Türkiye’nin son 50 yılda önemli atak yaptığı alanlardan biri de enerji oldu. 1970 yılında ülkedeki toplam üretimde, yenilenebilir (yerli) enerjinin payı yüzde 41,2’de bulunuyordu. Bu dönemde kırsal nüfusun ağırlığının yüzde 60 olması, yenilenebilir enerji payını yüksek gösteriyordu. 2000 yılına gelindiğinde ise yerli enerjinin payı yüzde 24,8’e kadar geriledi. Sonraki yıllarda enerji alanında yerli ve yenilenebilir kaynakların öncelendiği bir strateji izlendi. 1970 yılında Türkiye Elektrik Kurumu kurulduktan sonra elektrik üretimi kurumsal yapıya büründü. Bu tarihte Türkiye’nin kurulu gücü 8 bin 623 megavat seviyelerinde bulunuyordu. Bugün bu rakam, 91 bin 267 megavat seviyesine ulaştı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in açıkladığı 2019 verilerine göre; üretilen elektriğin yüzde 46’sı yenilenebilir enerji kaynaklarından, yüzde 36’sı kömürden, yüzde 17’si doğalgazdan, geri kalanı ise diğer kaynaklardan sağlandı. Elektrik üretiminde yerli ve yenilenebilir kaynakların toplam oranı ise, 2019 yılının 10 ayında rekorla, yüzde 64 gibi yüksek bir düzeye çıktı. Bu rakamlar, aynı zamanda enerjide dışa bağımlılığın da oldukça azaldığını gösterdi. Bakan Dönmez, artan enerji ihtiyacının karşılanmasında, yerli ve yenilenebilir payının artırılmasına yönelik çabaların devam edeceğini vurgulayarak “Yerli kömür ile rüzgâr, güneş, hidrolik, jeotermal gibi yenilenebilir kaynaklarımızın enerji üretim sepetimizdeki payı daha da yükselecek. Yenilenebilir enerji, arz güvenliği ve kaynak çeşitliliği sağlamasının yanı sıra, düşük karbonlu ekonomiye geçiş, yenilikçi yaklaşımlar ve yeni teknolojiler sayesinde sürdürülebilir kalkınmaya olan katkısı bakımından da önem arz etmektedir. Küresel elektrik üretiminin yüzde 25’inin yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edildiği dikkate alındığında, ulaşmış olduğumuz oran ile ülkemiz, dünya ortalamasının üstünde yer almaktadır” dedi. Yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminin 2000’li yıllarda 34 milyar kilovatsaat seviyesinden, 2018’de 99 milyar kilovatsaate çıktığına da dikkati çeken Bakan Dönmez; Türkiye’de 2000’li yıllarda 298 seviyelerinde olan elektrik üretim santrali sayısının, 2019 Ekim sonu itibarıyla yirmi yedi katına çıkarak, 8 bin 112’ye yükseldiğini aktardı.

RÜZGÂRA, GÜNEŞE BÜYÜK YATIRIM

Son beş senede hayata geçen toplam 16 bin 653 megavatlık yenilenebilir kurulu güç için; güneş enerjisine 4,8 milyar dolar, rüzgâr santrallerine 4,3 milyar dolar, akarsu ve barajlı hidroelektrik santrallerine 6 milyar dolar, jeotermale 1 milyar dolar, biyokütleye 430 milyon dolar, toplamda da 16,3 milyar dolarlık yatırım yapıldı. Hâlihazırda işletmedeki rüzgâr santrali sayısı 198 olarak biliniyor. Güneş santralleri de benzer bir dönüşüm yaşadı. Sadece 2019 yılında yeni kurulan Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurulu gücü toplamı 932,3 megavat oldu. Güneş enerjisi sektörü 2019 yılını toplam 5 bin 995 megavat kurulu güç ile tamamlamış oldu. Rüzgâr ve güneş teknolojilerinde ihtiyaç duyulan ekipmanın da yüzde 85’i yerli üretimle karşılanıyor.

CUMHURİYETİN 100. YILINDA AKKUYU NGS DE DEVREYE GİRİYOR

Akkuyu’da yapılan Türkiye’nin ilk nükleer santralinde inşaat çalışmaları sürüyor. Burada toplam 4 bin 800 megavat gücünde dört ünite nükleer reaktör inşa edilecek. Bunların her biri bin 200 megavat gücünde olacak. Türkiye’de kaynak çeşitliliği sağlayarak enerji arz güvenliğine katkısı bakımından büyük önem taşıyan Akkuyu NGS işletmeye alındığında, ülkenin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu karşılayacak. Akkuyu’da, inşaatının en yoğun olduğu dönemde yaklaşık 10 bin kişi, 60 yıllık işletme döneminde ise 3 bin 500 kişi çalışacak. Türkiye’nin ikinci nükleer enerji santrali olacak Sinop ile Trakya’da hayata geçirilecek santral için de önümüzdeki dönemlerde yeni adımlar bekleniyor.

DÖNÜM NOKTALARI

  • Güney Gaz Koridoru’nun ana omurgasını oluşturan TANAP Projesi’nin açılışı, 2018 Haziran’da gerçekleştirildi. Azerbaycan’da üretilen gazın Türkiye’ye arzı başladı.
  • Kasım 2019’da ‘TANAP Avrupa Bağlantısı Açılışı’ ile, Azerbaycan gazı bu sefer Avrupalı tüketicilerle buluştu.
  • Rusya’nın doğalgazını Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya iletecek TürkAkım doğalgaz boru hattı, Ocak 2020’de açıldı.
  • Doğu Akdeniz havzasında Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis ile detaylı sismik aramalar yürütüldü.
  • Fatih ve Yavuz sondaj gemileri, 2018 ve 2019’da ilk sondajlarını yaptı. Üçüncü sondaj gemisinin de katılımıyla millî gemilerimiz, 2020 yılı içerisinde beş adet kuyu daha açacak.