Kaydet
a- | +A

Bir yazar için yazdıklarıyla ilgili yankılar almak en büyük ödül... Hikayelerimizin yayınlandığı günlerde bolca telefon ve mail gelmesi, bizim de ayaklarımızı yerden kesiyor açıkçası...

Ancak çoğunlukla "Bu yazdığınız adam kim?" sorusu geliyor ki, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da cevap veremeyeceğiz bu sorulara... Yazdıklarımızın gerçek olaylara dayanıp dayanmadığı veya hayali olup olmadığı meselesi değil bu... Bir yazarın, yazdıklarını anlatmak zorunda kalması en büyük işkencedir bizce... Sizin yorumlarınıza havale ediyoruz naklettiklerimizi...

Türk sporunda öyle olaylar oluyor ki, gözünüzle görmezseniz inanmazsınız.

Mesela, Türkiye''yi tanımayan birine F.Bahçe''nin bir sezonda iki futbolcusuyla bir voleybolcusunun ayağının, iki futbolcusunun da burnunun kırıldığını söyleseniz, belki de inanmaz. Antepli bir futbolcunun bugüne kadar üç ayrı ayak kırdığını söyleseniz şaşırır.

Bir büyük takım futbolcusunun, maç sırasında rakibini ısırdıktan sonra, koridorda "taammüden" öldürmeye yeltendiğine inanmak da zordur. Bütün mesele, bu olaylara büyüteç tutmak... Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Buyurun bir tane daha... * * *

Türkiye Birinci Futbol Ligi standartlarının altında bir oyuncuydu.

Yaşı da futbol için ilerlemiş sayılırdı. Buna rağmen birinci lige, hem de dört büyük kulüpten birine transfer yapmıştı. Birinci ligde ve bu büyük kulüpte kaldığı üç yılda 6 gol attı. Sonra ikinci lige gitti. * * *

Üç yılda 6 gol... Üstelik her yıl 2 gol atmıştı.

Küçük bir raslantıydı belki bu üç yılda da düzenli olarak 2''şer gol atması... Ama asıl ilginç raslantı, 6 golü de aynı takıma atmış olmasıydı! Birinci ligde ve büyük takımda oynadığı 3 sezon, bir başka birinci lig takımıyla sezonda iki maç olmak üzere 6 maç yapmışlardı ve bu oyuncu her maçta bu takıma 1''er gol atmıştı. Başka da golü yoktu...

ÖNE ÇIKANLAR