Marmara’da görüldü! Yüzde 60’ında var: 200 binden fazla kişiye oksijen olacak
Bir günde 10 litreden fazla oksijen üreterek iklim değişikliğinin neden olduğu olumsuzların önüne geçen deniz çayırı, Tuzla’da görüldü. Akdeniz’de sayısı çok az kalan deniz çayırının deniz ekosistemi içinde önemli olduğu belirtilirken, Marmara Denizi kıyılarının yüzde 60’ında olduğu öğrenildi.
- Marmara Denizi'nin Tuzla bölgesinde, Akdeniz genelinde nadirleşen Zostera marina türü deniz çayırı ve pinalar keşfedildi.
- 1992'den beri Akdeniz'de sayıları azalan bu türlerin, İstanbul'un yoğun endüstriyel bölgelerinden Tuzla'da bulunması önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.
- Prof. Dr. Mustafa Sarı, bulunan deniz çayırları ve pinaların sağlıklı olduğunu ve Tuzla'daki su altı canlılığının beklenenden yüksek olduğunu belirtti.
- Marmara Denizi kıyılarının %60'ından fazlasında deniz çayırı bulunurken, kuzey kıyılarında (Silivri'den İzmit Körfezi'ne kadar) deniz çayırı alanlarının neredeyse kalmadığı vurgulandı.
Deniz ekosistemi için çok önemli yeri olan pina ve deniz çayırları, olumsuz çevresel etkiler nedeniyle Akdeniz çanağının genelinde nadir görülmeye başlanmıştı. Tuzla’da dalış yapan bir ekip, Marmara Denizi'ne özgü olan Zostera marina türü deniz çayırı ve pinalar buldu.
1992'den beri tüm Akdeniz'de sayıları her geçen gün azalan pina ve deniz çayırlarının Marmara’da görülmesi heyecanlandırdı.
“TUZLALILAR ÇOK ŞANSLILAR”
Prof. Dr. Mustafa Sarı, "Deniz çayırları sağlıklı, Tuzlalılar çok şanslılar. Burası İstanbul'un en yoğun endüstriyel bölgelerinden bir tanesi, böyle bir alanda hem deniz canlılığının bu kadar yüksek olması, hem pinaların sağlıklı olması hem küçük de olsa deniz çayırı alanı bulunması çok büyük bir şans" dedi.
“MARMARA’NIN YÜZDE 60’INDA VAR”
"Muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık. Çok şaşırdık, buranın canlılığının daha zayıf olmasını beklemiştik. Halbuki bir su altı canlılığı var. 25 ila 30 metrekarelik bir alan" diye belirten Sarı, "Marmara Denizi kıyılarının yüzde 60'ından fazlasında deniz çayırı var" vurgusu yaptı.
“4 TÜR DENİZ ÇAYIRI BULUNUYOR”
Prof. Dr. Sarı, bölgede yaptıkları dalışın ardından şu bilgileri verdi:
4 tür deniz çayırı bulunuyor. En yaygın olan Cymodocea nodosa dediğimiz tür. Her tarafta bulunuyor. Kıyıdan itibaren en fazla 8.5 metre derinliğe kadar. İkinci tür Zostera marina, üçüncü tür Zostera noltii ve dördüncüsü Akdeniz'in endemik türü Posidonia oceanica. O Çanakkale'ye ve Erdek Körfezi'ne yakın bölgelerde bulunuyor.
“PARÇA PARÇA YERİ KALMIŞ”
Prof. Dr. Sarı, "Üzüldüğümüz şey şu, Marmara'nın kuzey kıyılarından, Silivri'den başlayıp; İzmit Körfezi'ne kadar neredeyse deniz çayırı alanı kalmadı, baskı altında. Buraları kötü kullanmışız, kirletmişiz, doldurmuşuz. Deniz çayırları zarar görmüş buralarda. Pina alanları deniz çayırına göre daha iyi ve çok az, parça parça deniz çayırı yeri kalmış” dedi.
“BİR GÜNDE 10 LİTREDEN FAZLA OKSİJEN ÜRETİR”
Prof. Dr. Sarı, deniz çayırının faydalarına ilişkin ise şöyle konuştu:
Bir metrekare deniz çayırı alanı bir günde 10 litreden fazla oksijen üretir. Deniz canlılarına üreme, beslenme, barınma, saklanma alanı oluşturur. En önemlisi karbonu tutar. Tropik ormanlardan 35 kat fazla karbon tutar deniz çayırları. Neden karbon tutmanın altını çiziyoruz; 'İklim değişikliği' dediğimiz büyük bir felaketle karşı karşıyayız. Atmosferdeki artan karbondioksit yüzünden sürekli dünya ısınıyor. İşte bu karbondioksiti absorbe edecek bitkisel organizmalara ihtiyacımız var. Deniz çayırıyla kaplı bir alan düşünün, hemen yanında olmayan bir alan düşünün olmayan alana göre 40 kat daha fazla canlılık barındırıyor.
