Yeniçerilerin simgesiydi! Osmanlı’dan miras kalan sanat, sayılı ustası kaldı
Osmanlı’dan günümüze uzanan, ‘körüklü çizme sanatının’ son temsilcilerinden olan 65 yaşındaki Mustafa Karpuzcu, "2025 Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülüne layık görüldü. Mesleğe 6 yaşında başlayan Karpuzcu, gençlerin mesleğe olan ilgisinin az olduğunu belirterek "Çoğunlukla sanayi bölgelerine ya da farklı iş kollarına yöneliyorlar. Oysa önlerinde yaşatılması gereken çok kıymetli bir sanat var" dedi.
OSMANLI'DAN GÜNÜMÜZE UZANDI
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "2025 Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülü verdiği isimlerden biri de 65 yaşındaki körüklü çizme ustası Mustafa Karpuzcu olmuştu. Osmanlı'dan Milli Mücadele'ye, Efe'lerden günümüz devecilik kültürüne uzanan köklü bir geleneği sürdürmeye devam eden Karpuzcu’nun emek dolu yolculuğu kalpleri ısıttı.
SAYILI USTALARDAN BİRİ
Körüklü çizme yapımının baba mesleği olduğunu belirten Karpuzcu, bu alanda üretim yapan sayılı ustalardan biri olarak biliniyor.
Anadolu'nun, Aydın'ın ve efe kültürünü geleceğe taşıyan Karpuzcu, kaybolmaya yüz tutan bu sanatı devam ettirmekle gurur duyuyor.
"YAŞAYAN İNSAN HAZİNESİ" ÖDÜLÜ ALDI
Osmanlı’dan günümüze uzanan, ‘körüklü çizme sanatının’ son temsilcilerinden olan 65 yaşındaki Mustafa Karpuzcu, "2025 Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülüne layık görüldü. Mesleğe 6 yaşında başlayan Karpuzcu, gençlerin mesleğe olan ilgisinin az olduğunu belirterek "Çoğunlukla sanayi bölgelerine ya da farklı iş kollarına yöneliyorlar. Oysa önlerinde yaşatılması gereken çok kıymetli bir sanat var" dedi.
“KIYMETLİ BİR SANAT”
Mesleğe henüz 6 yaşındayken, çizmelere çakılan çivileri düzelterek başladığını anlatan Karpuzcu, ödülün yalnızca kendisi için değil, bu sanat için de büyük bir kazanım olduğunu söyledi. Gençlerin bu mesleği öğrenme konusunda çekingen davrandığını belirten Karpuzcu "Çoğunlukla sanayi bölgelerine ya da farklı iş kollarına yöneliyorlar. Oysa önlerinde yaşatılması gereken çok kıymetli bir sanat var" dedi.
“BABAMIN YAPTIKLARINI İZLEYEREK BÜYÜDÜM”
Mustafa Karpuzcu’nun oğlu ise babasının mesleğini öğrendiğini belirterek "İlk bakışta farklı gibi görünse de aslında birbirinden çok uzak olmayan iki alan. Her ikisi de geçmişten gelen kültürümüzü yansıtıyor. Babamın yaptıklarını izleyerek büyüdüm. Pandemi döneminde ‘Ben de yapabilir miyim?' diyerek derileri elime aldım ve kendimi geliştirmeye başladım" diye konuştu.
Körüklü çizmeler, bir dönem Osmanlı'da Yeniçerilerin, Milli Mücadele yıllarında ise efelerin simgesi olarak biliniyordu. Günümüzde de özellikle devecilik kültürünün vazgeçilmez bir parçası olarak varlığını devam ettiriyor.
