Kaydet
a- | +A
Hikaye No: 65 Meslekte gazete merkezlerinin adı "mutfak"tır. Yani, okuduğunuz "yemeğin" hazırlandığı yer... Eğer o gün veya gece önemli bir maç varsa ve televizyonlardan biri bu maçı yayınlamıyorsa, spor servislerinin mutfağında kâbus saatleri başlıyor demektir. Böyle günlerde gazetenin bütün sayfaları hazırlanır, baskı için sadece maç beklenir. Matbaanın dönmesi, gazete yüklenecek kamyonların Anadolu içlerine seferi için gözler spor servislerindedir. Hem en kısa sürede bütün yazıları hazırlamanız, hem de "mutfağa" telefon yağdıran meraklı okurlara maçın sonucunu bildirmeniz gerekmektedir. Bir felaket sonrası Büyük Postane''nin telefon trafiği gibi, servisteki bütün telefonlar çalıyordur, kim hangi ahizeyi kaldırırsa cevap yetiştiriyordur, müthiş koşuşturma arasında insanlar birbirlerinin ayaklarına basıyordur. Bu büyük gürültüde kimse kimseyi duymaz adeta... * * * Şampiyonluğu Anadolu''ya taşımayı başarmış takımın, televizyonlar tarafından yayınlanmayan yurt dışındaki bir Avrupa kupası maçıydı. Maç boyunca gelen telefonlar, bitime yakın dakikalarda artık hiç susumuyordu. Bir gazetenin spor servisinde, hem yazarların yorumlarını telefonda almaya çalışan, hem okura cevap yetiştiren bir genç muhabir, alt üst olmuş sinirleriyle bir telefona çıktı: - Aloo... Maçı soracaktım... Genç hatta küçük bir kız çocuğuydu. - Maç 1-1 kardeşim... Hayır, elendi... Telefonu kapattıktan sonra öfkeyle bağırdı: - Geri zekalı bunlar yau! 1-1 diyorum hâlâ turu geçtik mi diye soruyor! * * * Oysa bitime iki dakika kala Türk takımı ilk maçın skoru olan 2-1''i yakalamış, daha sonra da uzatma dakikalarında bulduğu golle tur atlamıştı! * * * Maçtan iki gün sonraki gazetelerde küçük sıradan bir haber, sadece o gazetenin spor servisindeki genç muhabir için çok şey ifade ediyordu: "Öldüren tur... Maçka''da H.D. (15) isimli kız taraftar, takımının elendiğini sanarak kendini asıp canına kıydı... Maçın normal süresinin bitiş dakikalarında ahıra geçen..."
ÖNE ÇIKANLAR