ÖMER TEMÜR

Siber suç istihbarat şirketi Hudson Rock’ın baş teknoloji sorumlusu Alon Gal'in Twitter üzerinden yaptığı paylaşım yeni bir tartışmayı da alevlendirdi. Gal, paylaşımında takipçilerine bir soru yönelterek, içinde 69 bin Bitcoin olan bir kripto para cüzdanına nasıl girebileceğini sordu. Gal’ın gönderisine göre içinde yaklaşık 690 milyon dolarlık Bitcoin bulunan cüzdanın iki yıldır hackerlar arasında dolaşmasına rağmen hâlâ şifresi kırılamadı. Gal, gönderisinde şaka yollu olarak Google’dan kendisine “bir kuantum bilgisayarı ayarlamalarını” istese de henüz olumlu bir dönüş olmadı. 

DEVLERİN 'KUANTUM' YARIŞI
Hatırlarsanız geçtiğimiz yıl Google "kuantum üstünlüğü"ne ulaştığını iddia etmişti. Nature dergisinde yayınlanan makalede, Google, Sycamore adını verdiği kuantum bilgisayarın çok zor bir problemi 200 saniyede çözdüğünü ilan etti. Google karşılaştırma olarak da hâlihazırda dünyanın en hızlı klasik bilgisayarının aynı problemi ancak 10 bin yılda çözebileceğini ileri sürdü. Öyle görünüyor ki kuantum bilgisayarlar bitcoin ve blockchain dünyasında anahtar rol oynayacak gibi.  
Silikon Vadisi şirketleri ile Çinli teknoloji devleri bu alanda ciddi yatırımlar yapıyor. D-Wave, IBM, Microsoft, Alibaba, Baidu, Intel, Honeywell, Rigetti ve Xanadu gibi firmalar daha güçlü kuantum bilgisayarlar üzerinde çalışıyor.

3,1 TRİLYON DOLARLIK EKONOMİ
Gartner araştırmasına blokchain ekonomisinin 2030 yılında 3,1 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Pandemi ile mücadelede dijital sağlık pasaportları, dijital kimlik yönetimi gibi blockchain çözümleri geliştiriliyor. Bankacılık ve finans endüstrisindeki büyük oyuncular yavaş yavaş blok zincirinin bir parçası hâline gelirken bugün sağlık, tarım, çevrim içi oyun, yapay zekâ, nesnelerin interneti, tedarik zinciri, emlak ve diğer birçok endüstri de blok zincirinde yerini alıyor.

YOKSA TEHDİT Mİ?
Ancak pek çok kişiye göre kuantum bilgisayarlar blok zincirini tehdit edebilir. Mevcut blok zincir teknolojisinde veriler yüz binlerce bilgisayarda kırılamayacak kadar güçlü şifrelerle korunuyor. Süper şifre kırıcı özelliğe sahip kuantum bilgisayarların ise bu bariyerleri aşabileceği dile getiriliyor. Dolayısıyla kuantum bilgisayarlar sayesinde yüz binlerce bilgisayardaki verilere müdahale etmek de mümkün hâle geliyor.
Peki bu ne anlama geliyor?
Blockchain teknoloji ile artık devletler sanal yapılara dönüşüyor. Kimliklerimiz, tapu bilgilerimiz, kısaca tüm hayatımız bilgisayarda şifreli bir şekilde kayıt altına alınıyor. Malum Çin bazı eyaletlerinde kripto para denemelerine başladı. Yakın gelecekte bütün ticaret ve sanal para transferleri de blockchain üzerinden takip edilebilecek. Şirketler de kaçılmaz şekilde bu sistemin bir parçası olacak. Yani yeni dünya düzeni blockchain üzerine inşa ediliyor. Kuantum bilgisayarların rolü tam da burada ortaya çıkıyor. Hem de sanal dünyanın anahtarı olarak. Bu şu anlama geliyor: Kuantum bilgisayarlar ile blockcahin dünyasına yapılan saldırılarla verileriniz değiştirilebilir. Sanal paralarınız bir anda buhar olabilir ve bir gece de fakirleşebilirsiniz. Ya da tam nüfus kayıt bilgileriniz bir anda silinerek hiç yaşamamış olabilirsiniz.

ANAHTARIN SAHİBİ KİM OLACAK?
Kuantum bilgisayarlar henüz emekleme aşamasında ama bunları söylemek için uzak değil. Ancak sorulması gerek doğru soru şu: Bu teknoloji Silikon Vadisi'ndeki teknoloji şirketlerinin ya da sosyal kredi sistemi ile kendi halkını kontrol etmeye çalışan Çin'in elinde mi bulunacak yoksa insanlığın kullanımına mı sunulacak?
Anahtarın hangi amaçla kullanılacağını bu soru belirleyecek.

KUANTUM BİLGİSAYARI NASIL ÇALIŞIR?
Klasik bilgisayarlar bir devre üzerindeki elektrik akımını anahtarlar yardımıyla açarak ve kapatarak çalışır. Bu anahtarın kapalı ya da açık olması sayesinde oluşturulan sıfır ve birler bilgisayar kodlarının temellerini oluşturur. Kodlamanın bilgi taşıyan en küçük yapı taşı olan bu sıfır ve birlere 'bit' ismi veriliyor. Sonuç olarak klasik bilgisayarlar elektriğin fiziksel kanunlarına bağlı olarak çalışıyor ve tüm işlemlerini bu 0 ve 1'ler üzerinden yani elektrik akımının geçip geçmemesi üzerinden yürütüyor. Kuantum bilgisayarları ise elektrik akımına bağlı olarak çalışmıyor. Onun yerine elektron ve proton gibi atom altı parçacıkların fiziksel özelliklerine dayanan bir sistemle işler ve 'kübit'lerden oluşan seriler içerir. Tek bir kübit 1, 0 veya bu ikisi arasındaki (kuantum çakışması) bir değeri alabilir. Bu sayede klasik bilgisayarlardan çok daha küçük bir alandan ve çok daha büyük bir hızla çalışabiliyorlar.