Kasaptan et alırken dikkatli olun! Hem bilinmiyor hem de bulaşıcı: Az kalsın canından oluyordu
Kasaptan sıklıkla aldığımız etlerde bazen tehlike olabiliyor. Buna örnek verilebilecek olay Elazığ'da yaşandı. 43 yaşındaki adam 2 ay önce aldığı kasaptan et aldı ve yedikten sonra vücudunda bazı anormallikler oluştu. Bunun üzerine doktora giden adama belki de daha önce hiç duymadığı bir tanı kondu ve yaklaşık 1 ay yaşam savaşı verdi.
Hepimiz gündelik hayatımızda, soflarımızın olmazsa olmazı eti tüketiyor ve alıyoruz. Genellikle kasaplardan aldığımız bu etler he ne kadar lezzetli olsa da bazen tehlikeli olabiliyor. Nitekim bunun en iyi örneğini Elazığ'da yaşayan 43 yaşındaki Bekir Aydın yaşadı. Aydın yaklaşık 2 ay önce bir kasaptan kırmızı et aldı. Eve getirdikten sonra ailesi ile birlikte bir güzel afiyetle yediler. Ardından Aydın'ın vücudunda bazı farklılık oldu ve ellerinde vücudunda yaralar çıkmaya başladı.
43 yaşındaki adam, bu yaraları sivilce sandı ve çok önemsemediği için hastaneye gitmedi. 9 gün sonra acil servise giden Aydın, daha sonra yaranın büyümesiyle tekrar hastaneye gitme kararı aldı.
KORKUNÇ GERÇEK HASTANEDE ORTAYA ÇIKTI
Fırat Üniversitesi Hastanesi enfeksiyon hastalıkları bölümünde yapılan tetkiklerde Aydın’da şarbon tespit edildi. Hastanın et yediğini söylemesi üzerine de durum Elazığ il Sağlık Müdürlüğü ile Tarım ve Orman il Müdürlüğüne iletildi ve ekiplerin ette yaptığı incelemede şarbona rastlandığı kaydedildi.
YAKLAŞIK 1 AY TEDAVİ GÖRDÜ
25 gün hastanede yattıktan sonra taburcu edilen ve bulaş riskinden dolayı yaklaşık 2 aydır evinde oturan Aydın, sağlığına kavuşmanın buruk mutluluğunu yaşıyor. Hastane odasında kasabın kendisini ziyaret etmesini beklediğini dile getiren Aydın, ayrıca o günden beri evine kırmızı et almadığını ve almayı da düşünmediklerini kaydetti.
Elazığ’da faaliyet gösteren bir kasaptan yaklaşık 2 ay önce et aldıktan sonra hastanelik olduğunu dile getiren Bekir Aydın sözlerini şöyle sürdürdü:
-Bu etten bana şarbon bulaştı. Hastaneye gittim. Orada 25 gün tedavi gördüm, 15 günü kritik ve çok zordu. Benim açımdan geceleri çok acılı geçiyordu. Antibiyotik, serum ve merhem tedavisi gördüm. Bu tedaviler soncundan taburcu oldum. Topluma bulaşmamam gerektiği söylendi. 2 aydır evimdeyim. İşimden gücümden oldum. Hiçbir iş yapamadım ve zor geçiniyorum. Bana ayrıca binlerce mesaj geldi ve çoğu kişi bu hastalığı bilmiyor.
'ALDIĞIM ET HAYATIMA MAL OLDU'
Taburcu olduğu günden beri evine et sokmadığını ve bundan sonra da almayı düşünmediğini belirten Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:
-Bu hastalık çiğ etten bulaşıyor. Evine getirdiğin çiğ eti eldivenle yıkarsan bulaşmaz. Ancak elinde iğne ucu kadar bir yara varsa bu hastalık direkt götürüyor. Benim elimde egzama vardı. Onun için dikkatli olalım. Ben o günden bugüne 2 ay geçti eve et almamışım. Et almaya korkuyorum çünkü şimdiye kadar aldığıma da pişmanım.
Paramla et aldım ama geldi hayatıma mal oldu. Bundan sonrasında da eve et alıp almayacağımı zaman gösterecek. Ayrıca hayvan sahiplerinden ricam, hayvanların aşılarını yaptırsınlar. Hastalıklı hayvanları kasaplara vermeyelim. Ayrıca kasap beni ne aradı ne de yanıma geldi. Hastane odasında onu bekliyordum.(İHA)
ŞARBON NEDİR?
Bacillus anthracis adlı bakterinin sebep olduğu bu enfeksiyon hastalığı sığır, koyun, keçi gibi ot yiyen hayvanlarda görülüyor ve insanlara da bulaşabiliyor. Hastalığa yol açan B. anthracis mikrobunun en önemli özelliği zorlu fiziksel ve kimyasal çevre koşullara son derece dayanıklı “spor” denilen yapılar oluşturmasıdır. Bakterinin kendisi yüksek ısıda kolayca öldüğü halde, bu sporlar zorlu koşullarda on yıllarca hayatta kalabilmektedir.
ŞARBON NASIL BULAŞIR?
Bu enfeksiyon hastalığı hayvanlarda sindirim, solunum ya da derideki çizik, sıyrık ve yaralar yoluyla mikrobun vücuda girmesi sonucu oluşuyor ve hayvanlardan insanlara da enfekte olmuş hayvan etinin tüketilmesi ya da hastalıklı hayvanlarla direkt temas edilmesi halinde bulaşabiliyor. Vücuda girdikten sonra üremeye başlayan bakteri protein yapısında toksinler salgılar ve bu toksinler oldukça ölümcüldür. Hastalık antibiyotiklerle tedavi edilebilir fakat tedavinin etkili olması için tedaviye olabildiğince erken başlanmalıdır.
