Türkiye'nin en buruk bayramı: Bir ayakkabı için saatlerce beklemişlerdi
Sevinç ve mutluluk günleri olan bayramlar, vefat eden yakınları olanlar için buruk geçer. 2000 yılının Ocak ayında karşılanan Ramazan Bayramı da 1999 depremlerinin ardından karşılanmış, Türkiye’nin hafızasına “en hüzünlü bayramlardan biri” olarak kazınmıştı. Bu bayramda 6 Şubat depremlerinden farklı olarak derin bir yokluk hâkimdi.
ALİ TÜFEKÇİ - 6 Şubat depremleri şüphesiz aile fertlerini kaybeden depremzedeler için yine burukluğunu hissettirecek. Ancak Türkiye'nin 26 yıl önce yaşadığı 99 depremlerinin ardından gelen ilk bayram, aynı hüzünle birlikte derin yokluk da yüklüydü.
BAYRAMLIK AYAKKABI SIRASI
Ocak 2000… Takvimler Ramazan bayramını gösterse de, Türkiye’nin büyük bir kısmı için bu günler buruk geçiyordu.
Aradan yalnızca aylar geçmişti; ne enkazlar tam kaldırılmış ne de acıları hafifletecek destekler sağlanmıştı.
Binlerce hayatını kaybetmiş, on binlercesi ise çadırlarda hayat mücadelesi veriyordu.
Bayramdan bir gün önce gazetelere yansıyan bir haber, o günlerin hâlini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyordu:
Zor şartlarda yaşamaya alışan depremzedeler, bir çift bayramlık ayakkabı için saatlerce yağmur altında bekledi. İstanbul Ayakkabıcılar Vakfı tarafından Gölcük’e gönderilen 2 bin 500 çift ayakkabı, belediye tarafından vatandaşlara dağıtıldı. Bayramlık ayakkabı dağıtılacağını haber alan depremzedeler, sabahın erken saatlerinden itibaren dağıtımın yapılacağı depo çadırının önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Sağanak yağmura ve dondurucu soğuğa rağmen bir çift ayakkabı alabilmek için saatlerce kuyrukta bekleyen depremzedeler, zaman zaman sıra nedeniyle tartışmalar da yaşadı. Rengine ve numarasına bakmaksızın ayakkabı alan vatandaşlar, ardından çadırlarına döndü. Gölcük Belediyesi yetkilileri, İstanbul’dan gönderilen çocuk ve erkek ayakkabılarının hak sahibi vatandaşlara dağıtıldığını belirtti.
ÇADIR KENTLERDE BAYRAM
Deprem bölgesinde on binlerce kişi bayram sabahına evlerinde değil, çadırlarda ve prefabrik yapılarda uyandı.
Kışın en sert günleriydi. Sınırlı imkânlarla geçirilen bu bayramda sofralar eksik, evler sessizdi.
Bayramlaşmaların yerini ise mezarlık ziyaretleri aldı.
YARDIMLAŞMA SEFERBERLİĞİ
Türkiye’nin dört bir yanı ise farklı bir bayram seferberliği içindeydi.
Vatandaşlar şeker ve harçlıklarını depremzedelere ulaştırmak için kampanyalar düzenledi.
Pek çok aile depremzedeleri evinde misafir ederek bayramı birlikte geçirdi.
Televizyon kanalları eğlence programlarını iptal etti; ekranlar, deprem bölgesinden gelen görüntülerle dertlenerek vefat edenleri dualarla yad etti.
RAKAMLARLA BÜYÜK YIKIM
1999 depremleri, asrın felaketi 6 Şubat depremlerinden sonra Türkiye’nin tarihindeki en büyük felaketlerden biri olarak kayıtlara geçti.
- 17 Ağustos Marmara Depremi’nde resmi rakamlara göre 17.480 kişi hayatını kaybetti, 43.953 kişi yaralandı.
- 12 Kasım Düzce Depremi’nde 845 kişi hayatını kaybetti, 4.948 kişi yaralandı.
Toplamda 18 binden fazla insan hayatını kaybederken, yaklaşık 49 bin kişi yaralandı. Depremlerden doğrudan veya dolaylı olarak etkilenenlerin sayısı ise 16 milyona ulaştı.
Yüz binlerce insan evsiz kaldı; yalnızca Marmara Depremi’nde 285 bini aşkın konut hasar gördü.
Kış aylarına girildiğinde yaklaşık 600 bin kişi çadırlarda barınmak zorunda kaldı.
Ocak 2000’de hâlâ 50 ila 80 bin kişi çadırlarda hayatını sürdürürken, yaklaşık 150 bin kişi prefabrik evlerde bayramı karşıladı.
Bu bayram yalnızca kayıpların değil Türkiye'nin nereden nereye geldiğini göstermesi bakımından da hafızalara bir ibret levhası olarak kazındı.
