Kaydet
a- | +A

"İş, sandığınızdan çok uzun da sürebilir kısa da… Mühim olan yaptığın şeyin doğruluğuna, faydalı olacağına, güzelliğine inanmaktır..."

Bu yazılanlarda herkes kendinden bir dünya bulabildiyse ve bilhassa ölümü, ahireti hatırlatmaya vesile olabildiyse ne âlâ.

***

Herkes incinin, kıymetli inci, kelebeğin de süslü kelebek olma hikâyesini şu veya bu şekilde bilir. İnci önceleri ehemmiyetsiz bir parçadır aslında ama seneler geçtikçe daha özel ve güzel olur. Ya kelebek? İğrenerek bakılan bir kurtçuk ya da tırtıl iken zaman geçtikçe mükemmel kanatlarıyla rengârenk kelebeğe dönüşüverir.

Peki, ya insanoğlu?

Bu suâlin karşısında biraz durup düşünmek lazım. İnsan bir şey buldu mu hemen sahiplenmek, zapt etmek ister. Bu tutumu da çoğu zaman erken kaybetmesine sebep olur, tıpkı çocuğun ağlayarak bir oyuncağı elde etmesi gibi...

Ailesinin ekonomik durumu iyi olmadığı için istediği oyuncağa kavuşamayan çocuk; her gün şartları zorlar. Para biriktirir, olmadı yalvarır, yakarır, icabında ağlar daha başka yollar da dener. Ulaşamadığı oyuncağın resmini çizer sonra ismini sayıklar ve zamanla daha çok ister, nihayetinde muvaffak olur, zar zor da olsa ele geçirir. Bu sefer de kıyamaz oynamaya. Çünkü bilir ne zorluklarla elde ettiğini, gözünden sakınır. Ya fazla mücadele etmeden, istediği zaman kolay elde eden çocuk ne yapar? İki günde sıkılıp atar. Bilir ki her istediği oyuncak alınır. Kırılıp kaybolmasının üzüntüsünü bile yaşayamaz ya da şöyle diyelim; aile üzülmesine müsaade etmeden yeni bir oyuncakla unutturur üzüntüsünü.

Demem o ki, güzel şeyler için yeteri kadar vakit lazım. İş, sandığınızdan çok uzun da sürebilir kısa da… mühim olan yaptığın şeyin doğruluğuna, faydalı olacağına, güzelliğine inanmaktır. Varsın herkes kurtçuğa baktığı gibi tiksinerek baksın, mühim olan neticedir, işin sonrasıdır…

***

Tabiat ile iç içe yaşarsanız insanlardan öğrenemeyeceğiniz çok şey öğrenirsiniz. Tabiat, her şeyden önce zihninizi temizler. Farkında olmadan çok güzellikler öğretir. Başta sevmeyi, sevilmeyi öğretir. Sevgiyi tomurcuktan alıp meyveye kadar büyütür, genişleterek yayar.

Güzellikleri seyre dalıp dikkatlice bakarsınız, çok daha güzelini fark edersiniz. Bir çiçeği okşar, koparmaya kıyamazsınız. Kopardığınızda bir canlıyı öldürdüğünüzü fark edersiniz, ölümden sonrasını, ahiretin ehemmiyetini hissedersiniz kalbinizde.

İnsanoğlu ne zaman betona gömüldü, kalbi de o zaman küçüldü, yüksek muhabbetten cüce egoizme kadar alçaldı ve hepten düştü.

Tabiatı dinleyin, rüzgârın uğultusunu, yağmurun sesini… Minik bir serçenin cikciklerini, bir kuzunun melemesini, arının bal yapışını, karıncanın akılalmaz mücadelesini… Tefekkür eden, Rabbimizin büyüklüğü karşısında secde etmekten başka bir yol bulamaz.

Ayaklarınıza kadar emekleyerek gelen bebeğinizi kucağınıza alıp saçlarını okşamanızın sizde uyandırdığı merhamet hissini tecrübe edinin göreceksiniz içinizdeki mânevî kıpırtıları.

Seksen, doksan, yüz ve daha fazla yaşamak mühim değil. Duyarak, hissederek, inanarak yaşamak pek mühim... DEVAMI YARIN

Ragıp Karadayı'nın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR