Yılmaz Güney’in karanlık sicili! Savcıyı öldürdü, eşi Nebahat Çehre’yi arabayla ezdi
Türk sinemasının en çok konuşulan isimlerinden Yılmaz Güney, gündemden düşmüyor. “Duvar” filminin set arkasındaki dayak görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından Güney'in karanlık sicilini derledik. Öte yandan, kısa bir süre önce de Yılmaz Güney'in ilk eşi Nebahat Çehre, evliliklerindeki şiddet dolu olayları bir kez daha gözler önüne sermiş ve yaşadığı korkuyu anlatmıştı.
1987 yılında 47 yaşında Paris'te hayatını kaybeden oyuncu ve yönetmen Yılmaz Güney, gündemden düşmüyor. Son olarak Güney’in 1983 yılında Fransa’da çektiği “Duvar” filminin set arkasındaki dayak görüntüleri tekrar gündeme geldi. Filmin arka planını anlatan “Duvar’ın Etrafında” belgeselinden alındığı söylenen videoda, Güney’in yapımda görev yapan isimlerden birine megafonla saldırdığı ve Tuncel Kurtiz’in araya girdiği görülüyor.
İLK EŞİ NEBAHAT ÇEHRE'NİN KÂBUS YILLARI
1967-1968 yılları arasında Yılmaz Güney'le evli kalan ünlü oyuncu Nebahat Çehre, geçtiğimiz günlerde TGRT Haber'de yayınlanan 'Yasemin’in Penceresi' programına konuk olmuş ve özel hayatına dair samimi açıklamalarda bulunmuştu. Çehre, Yılmaz Güney ile ilgili çarpıcı bilgiler paylaşmıştı.
“TAM BİR TUTKU EVLİLİĞİYDİ”
Program sunucusu Yasemin Bozkurt, Çehre’ye evliliğin bir tutku evliliği olup olmadığını sordu. Çehre, “Gelişmeler öyle gösteriyor; tam bir tutku evliliğiydi. Eğer bugün yaşıyor olsaydı ve ben ‘başım ağrıyor’ desem, yine yardımıma koşacak kadar tutkulu bir dosttu. Sanırım her şey o tutkuya dayanıyordu” dedi.
Bozkurt, Çehre’ye Yılmaz Güney’in yazdığı mektuplardan örnekler de gösterdi. 25 Mart 1966 tarihli bir mektuptan aktarılan satırlarda şunlar kaleme alınmıştı:
“Yapamıyorum bebeğim, yapamıyorum anam, yapamıyorum kuzum. Seni öylesine sevmeseydim keşke. Seni sevmek acı veriyor bana yavrum. Öylesine uzaksın ki bana...”
“SEVGİ BENDE KORKUYA DÖNÜŞTÜ”
Nebahat Çehre, bu mektuplara rağmen ilişkinin yürümediğini belirterek, programda “Bazı ilişkiler hakikaten sevgiye dayalı ve çok kuvvetli oluyor ama bazı şeylerde anlaşamıyorsunuz. Sonuçta severek evlendik ama yaşanan olaylar beni zamanla uzaklaştırdı. Sevgi bende korkuya dönüştü. Bu yüzden yürümezdi, o nedenle ayrılmamız gerekiyordu” ifadelerini kullandı.
NEBAHAT ÇEHRE’Yİ ARABAYLA EZMİŞ
Rol aldığı projelerle adından söz ettiren Nebahat Çehre'nin başına gelenler kabus gibi... Öyle ki Yılmaz Güney bir kavga sonrası Çehre’nin üzerine arabasını sürmüştü. Daha sonra ise ünlü ismin köprücük kemiğinin kırılmış ve başına dikiş atılmıştı. Yaşanan feci olayın ardından çift, yollarını ayırdı.
“4 GÜN BOYUNCA HASTANEDE TEDAVİ GÖRDÜ”
Yapımcı Abdurrahman Keskiner, yıllar önce verdiği bir röportajda Yılmaz Güney ve Nebahat Çehre arasındaki trajik bir olayı şu sözlerle gözler önüne serdi:
KAFASINA GERÇEK KURŞUNLA NİŞAN ALMIŞ
Yılmaz Güney’in Nebahat Çehre’ye yaşattıkları bunlarla da sınırlı değil. Güney’in birçok filminde yapımcılık yapan Abdurrahman Keskiner, çiftin birbirini çok seven ve tutkuyla bağlı olduğunu belirtirken, Çehre’nin Yılmaz Güney’den ciddi şekilde şiddet gördüğünü de açıkladı.
Keskiner, bu şiddete örnek olarak 1966 yapımı “Eşrefpaşalı” filminin çekimlerini gösterdi. Anlattığına göre, Güney, çekim sırasında Çehre’nin kafasına bir bardak koyup gerçek silahla nişan aldı. Nebahat Çehre, bu durumun tehlikeli olduğunu düşündüğü için bardağın gerçek kurşunla vurulmasına karşı çıktı ancak Güney, uyarılara rağmen bardağı gerçek kurşunla vurdu. Keskiner ayrıca Nebahat Çehre’nin Yılmaz Güney ile birlikte olduğu sürece hep dayak yediğini belirtti.
“CEZAEVİNDE BİLE SİLAH TAŞIRDI”
Yılmaz Güney’in ikinci eşi Fatoş Güney ise Güney’in cezaevinde dahi silah taşımaktan vazgeçmediğini şu sözlerle aktarıyor:
“Cezaevinde bile silah taşırdı. Yılmaz silahını yanından hiç eksik etmezdi. Dönem dönem çeşitli marka silahlarımız olurdu. Yılmaz bugün yaşasaydı yine silah taşımak zorunda olacaktı. Doğum günümde bana bir Smith & Wesson tabanca hediye etmişti. Maslak’taki poligonda, evimizin bahçesinde silah talimleri yaptırırdı bana. Silah kullanmasını çok iyi öğrenmiştim.”
GAZİNODA İŞLENEN CİNAYET...
Yılmaz Güney, 1974 yılında “Endişe” filminin çekimleri için bulunduğu Adana’da bir gazinoda yaşanan olayla da biliniyor. Olay sırasında Güney, Sefa Mutlu isimli bir savcıyı silahla öldürdü.
Cinayetin ardından Güney hakkında dava açıldı ve mahkeme süreci tamamlandıktan sonra 1976 yılında 19 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Hapiste kaldığı dönemde ise senaristliğe ve yönetmenliğe devam etti.
HAPİSTEN KAÇTI
Yılmaz Güney, 5 yıl hapis yattıktan sonra 9 Ekim 1981’de izinli olarak çıktığı Isparta Yarı Açık Cezaevi’nden yurtdışına kaçtı. Kaş’tan Yunanistan’a bağlı Meis Adası’na, ardından İsviçre ve Fransa’ya geçen Güney, hayatının geri kalanını Fransa’da sürdürdü.
Cezaevindeyken sinemayla ilgilenmeye devam etti. Güney, son yıllarını ise Paris’te geçirdi ve mide kanseri nedeniyle 9 Eylül 1984’te hayatını kaybetti. Mezarı, Paris’teki Père Lachaise Mezarlığı’nın 62. bölümünde bulunuyor.
