Tıp dünyası da yapay zekaya teslim... Geleceğin doktorları acil vakada bile telefona sarılıyor!
Türkiye’de 6 üniversiteden yaklaşık bin tıp öğrencisiyle yapılan araştırma, geleceğin hekimlerinin vaka analizlerinde yapay zekaya olan tehlikeli bağımlılığını ortaya koydu. Genç hekim adayları artık acil vakalarda bile algoritmadan onay almadan hareket etmek istemiyor.
- Araştırma, 6 üniversiteden 958 tıp öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirildi.
- Öğrencilerin klinik vakalarda dahi yapay zekadan onay almadan hareket etmek istemediği görüldü.
- Öğrenciler, yapay zeka yanlarında olmadığında kendilerini korumasız hissettiklerini ve mevcut yeteneklerinin yerini yapay zekanın almasından endişe duyduklarını belirttiler.
- Uzmanlara göre yapay zeka, zaman kazandıran bir 'yardımcı araç' olarak konumlandırılmalı ve karar verme sürecinde önceliğin öğrencide olduğu vurgulanmalı.
Yapay zeka, akademik eğitimdeki öğrenme alışkanlıklarını kökten değiştirirken tıp eğitimi de bu dönüşümün en kritik duraklarından biri haline geldi.
Habertürk TV'nin yer verdiği haberde, Türkiye’den iki akademisyen, Güneş Korkmaz ve Çetin Toraman, tıp fakültesi öğrencilerinin yapay zeka ile kurduğu ilişkiyi derinlemesine inceleyen bir araştırma gerçekleştirdi.
İngiliz BMC Medical Education dergisinde yayımlanan çalışma, öğrencilerin yapay zekaya duyduğu aşırı güvenin ve bağımlılığın ulaştığı boyutu gözler önüne serdi.
ARAŞTIRMANIN ÇARPICI SONUÇLARI
6 üniversiteden 958 tıp öğrencisinin katıldığı çalışmada, öğrencilerin klinik vakalarda dahi yapay zekadan onay almadan hareket etmek istemedikleri görüldü.
Akademisyenler araştırmanın çıkış noktasını şu sözlerle özetledi:
"Aslında şunu araştırmaya çalıştık; tıp fakültesi öğrencilerinde yapay zekaya karşı aşırı bir güven var. Bir hekimin bir klinik vaka üzerinde düşünüp derin fikirlerinin olması çok önemli."
ÖDEVLERDEN ACİL SERVİSLERE
Hocaların bu araştırmaya yönelmesindeki en büyük etken, öğrencilerin vaka analizlerini tamamen yapay zekaya devretmeye başlaması oldu. Durumun risklerini vurgulayan uzmanlar, gözlemlerini şöyle aktardı:
"Bazen önümüze ödevler geliyor, vaka çözümlemesi yapmasını istiyoruz. Oradaki vakayı direkt yapay zekaya çözdürüp, tanısını koydurup tedavinin nasıl gideceğini önümüze getiriyorlar ve bu riskli bir durum.
Korkutucu araştırma: Çoğu insan, tamamen yanlış olsa bile yapay zekanın söylediğini yapıyor
Hatta sosyal medyada, acil servislerde doktorların kendi şikayetleri için yapay zekaya danıştığı videoların dolaşması, tehlikenin boyutunu artırıyor"
"NOMOFOBİ" VE KORUMASIZLIK HİSSİ
Araştırmada öğrencilere yöneltilen sorular, teknolojiye erişim kesildiğinde yaşanan psikolojik krizi de ortaya koydu.
Öğrenciler, yapay zeka yanlarında olmadığında kendilerini korumasız hissettiklerini ve mevcut yeteneklerinin yerini yapay zekanın almasından endişe duyduklarını belirttiler. Hocalar, bu durumu şu şekilde değerlendirdi:
"Çocuklar telefonsuz kaldıklarında yapay zekaya ulaşamama korkusu yaşıyorlar. Ondan bir dönüt almazlarsa doğru yapamayacaklarını düşünecek düzeyde bir durum söz konusu."
Mevcut uzman hekimler hala kendi klinik tecrübelerine ve akıllarına güvenme eğilimindeyken, yeni nesil öğrencilerde "onay alma" ihtiyacı ön plana çıkıyor:
"Öğrencilerimiz kendileri yapay zekaya güveniyorlar, dependance (bağımlılık) kavramı var ve yapay zekadan onay almak istiyorlar. Öğrencilerimiz karar veriyorsa ya da tanı koyuyorsa burada bir sorun var demektir"
Uzmanlara göre yapay zekayı tamamen dışlamak bir çözüm değil. Önemli olan, bu teknolojinin sadece zaman kazandıran bir "yardımcı araç" olarak konumlandırılması:
"Amaç, öğrencilerin yapay zekayı yardımcı bir araç kullanarak zamandan tasarruf etmesini sağlamak, ancak karar verme sürecinde önceliğin kendilerinde olduğunu bilmesini sağlamaktır."
