ZİYNETİ KOCABIYIK

Hepimiz hayatımızda ruhsal ve bedensel sağlık istiyoruz; fakat ne yazık ki günümüz dünyasında stres, depresyon ve mutsuzluk yükselişte. İş yerindeki rekabet, trafik, zamanla yarış derken gülmeyi unutur hâle geldik. Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre dünyada 300 milyon kişi depresyonda. Hadi depresyonu bir kenara bırakalım; hiç düşündünüz mü gün içinde siz kaç defa gülüyorsunuz? Giderek daha asık suratlı olduğumuzun farkında mısınız? Çevrenizde son yılların belki de en moda akımı olan “selfie çekenler”e bir bakın. Sadece bir tuşa basma süresinde yüz kaslarımız gevşiyor; o fotoğraf çekildikten hemen sonra yine eski anlamsız, asık suratlı hâlimize geri dönüyoruz.
Oysa bilim dünyasının söylediğine göre “gülmek en iyi ilaç”… Nasıl mı? Gülmek vücuda daha fazla oksijen girmesini sağlayarak kan dolaşımını hızlandırıyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Uzun uzun güldükten sonra kendinizi daha iyi hissettiğinizi hatırlayın…

GÜLMEK ÖĞRENİLEBİLİR
Artık gülmenin de eğitimi var. “Yüzden geri denetim hipotezi” olarak tarif edilen ve aslında “beynin kandırılması” anlamına gelen durum öğretilebiliyor. Beyin, gülerken yapılan yüz kaslarının hareketini algılayarak mutlu olmak için bir sebep olduğunu sanıyor.  Yaklaşık 3 yıldır insanlara gülmeyi öğreten Selda Susal, gülme terapisinin şu anda dünyada 108 ülkede stresi yenmek, pozitif olmak, işyerinde daha verimli çalışabilmek için uygulandığını söylüyor. En yoğun olarak uygulayanlar ise kuzey ülkeleri. Hatta 2018 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapan Rusya’da, futbolseverlerle yakın iletişim hâlinde olacak metro görevlilerine gülme eğitimi verilmiş. Malum Ruslar yabancılara kolay kolay gülümsemeyen, Batıya göre biraz daha asık suratlı bir toplum.
Gülme terapisi olarak adlandırılan eğitimin, hiçbir sebep yokken, diyafram nefesini kullanmak suretiyle gülmeyi çocuksu oyunlar aracılığıyla fiziksel bir aktivite hâline getiren hareketler bütünü olduğunu söyleyen Selda Susal, “Hastalıkların yüzde 70-80’i strese bağlı. Bilim diyor ki eğer bir insan günde 10-15 dakika arasında diyafram nefesini de kullanarak gülerse, beynin salgıladığı mutluluk hormonları artıyor, stres hormonları azalıyor, bağışıklık sistemi güçleniyor, kan basıncı azalıyor ve kan dolaşımı artıyor. Yani hem ruhsal hem de bedensel olarak fayda sağlayan sıra dışı bir etkinlik. Aslında ciddi bir kardiyovasküler egzersiz programı olarak da adlandırabiliriz” diyor.
Gülme terapisinin baş aktörü diyafram nefesi denilen ve akciğerin alt kısmından aldığımız nefesi kullanmak. Diyafram nefesi aslında bizim doğuştan bildiğimiz ama zamanla unuttuğumuz bir nefes şekli. Çoğunlukla sivil toplum kuruluşlarıyla çalışan Susal, kanser hastalarına, çocuklar, işitme engelli ve görme engelli çocuklara bu eğitimi vermiş.
Peki durup dururken gülebilir miyiz? Evet… Çünkü gülmek  “bulaşıcı” bir durum.  Aynı esnemek gibi. Gülme terapisinde, gülme, grup içerisinde göz kontağı kurmak suretiyle ve çocuksu oyunlar aracılığı ile fiziksel bir egzersiz olarak başlatılıyor ve genellikle 45-60 saniye içerisinde gerçeğe dönüşüyor. Beyin sahte ve gerçek gülüşü birbirinden ayırt edemiyor. 

GÜLERKEN NELER OLUYOR?
¥ Mutluluk hormonları artarken, kortizol ve epinefrin gibi stres hormonlarının seviyesi ciddi oranda düşüyor.
¥ Vücuda giren oksijen sayesinde kan akışı hızlanıyor. Gülmek bu açıdan bir kalp damar sistem çalışmasıdır. 20 saniye gülmek, kalp hızını üç ila beş dakikalığına iki kat hızlandırıyor.
¥ Yine oksijen alımı arttığı için beyine giden net oksijen de artıyor. Odaklanma kapasitesi yükseliyor.
¥ Gülmek vücutta endorfin (tabii ağrı kesici) salgılanmasına sebep olduğu için ağrı kesici etki yapıyor.

MENENJİT HASTALIĞI HAYATINI DEĞİŞTİRDİ
Yirmi yıl boyunca çokuluslu şirketlerde kurumsal ilişkiler departmanlarını yöneten Selda Susal, yoğun iş temposu ve aşırı stresin yıprattığı bir dönemde menenjite yakalanınca, kurumsal hayattan uzaklaşıp daha az stresli işlerle uğraşmak istemiş. Sonunda hem kendisine hem de çevresindekilere faydası olabilecek bir faaliyet  alanı bulmuş “gülme terapisi”…