Bilgi Üniversitesi kararının perde arkası: Mevzuat kapattı Külliye açtı
İstanbul Bilgi Üniversitesini kapatma kararı Erdoğan tarafından iptal edildi. 22 bin öğrenci nefes aldı. YÖK Başkanı Erol Özvar, kararın geçici olduğuna yönelik herkese bilgilendirme mesajı ilettiklerini söyledi. Üniversitenin geleceğiyle ilgili seçenekler masada...
- Üniversitenin kurucu vakfına kayyım atanması sonrası, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 11. maddesi gereği faaliyet izni Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırıldı.
- Bu durumun kanuni bir zorunluluk olduğu ve gizli bir plan veya siyasi hamle olmadığı vurgulandı.
- Kayyım heyeti ve YÖK yetkililerinin Cumhurbaşkanı ile görüşmesi sonucu, eğitimin devamı için takdir yetkisi kullanıldı.
- Üniversitenin mevcut eğitim-öğretim dönemi sonuna kadar açık kalacağı öğrenildi.
- Üniversitenin geleceği için bir devlet üniversitesi bünyesinde devam etmesi veya "hami üniversite" modeli gibi senaryolar masada yer alıyor.
- Nihai kararın YÖK'ün hazırlayacağı rapora göre verileceği belirtildi.
Mahmut ÖZAY/ İSTANBUL - İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılması ve ardından alınan yeni kararla eğitim-öğretime devam etmesi, kamuoyunda farklı tartışmaları beraberinde getirdi. “Üç günde kapatılıp açıldı” yönündeki eleştirilerin aksine, sürecin tamamen hukuki bir zorunluluktan kaynaklandığı ve alınan son kararla muhtemel bir mağduriyetin önüne geçildiği öğrenildi. İşte İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yaşanan sürecin hukuki arka planı ve masadaki gelecek senaryoları…
BEKLENEN SON OLDU…
Sürecin başlangıcı Eylül 2025’e dayanıyor. Can Holding’e yönelik gerçekleştirilen operasyonun ardından, üniversitenin kurucu vakfına kayyım atandı. Bilgi Üniversitesi de bu vakıf üzerinden faaliyet yürüttüğü için yönetim kayyım heyetine geçti. Ancak mevzuat gereği bu durumun kalıcı olması mümkün değildi. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 11. maddesi, “Kurucu vakfına kayyım atanan üniversitenin faaliyet izni, Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırılır” hükmünü amirdir. Hukukta “bağlı yetki” olarak tanımlanan bu durum, idareye bir takdir yetkisi sunmuyor; kanuni bir zorunluluk dayatıyordu. Dolayısıyla ilk alınan karar, gizli bir plan veya siyasi bir hamle değil, kanunun emrettiği zorunlu bir işlemdi.
Resmi Gazete'de yayımlandı! Bilgi Üniversitesi kararı değişti
İlk kararın ardından kayyım heyeti ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) yetkilileri; öğrencilerin, ailelerin ve akademisyenlerin mağdur olmaması adına kapsamlı bir rapor hazırlayarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanı, eğitimin devamı için takdir yetkisini kullandı. Edinilen bilgilere göre, mevcut yönetim üniversiteyi bu eğitim-öğretim dönemi sonuna kadar açık tutacak.
Üniversitenin kalıcı geleceğine ilişkin ise masada farklı senaryolar var. Önümüzdeki dönemde bir devlet üniversitesi bünyesinde devam etmesi ya da “hami üniversite” modeliyle yoluna devam etmesi seçenekler arasında. Nihai karar, YÖK’ün önümüzdeki aylarda hazırlayacağı rapor doğrultusunda verilecek.
RAHAT NEFES ALDILAR
Üniversite bünyesinde 22 bin öğrenci, 1.100 akademik ve idari personel ile yaklaşık 1.000 kısmi zamanlı çalışan bulunuyor. Dev tabloyu göz önünde bulunduran Cumhurbaşkanlığı, takdir yetkisini kullanarak eğitimin aksamadan devam etmesi yönünde karar verdi. Öğrenciler, kararın ardından üniversite önünde kutlama yaptı. Böylece kamuoyunda panik oluşturan senaryolar boşa düşerken, hukuki prosedürlerin işletilmesiyle büyük bir mağduriyetin eşiğinden dönülmüş oldu.
“MAĞDURİYETE İZİN VERİLMEDİ”
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar yaptığı açıklamada hukuki sürece ve öğrenci hassasiyetine dikkati çekti. Sorularımızı cevaplayan Özvar, kamuoyunda bazı yanlış değerlendirmeler olduğunu ifade ederek sürecin öncesini ve sonrasında yapılanları tek tek anlattı. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanacağı gece boyunca ve sonrasında teyakkuz hâlinde olduklarını, üniversite yönetimiyle sürekli iletişim içinde bulunduklarını belirtti. Sürecin geçici olduğunu ve bunun üniversite yönetimine şeffaf biçimde aktarıldığını ifade etti. Ardından tüm öğrenci ve akademik personele bilgilendirme mesajı gönderildiğini söyledi. Ayrıca YÖK ve üniversite yönetiminin süreci doğrudan yöneten ve bilgilendiren tarafl ar olması sebebiyle, fark edildiği üzere eleştirilerin hedefi olmadıklarını vurguladı. Kayyım öncesi üniversitenin mali açıdan zor bir dönemden geçtiğini, kayyım süreciyle birlikte birçok mali meselenin de rayına oturduğunu belirtti.
