Kaydet
a- | +A

Eleştiri; karşı tarafın söz hâl ve davranışından birini veya birkaçını beğenmeyip karşı tarafa gösterilen tepkidir. Ne yazık ki bu durum genelde ikili ilişkileri sekteye uğratır. Kırgınlık, dargınlık hatta nefrete kadar gidebilen sonuçlar çıkarabilir.

Eleştirinin yeri ve zamanı çok önem taşır. Elbette hiç kimse eleştirilmek istemez. Gönül kırıcıdır. Onarılması da zor olabilir. Öyleyse nelere dikkat etmeliyiz? Eleştiri topluluk içinde iken yapılmamalı, kişinin rencide olmasına sebep olur. Eleştirinin tek konusu olmalı. Birden fazla eleştiride hem konu dağılır hem karşı tarafı savunmaya sevk eder.

Eleştiri için beklenip zaman kaybetmemeli ve eleştiri kişinin doğrudan kendisine yapılmalıdır. Aracıyla yapıldığında eleştiri maksadından çıkar dedikoduya dönüşür.

Eleştiride kibir veya üstten tavır takınmak yerine yanlışlığın insani boyutuna dikkat çekmeli ve eleştiri uygun ses tonu ve nezaket kuralları içerisinde yapılmalıdır.

Eleştiride en önemli nokta şudur ki eleştiri kesinlikle kişinin şahsiyetine karşı yapılmamalıdır. “Sen yaramaz adamın tekisin”, “çok inatçısın” gibi sözler kişiliğe karşı söylenmiş sözlerdir. Hiç kimse bunu kabul edemez.

O hâlde nasıl söylemeliyiz? Eleştiri daima davranışa yapılmalı ilkesinden hareket ederek “İnatçı bir davranış biçimini anlayamıyorum”, “İnatçı tutum sergilemen şart mı?” gibi vb. Eleştiri böyle olursa şahıs davranış biçimimi değiştirmeye yönelecektir. Hem eleştiriyi kabul edecek, hatasını düzeltmeye çalışacak hem de kırgınlık, ağız münakaşası olmayacaktır.

Eleştirinin olumlu yönü olmalı ve ifade edilmeli. Ortamı rahatlatıcı ve uyumu sağlama amacı gözetilmelidir. Ne dersiniz hangi yolu tercih edersiniz? Niye kendinizi karşınızdakine kötü gösteresiniz ki! Bu teknik her iki tarafı da üzmez. Hayat normal akışı içinde huzurlu ve mutlu bir şekilde devam eder. Tercih sizin...

Nurettin Bozan-Eskişehir

ŞİİR

Hoş geldin

Her tarafta okurduk ramazan geldiğinde,

“Mâh-ı gufran ya şehr-i ramazan” dendiğinde,

Manası günahların af olduğu ay demek,

Ne güzel yakışırdı dile böyle söylemek...

Gufran ayını süsler oruçlar teravihler,

Gözler uykusuz mahmur, elden düşmez tespihler.

Herkeste bir sevinç var, hanelerde bir huzur

“Mide tehi ten dürüst” açlık bedeni korur...

Düşünülür aç olan, tok iken akla gelmez,

Nice fakir fukara birçok lezzeti bilmez,

Denilir ki ara bul iftar ver oruçluya

Bu ayda fukaralar sevinsin doya doya...

Bu ayda bir fakire iftar verenler için

Cennette ne müjdeler verildi Allah için.

Bu akşam teravih var müjdesi ramazanın

Ramazanda kıymeti vardır geçen her anın...

Ayların sultanısın hoş geldin ya ramazan,

Oruç tut ve sıhhat bul, ibadet et ve kazan...

Mehmet Emin Ceylan

DUYGU DAMLASI

GÜLME KOMŞUNA GELİR BAŞINA: Ali, sabah apartman önünde arkadaşının düştüğünü gördü. Arkadaşı zarar görmese de Ali bu durumu alaycı bir şekilde arkadaşlarına anlattı, hep birlikte güldüler, eğlendiler. İki gün sonra, aynı merdivenden aceleyle inerken bu defa Ali kaydı ve dizini sakatladı. Apartmanın kapısında duran arkadaşı, Ali’nin hâlini görünce üzülerek, “Geçmiş olsun arkadaşım… Gülme komşuna, gelir başına” dedi. Ali o günden sonra bu atasözünün anlamını çok iyi kavradı. Karşısındaki kim olursa olsun dalga geçmemesi gerektiğini öğrendi. [Tuğba Kaynak-Çocuk Gelişim Uzmanı]

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

ÖNE ÇIKANLAR