MURAT ÖZTEKİN

Osmanlı tarihinde namlı padişahlar, kabiliyetli vezirler, meşhur sanatkârlar ve ilim adamları vardı. Tabii, birçoğunun hayatları detaylarıyla bugüne geldi. Ama bilmediğimiz milyonlarca sıradan hayat arasında oldukça sıra dışı olanlar da mevcuttu ki, çok azının hikâyesi bugüne ulaştı… Osmanlı İmparatorluğu’nun işte bu “sıradan sıra dışılarına” akademik bir kitapla ışık tutuluyor. Fırat Yaşa’nın derlediği “İmparatorluğun Öteki Yüzleri: Toplumsal Hiyerarşi ve Düzen Karşısında Sıradan Hayatlar” isimli eser, tarihten çıkarılan ondan fazla şahsiyet üzerinden Osmanlı sosyal hayatına odaklanmaya çalışıyor. Büyük kısmı Osmanlının ciddiyetle tuttuğu kadı sicillerinden derlenen hikâyelerde farklı akademisyenler sıra dışı bir karakter üzerinden tarih okuması yapıyor.
Koç Üniversitesi Yayınlarından çıkan eserde başarısız intihar teşebbüsleriyle mahkemeye düşen “Mecnun Şaban”, Bursa’da ahaliyi canından bezdiren “Divane Hamza”, kocalarını öldürtüp evinin bir odasının zeminine gömdüren “Konyalı Mâryem” ve Venedikli simsar Nicolò Algarotti gibi aslında Osmanlıdaki büyük çoğunluğu yansıtmayan garip hayat hikâyeleri anlatılıyor.

İLİM YOLUNDA, KORSANLARIN ELİNDE…
Kitabın yazarları metinlerini belgelere dayandırmakla birlikte bu belgelerin hikâyeleri tamamlamadığı noktalarda hayal gücünü harekete geçiriyor. O hikâyelerden biri de müderris olmak isterken korsanların eline esir düşen Üsküplü Alâeddin’inki... 1573’te Edirne’de müderris Mahmud Beğ Efendi’ye talebe olan genç adam, memleketine ziyarete gittiğinde Hoca’sı Bağdat’a kadı olarak tayin edilir. Döndüğünde Hoca’sını bulamayan Alâeddin, devrin adabının icabı Mahmud Beğ’in peşinden gider. Hızlı olsun diye  Selânik’ten gemiye biner ama deryada korsanların eline düşer. Ailesine, Hoca’sına ve III. Murad Han’a mektup yazarak esaretten kurtulabilmek için lazım olan fidyeyi bulmak için uğraşır. Alâeddin’in yedi sene sonra fidyesi ödenir ve esaretten kurtulur. Döndüğünde Hoca’sı emekli olmuştur ama o mülazım (teğmen) olmayı başarır.