Trabzonsporlu dostlardan 3-2'lik Fenerbahçe yenilgisi sonrası maçı ve o heyecanı yerinde yaşamak için
Avrupa'dan gelen gurbetçilerden çok telefon aldım.
''Yıllardır özlemini çektiğimiz Karadeniz Fırtınası ne zaman eskisi gibi gücüne kavuşacak?''
''Trabzonspor son haftalarda savunmada neden daha kırılgan, ciddi açıklar veriyor ve basit goller yiyor?''
Doğrusu... Tarih boyunca Anadolu’nun güçlü sesi olmuş bordo-mavili camianın böyle bir beklenti içine girmesi çok normal.
Onların ‘’Büyük Trabzonspor’’ özleyişine hak veriyorum.
O yüzden soruları can kulağıyla dinledim:
''Trabzonspor'un eksiği ne; kadro derinliği mi, kadro kalitesi mi, Fatih Tekke'nin oyuncu seçimleri mi, yoksa taktiksel düzeni mi?”
Bitmedi... Yönetime atıflar da var:
''Neden stoper ve orta sahaya lider oyuncular transfer edilmedi?''
Kelimeler boğazımda düğümlendi. Tespitler yerinde ama çözüm o kadar basit olsa keşke…
Yine de dilimin döndüğünce cevaplamaya çalıştım her birini.
“Transfer mi, taktik mi?”
Trabzonspor'da kadro kalitesi ve saha içi organizasyon eksikleri göze çarpıyor, her manada eksiksiz diyemeyiz. Haliyle “transfer mi, taktik mi?” ikilemi arasında sıkışmış durumda.
Aslında ilk akla gelen çözüm; transferlerle kadro derinliğini artırmak, kaliteyi yükselmek ve rekabet ortamını güçlendirmek.
Özellikle de savunmaya lider bir stoper, orta sahaya da oyunu yönlendirecek defansif yönü güçlü hücuma dönük bir oyuncu takviyesi.
Ancak atı alan Üsküdar’ı geçti. Ayrıca transfer finansal yük. Yeni oyuncuların uyum süreci, yanlış transfer riski gibi unsurlar düşünüldüğünde yönetim ister istemez kulübün geleceğini ipotek altına aldırmamak adına ince eleyip sık dokuyor.
O yüzden kulübün güçlü geleceği için çaba gösteren Başkan Ertuğrul Doğan ve ekibini düşünmeden eleştirmek hakkaniyetli olmaz.
Ayrıca sadece transfer çare değildir; şu an en etkili çözüm mevcut oyuncuların doğru sistemde kullanılması yani hibrit yaklaşımdır.
Kaldı ki yönetim, Onuachu’nun bonservisini alarak hücum hattını güçlendirdi.
Ancak savunma hattında yeterli derinlik sağlanamadığı için eleştiriliyor.
Mevcut kadro ve taktik
Bu durumda, en akılcı yol mevcut oyuncuların verimi artıracak taktiksel düzenleme, takım kimliğinin korunması ki Fatih Tekke de onu yapıyor. Kadrodaki herkese şans vermeye ve takıma kazandırmaya çalışıyor.
Bu çok önemli.
Fakat; günümüz futbolunda kadro kalitesi sınırlıysa oyuncuların adaptasyonu zaman alabiliyor ve heyecanı ateşleyecek hücum futbolu için düşünmek tek başına yetmiyor.
Ayrıca teori; savunma güvenliği üzerine kurulu bir oyun kimliğini daha mantıklı kılıyor çünkü savunma güvenliği olmadan hücumun verdiği coşku hayal kırıklığına dönüşebiliyor. Ancak orta sahadaki direnç eksikliği nedeniyle bu da tam olarak sağlanamıyor.
Trabzonspor’un son haftalarda yaşadığı basit gol yemesi bunun en çarpıcı örneği.
Öncelik stoper mi, orta saha mı?
Trabzonspor’un önceliği “lider stoper mi, yoksa orta sahayı dirençli hale getirmek mi?”
Aslında ikisi de birbirine bağlı; savunma hattında sürekli rotasyon ve uyum eksikliği var. Takımı yönlendirecek, savunmayı organize edecek, duran toplar ve kritik anlarda güven veren lider bir stoper, yok.
Bu sağlansa bireysel hataları azaltabileceği gibi kaleci Onana üzerindeki baskı da hafifler.
Ancak Trabzonspor’un en büyük zaafı orta sahada; savunmaya dönüşlerdeki top kayıpları.
Diyeceğim daha dirençli bir orta saha, savunmayı korur ve rakiplerin hızlı hücumlarını keser.
Bu düzenleme olmadan savunma hattı ne kadar güçlü olursa olsun sürekli baskı altında kalır.
Soru... Trabzonspor’un kadrosunda orta sahayı daha dirençli hale getirecek oyuncular var mı?
Trabzonspor’un mevcut kadrosuna orta sahada Okay Yokuşlu (32 yaş), John Lundstram (32 yaş), Ozan Tufan (31 yaş) gibi hem deneyimli hem de mücadele gücü yüksek isimler var, ancak bu oyuncuların profilleri birbirinden farklı olduğu için “dirençli orta saha” düzeni tam anlamıyla oluşmuş değil. Ancak yaş faktörü ve tempo eksikliği problemli.
Batista Mendy (26 yaş) gibi dinamik ve atletik bir oyuncu, orta sahada direnç kazandırabilecek profillerden biri.
Muhammed-Cham Saracevic (25 yaş): Daha çok oyun kurucu rolünde ancak defansif katkısı düşük. Oleksandr Zubkov (29 yaş): İyi bir kanat oyuncusu ama orta sahada savunma direncine doğrudan katkısı yok. Bu durumda mevcut kadroda savunma direncini artırabilir ancak hücumda etkiyi azaltır. Dolayısıyla Trabzonspor’un tam anlamıyla hem savunmayı hem hücumu dengeleyen bir orta saha lideri eksik. Mevcut oyuncularla daha defansif bir orta saha kurgusu yapılabilir.
Sonuç?
Trabzonspor’un daha az gol yeme, maçları kontrol altında tutma, özellikle büyük maçlarda dirençli kalmak adına oyun kimliğini belirlerken savunma güvenliği üzerine kurmak ya da hücum ağırlıklı riskli bir kimlik benimsemek taraftarı heyecanlandırır, rakip üzerinde sürekli baskı kurar, Trabzonspor’un tarihsel “atak futbol” geleneğine öne çıkarır. Böylece hem basit golleri engelleyecek bir yapı oluşur hem de taraftarın görmek istediği hücum futbolu korunur. Trabzonspor’un yeniden “fırtına” kimliği ve taraftarın coşkusunu ateşleyecek hücum futbolu ile savunma güvenliği dengelenir.
İşte tam bu noktada taraftarın sabrı çok önemli.

