CANAN ERASLAN

Kadınlar günümüzde hayatın her alanında çok önemli görevler alıyor. Çalışıyor, evleniyor, evinin sorumluluğunu taşıyor, çocuk sahibi olup onları büyütüyor, eğitimini planlarken en büyük yardımcısı oluyor... Tabii ki bu kadar değil. Aynı kadın evinin düzeninden ailenin beslenmesine ve hatta kendisi ve ailesinin sosyal hayatını da planlayacak. Çocukların arkadaşlarının aileleriyle ilişki kuracak, öğretmenleriyle sık sık görüşecek ki çocuk yanlış ilişkilere yönelmesin, derslerini aksatmasın. Bitti mi? Yok, bitmedi. O kadın aynı zamanda bakımlı olacak, parlak ışıklar altındaki ünlüler kadar fit, sosyal medyaya yansıyan hayatlar gibi sosyal olması da gerekecek. Tamam, diyelim ki bütün bunları eksiksiz başardı. Kendi anne ve babasına hayırlı bir evlat, eşinin ailesine ‘iyi gelin’ olma gibi bir yükümlülüğü de var...
Elbette bütün bunları tek başına, yardım almadan yapan, yapabilen kadınlar vardır ama nereye kadar?
Tabii ki bir gün ‘tükendiğini’ hissedinceye kadar...
Peki tükenmeden bunları yapmak mümkün mü?
Kim bilir; belki mümkündür ama öncesinde sormamız gereken soru şu: Bu kadarını tek başına yapmaya çalışmak şart mı?
Bu sorunun cevabını, Üsküdar Üniversitesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver cevaplıyor. “Hani ‘Çocuk da yaparım kariyer de’ diye bir şarkı vardı. İşte bu şartı hem doğru hem yanlış. Çünkü bir kadın hem anne olup hem kariyer yaparken, her iki alanda da yardım alarak ilerleyebilir. Oysa yardım sistemleri genellikle yetersiz” diyen Ünsalver, yanlışlara dikkat çekip, kadınlara tavsiyelerde bulunuyor.

SIKINTILAR DAĞ GİBİ
Bu çağ kadınlara çok şey yüklüyor

Bu çağda kadına yardım sistemleri genellikle yetersiz kalıyor. İş yerleri annelerin durumlarını göz ardı edip onlardan diğer çalışanlarla aynı saatlerde aynı derecede performans bekliyor. O sırada çocuğunun dersini, sağlığını, beslenmesini düşünmek zorunda kalan kadın ya anneliğini zedeliyor ya iş performansını düşürüyor. Oysa bir anne ile diğer çalışanın şartları aynı olamaz.

Sosyal medyadaki ‘süper’ anneler!
Çocuk bakımında tek doğru yoktur. Bütün anneler hata yapar. Tüm anneler berbat günler geçirir. Hiçbir anne sürekli anne olmaktan mutlu olmaz. Fakat sosyal medya insanlarda böyle bir yanlış algıya sebep oluyor. Kadınlar da o ‘süper anne’ olmaya çabalarken suçluluk duyguları içinde boğuluyor. Sadece kariyer ve annelik değil mesela, bedenin ideal ölçülerde olması ve bakımlı olmak gibi şeyler de vurgulanıyor. Kadınlar da sanki o resimlere uymazlarsa toplum dışında kalacaklar gibi bir koşturmaca ve sonuçta tükenmeye gidiyorlar.

Mükemmel olmazsa yetersiz hissediyor
Mükemmellik diye bir şey gerçek dışı olduğundan kişide sürekli bir yetersizlik düşüncesi oluşur. Kişi sürekli bir performans kaygısı yaşar. Kendisine karşı katı kurallar koyar ve kendisini cezalandırır. Karşısındakilere de aynı kuralları koyar ve cezalandırır. Sonuçta kendinden ve ötekilerden memnun olamaz, huzursuz bir hayat yaşar. Düşünün ki bir merdiven çıkıyorsunuz 12 basamak sonunda su içeceksiniz deniyor, fakat 12’ye gelince su 13. basamakta diyorlar, 13’e gelince 14 ve dolayısıyla siz tam susuzluğunuzu gidereceğinizi zannederken sürekli yukarı çıkıyorsunuz ama bir türlü su içemiyorsunuz. Fakat orada 14. katta birisi diyor ki ‘Buradan gel sana iki bardak su vereyim; ama buradan aşağı ineceksin ya da hangi katta su içeceğin belli olmadan yukarı çıkacaksın’. Mükemmeliyetçinin sıkıntısı buna benziyor.   

FAKAT ÇÖZÜMÜ VAR
Önce kendinizi sevmekle başlayın

Öncelikle kendinizi olduğunuz gibi sevin. Ancak bu şekilde kendinizde olan özel yönleri fark edebilirsiniz. Kendinizi sadece yukarıda olanlarla değil, aşağıdakilerle de karşılaştırın, mükemmel olmanın sonuçlarına bakın, asıl güzelliğin kusurlarda olduğunu görmeye çalışın. İnanın iyi gelecek. Bu denge sağlanmazsa ankisiyete bozuklukları, depresyon, tükenmişlik sendromu, alkol ve madde kullanım sıkıntıları meydana gelebilir.

Her şeyi tek başına yapmaya kalkmayın
Öncelikle kendi kaynaklarınızın farkına varın. Neyi yapabilirsiniz, neyi yapamazsınız? Yapabilirsiniz tabii ama hedeflerinizi gerçekçi belirleyin, önceliklerinizin altını çizin. Tek başınıza yapabileceğinizin üzerinde bir hedefiniz varsa, yardım istemekten çekinmeyin. Aileden ya da o işi profesyonel olarak yapanlardan yardım alın. Aşırı fedakarlık herkesi mutsuz eder, sizi de edecektir.

Kendi ihtiyaçlarınızı göz ardı etmeyin
Kadının; barınma, sevilme, dostluk, dinlenme, eğlenme gibi ihtiyaçlarını gidermesi onun kendisine duyduğu sevgi ve saygının temelini oluşturur. Bunları karşılayamayan ya da isteyemeyen kadında ruhsal ve fiziksel hastalıklar baş gösterecektir. Kadın; herkesi mutlu etmek zorunda olmadığını, herkesi doyurmak zorunda olmadığını, kendisinin gösterdiği fedakârlık kadar çevresindekilerin de fedakârlık göstermesi gerektiğini unutmamalı ve ötekilerden yardım istediği için kendisini yetersiz, başarısız görmemeli.

Bebeğinizin ilk adımı mı kariyer mi, karar verin
Evet, buna karar verin mesela. Çocuğunuzun yanında olmak, yıllar sonra “Ne çok şeyini kaçırdım. İlk adımını, ilk dişini ilk konuşmasını ben görmedim” diye kendinizi hiç geri gelmeyecek zamanlar için yiyip bitirecekseniz, kariyerinizi erteleyin, çocuğunuzun yanında olmayı öncelik olarak alın. Çocuğun etrafında bir helikopter gibi olurken, rüzgârınızla ona zarar veriyorsanız, diğer yanları seçin.

Annelerin yarısı ilk bin günün önemini bilmiyor
Geçtiğimiz haftalarda insan hayatındaki ilk 1.000 günün önemine dikkat çekmek üzere bir zirve düzenlendiğini haber vermiştik. Aynı zirvenin, gelecek yıl 8 Nisan 2020’de yapılması kararlaştırıldı. Bu yılki zirveye katılanlar ilk 1.000 günün önemine ilişkin bilgileri katılımcılarla paylaşırken, yapılan bir araştırmanın çok önemli sonuçları da açıklandı. Buna göre;
¥ Annelerin yüzde 57’si ilk 1.000 günün önemini bilmiyor.
¥ Emzirmenin önemi tamamen anlaşılmış durumda. Bebeğini emzirmeyen anne oranı sadece yüzde 1 seviyesinde. Emzirme süresi 4 ile 24 ay arasında değişiyor. Çoğunluk 19-24 ay tercih ediyor.
¥ Ek gıdaya geçişte önce klasik yöntemler tercih ediliyor. Ek gıdada ilk tercih yüzde 29’la yoğurt. Yüzde 26’sı meyve verirken, çorba, sebze püresi, bebek ve bisküvi maması da tercih edilen diğer gıdalardan.
¥ Aşı... Son dönemde aşıyı reddedenlerin sayısı artsa da annelerin yüzde 97’si aşıya önem veriyor. Geçen yıl oran yüzde 92’ydi.
¥ Katılımcıların yüzde 76’sı bebeğiyle ilgili tavsiyelerini doktorundan alıyor. Yüzde 13’lük kesim ise anne ya da kayınvalidesinden destek alıyor. Yüzde 11’i ise arkadaş, çevre ve internetten yardım alıyor.
¥ Katılımcıların yüzde 30’u bebeklerini emzirerek, yüzde 28’i sallayarak, yüzde 26’sı yatağında kendi kendine uyutuyor.