Aylık İmsakiye
  • İmsak
  • Güneş
  • Öğle
  • İkindi
  • Akşam
  • Yatsı
44 Ramazan 1441
6 Haziran 2020 Cumartesi

Hani benim diş kiram?

Hani benim diş kiram?

Ramazan-ı şerifte Osmanlı zenginleri konaklarının kapısını açar tanıdık tanımadık herkesi sofralarına oturturlar.

Sinilerdekiler sıradan yemekler değildir, seçme malzemeler alınmış, mahir aşçılara bırakılmıştır zira.
İşin hoş yanı; bir hamal ya da kayıkçı, makam mansıb sahibiyle düşebilir yanyana.
Nice kabiliyetli genç, tecrübeli büyükleriyle böylesi sofralarda tanışır, yeni bir yön verir hayatına.
Neyse taamlar tenavül, teravih eda edilir. Ufaktan müsaade istenir.  
Ev sahibi bizzat kapıda durur, tek tek hâl hatır sorup uğurlar, diş kirası takdim eder bu arada.
Yani “Zahmet ettiniz, geldiniz. Yediniz yoruldunuz, şu hediyeyi kabul buyurun da affedin” gibi bir incelik. Zarafete bak!

AH O TEVFİK PAŞA!
Hicri 1310.
Yine böylesi bir nisan Ramazanı. Bahar coşkusu var havada.
Celi sülüs ve celi talik yazının üstatlarından Hattat Sami Efendi o gün Tevfik Paşa’nın konağına çağrılıyor.
Davete icabet gerek, kendisini de pek sever ayrıca.
Paşanın eli açık, sohbeti tatlı, her seferinde memnun ayrılmış, hiç pişman olmamış bugüne kadar.
Neyse top patlar. Müezzinler minareye çıkar. Önce namazlar kılınır, aman gecikmesin sofrada muhabbete dalacaklar zira.
Paşa sofrası zengin tabii, etlisi, sütlüsü, unlusu, tereyağlısı, zeytinyağlısı... Enginar, bakla, bamya, kabak, her biri tabak tabak.
Ohh yedik doyduk şükür elhamdülillah!
Teravih namazını yanık sesli  hafızlar kıldırır. İki rekâtte bir soluklanır salavat okurlar.
Üstüne kahveler gelir, akideler, çıtır çerezler, soğuk şerbetler, körpe meyveler, lati lokumlar. Tiryakiler bahçede nargile fokurdatır.
Ve gecenin hitamında davetliler birer ikişer çıkar. Tevfik Paşa onlara münasip birer diş kirası verir. Çakı, çakmak, fes, takke, çorap; artık ne olursa.  

 

EV SAHİBİ SAYILIRSIN

 

 

01.05.2020 - 05:24