DAMLA PEKER

Kurban Bayramı’nda artış gösteren et tüketimi ve fazla yenen tatlılar ciddi sağlık problemlerine yol açarken uzmanlar vatandaşları günlük et tüketimi ve bayramı sağlıklı geçirmenin püf noktalarını anlattı. Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Gönen, etin tüketiminden pişirilme şekline, içeceklerden tatlılara kadar bayramda sağlıklı beslenme ile ilgili şu tavsiyelerde bulundu:
Kurban Bayramı’nda genellikle kavurmalı kahvaltılar öne çıkar. Oysa etin kesildikten hemen sonra tüketilmesi doğru değildir. Et kesildikten sonra ‘ölüm katılığı’ denen bir durum var. Bu, sindirim ile ilgili problemlere sebep olabilir. Kesildikten sonra et, gün ışığı almayan, serin bir ortamda üç-dört saat bekletilmeli, sonrasında buzdolabında 24 saat kalmalıdır. Bu sayede etin sindirilebilirliğini kontrol altına almış oluruz. Aslında etin kalitesi ve esas lezzetinin ortaya çıkması için 7-10 gün gibi bir süre gerekli. O yüzden et tüketimini diğer günlere bırakıp ilk gün yumurta, peynir, söğüş sebzeler, taze yeşillikler, tam tahıllı ekmek gibi besinlerle sağlıklı bir kahvaltı tercih edilmesi daha iyi olur.

KADINLARA DÖRT, ERKEKLERE ALTI KÖFTE
Günlük et tüketimi kadın ve erkekler için değişiyor. Kadınlar için 120 gram yani dört köfte büyüklüğünde, erkekler için de 150 ila 180 arası yani altı köfte büyüklüğünde ortalama bir rakam verebiliriz. Özellikle kolesterol, kalp damar hastalığı, tansiyonla ilgili bir problem varsa etin miktarı ve tüketim sıklığına da dikkat edilmesi gerekiyor. Her gün et tüketimi olmamalı, haftada bir-iki kere ile sınırlandırılmalıdır. Bayramda hamurlu tatlılaın yerine sütlü tatlı, dondurma, meyve, kuru meyve veya kuru yemiş tüketilebilir. İlla baklava yiyecekseniz de kan şekeri dengesi için yanında süt, sütlü bir kahve, ayran içilebilir.

HAYVANSAL HASTALIKLARA DİKKAT
Kırmızı et; iyi kalite hayvansal proteinin yanı sıra, demir, çinko, fosfor, magnezyum mineralleri ile B12, B6, B1 ve A vitaminlerini içerir. C vitamini içermediği için sebze, salata gibi C vitamini içeriği yüksek besinlerle tüketilmesi daha yararlı olacak. Ekstra yağ koymadan pişirilmesini tavsiye ediyoruz. Zaten etin yüzde 20 gibi bir yağı var. Siz ilave içyağı, kuyruk yağı, tereyağı koyduğunuz zaman hastalıklara ekstra davetiye çıkarırsınız. Kısık ateşte, kendi suyunda haşlama, ızgara, buğulama ya da fırında pişirilmesini öneriyoruz. Mangal yapacaklara et seçiminde dikkat etmelerini tavsiye ediyoruz. Çok yağlı değil, orta yağlı et olmalı. Mangalla mesafesi de önemli. 12 ila 15 santimetre aralık bırakılması, direkt ateşin üzerine koyulmaması gerekir. Çünkü bu şekilde kanserojen madde oluşumunu tetiklemiş oluyorsunuz. Ayrıca, bu şekilde pişirilince etin dışı çok hızlı pişerken; içi çiğ kalıyor. Bu da zoonoz dediğimiz hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklara davetiye çıkarıyor.

BAHARATLAR ETİN ANTİOKSİDAN ÖZELLİĞİNİ ARTTIRIR
Baharatların ete lezzet verdiğini söyleyen Fatma Gönen “Kimyon, kekik, kırmızıbiber ve biberiye etin lezzeti, sindirimi kolaylaştırdığı ve etin antioksidan özelliğini arttırdığı için önemli. Yanında şekersiz içecekler, sade bir maden suyu, soğuk bitki çayları ve su tüketilebilir. Su çok önemli çünkü kafein ve çay tüketimi çok fazla olduğu için su kaybını önlemek adına yanında ekstra su tüketilmelidir” dedi.