEMİ
İstanbul'daki başıboş sokak hayvanlarına yönelik probleme de değinen Vali Gül, kritik ifadeler kullandı.
Gül, "Sokaktaki hayvanlar vatandaşların hayatını riske atıyorlar. Ayrıca hayvanların hayatı da risk altında. İstanbul'da 6 milyondan fazla araç var. Dolayısıyla da bunlar araç trafiğinde eziliyorlar. Bunlar sokakta, yazın güneşte, kışın soğukta, parkta, bahçede yarı aç, yarı tok yaşıyorlar. Dolayısıyla da hayvan sokakta kalsın demek insanlara eziyet olduğu kadar hayvanlara da eziyet" dedi.
"Geçmiş yıllardaki mevzuatta topla, kısırlaştır, tekrar aldığınız yere bırak mevzuatı vardı" diyen Vali Gül, açıklamalarının devamında şu sözlere yer verdi:
"Sokaklar hayvandan adeta geçilemez hale gelince Türkiye Büyük Millet Meclisi yasal düzenleme yaptı. Topla, kısırlaştır, barınakta, doğal yaşam alanında beklet. Dolayısıyla da şu an onu yapmaya çalışıyoruz. Bu görev belediyelerin görevi. Köpekleri kaymakam toplamayacak, vali toplamayacak, emniyet jandarma toplamayacak. Köpekleri, sahipsiz hayvanları belediyeler toplayacak. Belediye başkanlarımızla toplandık. Dediler ki, İstanbul şehirleşme anlamında problemli. Bizim barınak yapacağımız, doğal yaşam alanı olarak kullanacağımız alanlar yok. Bununla ilgili Tarım Bakanlığımız ormandan yerler tahsis etti. Talep eden bütün belediyelere, 39 artı büyükşehir için söylüyorum, yer tahsis edildi. Buralarda böyle çok otel konforunda barınaklar değil, etrafının çevrildiği, hayvanların kısırlaştırılarak içerisinde tutulduğu, suyunu, mamasının verildiği. Dolayısıyla da daha 20 bin metrekare, 30 bin metrekare geniş alanlar ama güvenli bir şekilde tutulan yerler.
"6 AY İÇERİSİNDE TAMAMI TOPLANMIŞ OLACAK"
Bunu tamamlayan belediyelerimiz var, tahsis edilip inşaat süresi devam edenler var, yol ve benzeri altyapıyı çalışanlar var. Her gün düzenli olarak biz ilçelerin topladığı rakamları alıyoruz. Ve biz her gün düzenli olarak bakanlığa bu rakamları bildiriyoruz. Günün sonunda biz daha önce dedik ki Mayıs'ın sonuna kadar bu bitsin. Yapmayanlar ya da eksik bırakanlarla ilgili valiliğin şöyle bir şey yapma yetkisi yok: Siz yapmadınız sizi tuttum görevden aldım, siz yapmadınız sizi tuttum hapse attım. Böyle bir görevimiz yok.
Biz hayvanların toplanmasıyla ilgili, hayvanların uygun yerde tutulmasıyla ilgili fiziki şartları tamamladık. Kısırlaştıracak ilçe belediyelerini Tarım Bakanlığımızın verdiği destekten daha fazla rakam kısırlaştırma için yerelde biz sağladık. Burada da bir mazeret yok. Toplanma performansına bakıyoruz. Hiç toplamadıysa, az topladıysa, ortalamanın altındaysa ve bu önümüze geldiğinde evet bu ilçe görevini yapmadı. bu ilçe görevini savsakladı, buna soruşturma izni verilmesi lazım şeklinde kanaatimizi bildiririz. Bakanlığımız bundan 10-15 gün önce Türkiye'nin değişik yerlerinde 3 belediyeye soruşturma izni verdi. Bu şu anlama geliyor. Artık yolun sonuna geldik. Türkiye'nin her tarafında olduğu gibi İstanbul'umuzda da sahipsiz hayvanların tamamının toplanması lazım. Bizim şu anki performansımıza göre bu toplama rakamlarıyla yaklaşık 6 ay içerisinde tamamı toplanmış olacak. Biz bu 6 ayı olabildiğince erkene çekmek istiyoruz.
"OKULLAR AÇILMADAN GÜNDEMDEN ÇIKARMAK İSTİYORUZ"
Her belediye aynı performansı göstermiyor. Tamamını toplayan belediyelerimiz var, toplamaya gayret edenler var. Daha az toplayan ya da bu işin henüz ehemmiyetini kavrayamayan belediyelerimiz de var. İstanbul'da bütün ilçelerimiz iç içe olduğu için caddenin bu tarafı bir belediye, diğer tarafı diğer belediye. Dolayısıyla da her belediye aynı anda aynı şeyi yapmazsa yapan belediyelerin emeği de zayi olacak. Tüm bunlara rağmen bütün fotoğrafın her tarafına büyük fotoğrafı anlatmaya çalıştım. En kötü senaryoda yılın sonuna kadar tamamı toplanacak. Biz okullar açılmadan bunu önemli ölçüde gündemimizden çıkartmak istiyoruz. Gayret gösteren belediye başkanlarımıza teşekkür ediyoruz. Yeterli gayret göstermeyenlerle ilgili de yazılı, sözlü, toplantı anlamında üzerimize düşen her şeyi yaptık. Bundan sonraki süreçte şeriatın kestiği parmak acımaz. Artık yargı mekanizması neyi gerektiriyorsa onu yaptıracağız.
"Hayvanlar sokakta olsun" demek aslında hayvan düşmanlığı odur, bencilliktir. Yani ben çıkarken hayvan göreyim, hayvanı sevmek istiyorsam hayvanı seveyim ama hayvan ezilecekse ezilsin. Ölecekse ölsün. Yağmurda ıslansın, sıcakta güneş başına geçsin, soğukta donsun. Ama zaman zaman köpeği seveyim, sahipsiz hayvanı seveyim. Bu sokakta kalsın diyorsa bu bencilliktir, hayvan düşmanlığıdır.
İSTANBUL DEPREME NE KADAR HAZIR?
En son Hatay-Maraş depreminde ben Gaziantep Valisiydim. Dolayısıyla da bizzat yaşadım. En son söyleyeceğimi bu anlamda en başta söylüyorum. Deprem olduktan sonra çok yapacak bir şey yok. Deprem olmadan koruyucu, önleyici tedbir almak lazım. Ve depremde herkes güvende değilse hiç kimse güvende değil. Bu ne demek? Şu demek. Sizin iş yeriniz çok güvenli, eviniz çok güvenli, herhangi bir arkadaşınıza gittiniz, depreme orada yakalandıysanız sizin iş yerinizin ya da evinizin güvende olması, güvenli olması bir şey ifade etmiyor. Şehrin güvende olması lazım. Bunun için de Sayın Cumhurbaşkanımızın 2006'da İstanbul özelinde sadece kanunla kurdurduğu İstanbul Proje ve Koordinasyon Birimimiz var İPKB. Bu şunu yapıyor; okullar, hastaneler ve diğer kamu binalarının depreme dayanıklı olup olmadığını test ediyor. Depreme dayanıklı değilse ya güçlendiriyor ya da sıfırdan yapıyor.
2000 yılından önce yapılan 1535 okulun tamamı deprem dayanıklılık testinden geçirildi. Bunun neticesinde de 1435 tanesinin depreme dayanıklı olmadığı ortaya çıktı. 430 civarında okul yıkılıp tekrar yapıldı, diğerleri de güçlendirildi. Anneler bizi izliyordur. Bunun neticesinde şunu çok rahatlıkla diyebiliyoruz. İstanbul'un en güvenli yapıları okullarımız. Tamamı bir süzgeçten geçti. Ya yıkılıp tekrar yapılmıştır, ya yıkılıp yapılmayı bekliyordur ya da güçlendirilmiştir. Dolayısıyla da okullarımızla ilgili problem ortadan kalktı. Aynı zamanda olası bir depremde deprem toplanma alanları, lojistik merkezimiz olarak da hizmet verecek.
Vatandaşlarla ilgili de İstanbul'umuzdaki en büyük enstrüman yine Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Çevre, Şehircilik Bakanımız Murat Kurum'un takip ettiği, uyguladığı yarısı sizden yarısı bizden. Bu ne demek? Şu demek. Vatandaşlar test yaptılar, binanın yıkılıp yapılması ortaya çıktı. Yıkıp yapacaklarsa bunun 875 bin lira hibe, 875 bin lira hibe gibi kredi. Kredi ve taşınma yardımıyla birlikte hemen desteği veriyorlar. Bu yaklaşık olarak inşaat maliyetinin yarısına denk geliyor. Kalan yarısını da bazen yıkılıp yapılan yerlerin kot farkı ve benzeri imar düzenlemeleriyle ilgili ilave imar çıkınca hiç para vermeden bazen üzerine küçük bir para vererek evler yenileniyor.
Son olarak da TOKİ Emlak Konut, Kentsel Dönüşüm ayrıca sıfırdan da konut yapıyor. En son 100 bin konut İstanbul için, 15 bin de kiralık konut olmak üzere 115 bin de ilave konut üretecek Çevre Şehircilik Bakanlığımız Emlak Konut'un yaptığı ve TOKİ'nin rutin yaptığı konutların dışında. Bir konut bile İstanbul'un depreme dayanıklı hale gelmesine olumlu katkı sunuyor. Ben bunun İstanbul'umuz açısından, kentsel dönüşüm ve deprem açısından tarihi bir adım olduğunu düşünüyorum.
"TRAFİK SORUNU VALİLİĞİN ÇÖZECEĞİ BİR MESELE DEĞİL"
İstanbul'umuzda 6 milyonun üzerinde araç var. Nüfusumuz çok fazla. Araç sayısı da her geçen gün artıyor. Eskiden evlerde bir araç varken şimdi iki tane, üç tane oldu. Trafikte daha çok zaman harcayacağız. Çare ne? Çare şu. Daha çok yer altındaki toplu taşıma hatlarını artırmak. Yani metromuz artacak. Metro miktarımız şimdinin 3 katı, 5 katı, 10 katına çıkması lazım. Metroyu yaygınlaştırmadan, toplu taşımayı yaygınlaştırmadan araçlar artmaya devam ettikçe, ki edecek, İstanbul'umuzda trafik sorununun ortadan kalkma ihtimali yok.
Trafiğin sorumluluğu belediyede. Dolayısıyla belediyemiz geçmişte yaptı, şimdi devam edenler, gelecekte yapacaklarıyla bu sorunu çözecek. Bu sorun valiliğin çözebileceği bir mesele değil.
Bir de en büyük problemlerden biri... Otoparkları genişletip yeni yapılan apartmanlara verilen ruhsatlarla otopark sorununu kökten çözmek. Daha da önemlisi toplu taşımada metro başta olmak üzere yaygınlaştırmak.
"İSTANBUL'UN BİRİNCİ MESELESİ DEPREM"
İstanbul'un birinci meselesi deprem. İstanbul depremi bir milli güvenlik meselesidir. Türkiye'nin beka sorunudur. O açıdan da bunun farkındayız. Çevre Şehircilik Bakanlığımız bu işin farkında, Sayın Cumhurbaşkanımız bu işin farkında ve bu işi en iyi bilen insanlardan biri.
İkinci meselemiz trafik. Üçüncü meselemiz de İstanbul'daki sosyal, kültürel, sportif alanların artması. Diğer konular ilçeden ilçeye değişir meselelerdir ama her ilçe spor yapacak alanlar arıyor, sosyal kültürel faaliyetler yapacak alanlar arıyor, gençlik merkezleri ve buna benzer alanlar arıyor."
