Gurbetçi futbolcu olarak Türkiye''ye geldi. Dört yıl futbol oynadı.
Herkes onu bekâr oyuncu olarak bildi. Oysa öyle değildi; Medeni Kanun''daki ismiyle "boşanmış", sosyal hayattaki tanımıyla "dul" biriydi o... *** Gurbette doğmuştu. Yabancı futbolcular arasında kariyerini hızla tırmandırarak bir Birinci Lig takımının A kadrosuna sıçramıştı. Türk düğününde o esmer güzeli kıza "abayı yaktığında" yirmi yaşına henüz basmıştı.
Aşk ateşine yakalanmak her erkek gibi onu da "zayıf düşürmüş", çocukluğundan beri hedeflediği Birinci Lig''de sadece üç maçın son dakikalarında forma giyebilmişti o sezon... Neler yapmamıştı ki aşkı için; o zamanlar henüz ayağa düşmemiş olan İnternet''ten çiçekler göndermekten, ülkenin "fonotel" servisindeki bayan memureler vasıtasıyla sesli telefon mesajlarına kadar her yolu deniyordu sevgi sözcükleri için... Birbuçuk yılın sonunda o hedefine de ulaştı; aşkıyla evlendi birgün... *** Evliliklerinin ikinci yılında esmer güzeli Türk kızın mutluluk dünyası, posta kutusundan aldığı bir zarfla yıkılıverdi. Gelen zarf sıradan bir trafik cezası tebligatıydı. Ama ceza belgesine iliştirilen fotoğraf kötü bir sürpriz olmuştu; gurbetçi futbolcumuz kırmızı ışıkta geçince trafik kamerası tarafından fotoğrafı çekilmişti; yanındaki sarışın güzelle birlikte... Gurbetçi futbolcu trafik cezasını küçük bir parayla, çapkınlık cezasını ise evliliğiyle ödemişti. Boşandılar. Futbolcumuz, Türkiye''ye transfer olmadan hemen önce, kendi boşanma mahkemesi bittikten sonra ülkenin Trafik Müdürlüğü''nü mahkemeye verdi, eşini kaybetti ama bu davayı kazandı. Artık o ülkede trafik suçu için fotoğraf çekildiğinde, şoförün yanındaki kim olursa olsun, üstü kapatılıyordu.

