Zeyd bin Hârise hazretleri bütün harplerde kahramanca çarpışır: Mûte’de kanlar içinde
Peygamber Efendimizin bulunduğu bütün gazvelere katılır. Pek çok seriyyede de bulunur. 3 bin askerin kumandanı olduğu Mûte’de 100 bin askeri olan Rumlar karşısında temiz ruhunu Âlemlerin Rabb’ine teslim eder.
ÖMER ÇETİN ENGİN - Peygamber Efendimiz Zeyd’i Mekke’de Ümmü Eymen’le (radıyallahü anha) evlendirir. Bu evlilikten Eshabın büyüklerinden Hazret-i Üsâme dünyaya gelir.
Hicret izni çıkınca hazret-i Zeyd Medine’ye hicret eder. Medine’de, Ensârdan Gülsüm bin Hedm’in evinde misâfir kalır. Üseyd bin Hâfız’la din kardeşi olur.
Zeyd bin Hârise (radıyallahü anh) Bedr harbinden Mûte harbine kadar Peygamber Efendimizin bulunduğu bütün gazvelere katılır. Yalnız Müreysi gazasında Peygamber Efendimiz (aleyhisselâm), Zeyd bin Hârise’yi Medine’de yerine vekil bıraktığından bulunamaz. Bunun dışında pek çok seriyyelerde de (Peygamber Efendimizin katılmadığı savaşlarda) bulunur, bir çoğunda kumandanlık ederek, şecaati, kahramanlığı ile örnek olur.
BABA-OĞUL SEVGİLİLER
Hazret-i Zeyd, Efendimizi o kadar çok sever ki, canını O’nun yolunda feda etmekten çekinmez. Peygamber Efendimiz de, Zeyd’i ve oğlu Üsâme’yi çok severler. Bir hadîs-i şerîfte, “Bana insanlar arasında en sevimli gelen kişi, Benim ve Allah’ın ihsanına mazhar olan kişidir. Bu zât Zeyd’dir” buyururlar. Allah’ın ihsanı; Müslüman olmasını nasip etmesi, Peygamberimizin ihsanı ise O’nu hürriyetine kavuşturmasıdır.
Kur’ân-ı kerîmde Eshâb-ı kirâm içinde Zeyd’den (radıyallahü anh) başka hiçbir kimsenin ismi açıkça zikredilmemektedir. Sadece Zeyd’in ismi geçmektedir. Bu, O’nun için büyük şeref olmuştur.
OĞLU SON KUMANDAN
Hazret-i Zeyd, hicretin sekizinci yılında (m. 629) Şam bölgesinde “Mûte”de şehid olur. Efendimiz O’nu 3 bin askerin kumandanı tayin eder. Karşılarından 100 bin kişilik Rum ordusu vardır. Bu konu önümüzdeki günlerde bu sayfalarda yer alacaktır. Şimdilik şu kadarını söyleyelim ki hazret-i Zeyd’in Mûte savaşında öldürülmesinin intikamını oğlu Üsâme alır. Gün gelir mübarek şehidin oğlu Üsâme kumandasında bir ordu hazırlanır. Fakat Resûlullah Efendimizin hayatının son günlerine rastlaması yüzünden onları uğurlayamaz. Dolayısıyla oğlu Üsâme, Efendimizin hayatında tayin ettiği son kumandandır. Hazret-i Üsâme ve ordusu Sevgili Peygamberimizin vefatlarından sonra halife olan hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk (radıyallahü anh) tarafından sefere gönderilmiştir.
Zeyd (radıyallahü anh) beyaz, güzel idi. Üsâme ise esmer idi. Çünkü Ümmî Eymen Resûlullaha (aleyhisselâm) annesinden kalan habeşli bir câriye idi. O’nun fazîleti hakkında Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Zeyd bana kavmimin en sevgilisidir.”
HADÎS-İ ŞERÎF;
Zamanda yakınlık olmadıkça, bir yıl bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün, bir gün bir saat gibi kısa gelmedikçe kıyamet kopmaz. [Tirmizi]
KENDİMİ KAYBETTİM HÜKÜMSÜZDÜR - 3
ÇEVREME KALE ÖRDÜM
- Bu arkadaşlık adı altında iyi niyetimden dolayı yaşadığım istismarları başkasına anlattığımda daha acı verici şeyler söylediler...
- Mesela!
- ‘Sen de amma safmışsın! Bu kadar aptal olunur mu?’ dediler sırıtarak. Sözlerinde alaycılık vardı beni düşünmek yoktu. Bunlar canımı daha da acıttı. Onlara söylediğime pişman oldum. Sanki onlar da arkasını dönüp gidenlerle aynı safa geçtiler hayatımda. Fakat onlarla da bağımı koparırsam kimsesiz kalacağım. Mecburen arkadaşlık yaptım. Şimdi herkesle mesafeliyim mecburen. Bazen kendi kendime, “Bu nasıl arkadaşlık” diyorum. Rol yapıyorum. ‘Ya bu da bana zarar verirse’ diye korkuyorum çünkü. Hele iş yerinde. Amca bildiğin çevreme kale ördüm. Ayak kaydırmak isteyen mi dersin, üsttekilere maaşının artması için yağ çekenler mi, iş arkadaşını satanlar mı? Güvenemiyorum, bu da beni sürekli tedirgin ve gardını almış bir hâlde tutuyor.
- Zor bir durum. Bununla psikolojin nasıl başa çıkıyor? Anladığım kadarıyla hem arkadaşlık çevrende hem de iş yerinde sürekli zarar gelme endişesi taşıyorsun.
- Bu sadece ikisi. Akrabalarım, apartmandaki komşular, metrobüste yan yana seyahat ettiklerim... İnsanlar garipleşti iyice. Hele pandemi sonrası sanki daha bir tuhaflaştı insanlar. Geçen gün metrobüs durağında yaşlı biriyle genç biri gözlerimin önünde birbirine girdi. Yaşlı adamın yüzündeki öfke şu an gibi gözümün önünde. Elindeki şemsiyeyi kaldırıp gence vurmaya çalıştı. Genç buna yumruk atınca öbür metrobüs yoluna düştü. İyi ki o yönden gelen metrobüs çok hızlı değildi. Şimdi sen yaşlısın, yaşına başına bakmadan genç ve kuvvetli birine karşı nasıl böyle öfke duyuyorsun? Diğer genç de yaşlı adama acımasızca nasıl vurabiliyor? Yaşlı adam ezilip ölse o genç katil olarak hapishaneye, yaşlı adam da mezara girecekti. (bu hikâyenin yazarınca şahit olunmuş gerçek bir olaydır)
- Çok ayrıntılı konular bunlar. Belli ki zihninin içi bunlarla dolu.
- İnan bu anlattıklarımın zihnimde tuttuğu yer buz dağının görünen kısmı diyebilirim.
- Fakat sende olumlu bir şey fark ettim. Bunu sana moral verip sözlerimi değerli bulman için söylemiyorum...
- Olumlu şey mi? Olamaz... Olumsuzlar ve olumsuzluklar beni bu kadar rahatsız ederken sanmıyorum. Fakat yine de merak ettim!
(devam edecek)
GÜNÜN SOHBETİ: EHLİ SÜNNET BÜYÜKLERİ
İNCE KALPLİ OLUN
➱ Gelen her iyilik Allahü teâlâdandır. Hem de sebepsiz olarak. Gelen kötülükler de nefstendir. Yaratmak bakımından her şey Allah’tandır. Nefs ister, Allahü teâlâ dilerse yaratır. Allahü teâlâ dilemezse, sivrisinek kanadını bile oynatamaz. Hayır da şer de Allah’tandır.
➱ Ahirette kurtulmak, ibadet ve amelin çok olmasıyla değil, doğru iman ile amellerin ihlaslı ve şartlarına uygun yapılmasıyladır.
➱ Kanaat, insanın kısmetine düşen rızkına razı olmasıdır.
KÖR VE TOPALIN HÂLİ
➱ Mümin, doktoru yanında olan hastaya benzer. Doktoru, ona yarayan ve yaramayanı bilir. Hasta, kendine zararlı bir şeyi isterse, mani olur ve yersen ölürsün der. Müminin hâli budur. O birçok şeyleri arzular, ama Allahü teâlâ ona faydalı olanları yaratır, zararlı olanları yaratmaz. Mümin bu şekilde vefat eder ve Allahü teâlânın Cennetine girer.
➱ Kalb ile bedenin hâli kör ve topal bir kimsenin hâli gibidir. Kör bir ağacın altına gider, fakat onda meyve olduğunu göremez. Topal, ağaçtaki meyveyi görür fakat alamaz. İlahi nimetleri kalb bilmeli, inanmalı, beden de onunla amil olmalı ki ahiretteki sonsuz nimetlere kavuşmak nasip olsun.
SERMAYE OLMADAN KÂR OLMAZ
➱ Bir kimse Allahü teâlâya açık günah işlerse; tevbesi açık, gizli olarak günah işlerse tevbesi gizli olur. Tevbe ettikten sonra: “Ya Rabbi bu tevbe ile günahımı affet” diye dua etmeli.
➱ Eline geçmediği hâlde geçmiş gibi nimetlere şükredip razı olan, eline geçmiş hükmündedir.
➱ Bir şeyi yapmaya niyet ettiğin zaman niyetinin, azminin üzerinde Allahü teâlâdan kork (haram ve günah olan bir şeye azmetme.)
➱ Farzları tam yapmadığı [borcu varsa kaza etmediği] hâlde, nafilelerle derecesini yükseltmeye çalışan kimsenin hâli, sermayesi elinden çıktığı (iflas ettiği) hâlde kâr peşinde koşan bir tüccarın hâline benzer. Sermaye olmadan kârı olur mu?
İŞLERİN EN GÜZELİ
➱ Ölümü özüne sevdir. Nasıl olsa gelecek. Bir şey muhakkak olacaksa, onu olmuş bilmeli, ona göre tedbir almalı.
➱ Takva akıllıca yapılan işlerin en güzelidir. Hakk’a âsi olmak ahmakça yapılan işlerin en çirkinidir. Verilen emaneti yerine getirmek en üstün doğruluk sayılır. Hıyanet olarak da, en önde yalan gelir.
➱ Ömrünü faydasız, boş şeylerle geçiren, tarlaya tohum ekme vaktini kaçırmış olur. Vaktinde tohum ekmeyen ise, hasat zamanında pişman olur.
➱ Allahü teâlâdan, kendisini, kıyamet gününde Cehennem ateşinden korumasını isteyen bir kimse, müminlere karşı çok merhametli ve ince kalpli davransın!
➱ Allahü teâlâya olan halis sevginin zevkine varan, dünyalıktan vazgeçer ve bütün insanlardan yüz çevirir.
➱ Müslümanlardan hiçbiri, diğerini hakir görmesin! Zira Müslüman demek, Allah’ın sevdiği insan, Allah yanında kıymeti büyük olan insan demektir.
ESHAB-I KİRAM
HAZRET-İ OSMAN’IN EFENDİMİZE SEVGİSİ ÖYLE BÜYÜKTÜ Kİ: HER ADIMA BİR KÖLE
Bir gün Osman bin Affan “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerine gelip evine davet etti.
Efendimiz, “Yalnız beni mi davet ediyorsun, yoksa Eshâb-ı kirâmı da mı?” diye sual ettiler. Hazret-i Osman bütün eshabı da davet etti. Server-i Enbiyâ, Bilâl hazretlerini çağırıp buyurdu ki, “Ya Bilâl! Bütün Sahabeye haber ver. Osman’ın davetine gelsinler...” Kendileri kalkıp, hazret-i Ali “kerremallahü vecheh” ile hazret-i Osman’ın evine doğru yürümeye başladılar. Yolda giderken, hazret-i Osman, Resûl-i ekremin adımlarını sayıyordu.
Resûlullah hazretleri, “Ya Osman! Niçin sayıyorsun” diye sorunca, Hazret-i Osman, “Ya Resûlallah, her mübarek adımınız için, bir köle azad olsun” cevabını verdi. Davetten sonra bütün kölelerini azad etti. Kölelerin ahidnamelerini verdi.
TEFEKKÜR
YER ÇEKİMİ KUVVETİ
Yer çekimi kuvveti biraz az olsaydı, evrende sadece hidrojen olurdu. Güçlü nükleer kuvvet, elektromanyetik kuvvete göre biraz güçlü olsaydı hiç hidrojen bulunmaz, gezegen, yıldız, süpernova olmazdı.
ZAMANE MÂNİLERİ
O güzeli görmüş gözler
Şimdi bilsen nasıl özler
O bakışlar, o gülüşler
Hikmet dolu ah o sözler
BİLMECE
Onunla başla onunla bitir
O yemeğin sünnetidir
Cevap: Tuz
HULKİ ABİ
ADNAN ŞAHİN'DEN RAMAZAN SOFRASI
DUL AVRAT ÇORBASI
> 1 su bardağı
yarma buğday
>> Yarım su bardağı
nohut
>> 2 su bardağı erişte
>> 2 adet domates
>> Yarım su bardağı
mercimek
>> 2 çorba kaşığı un
>> 1 çorba kaşığı
domates salçası
>> 1 çorba kaşığı
kuru reyhan
>> 1 çay kaşığı karabiber
>> Tuz
>> 1 orta boy kuru soğan
>> 1 çay bardağı
zeytinyağı
HAZIRLANIŞI
Bir gece önceden ıslatılan nohut ve buğday pişmek üzere 4 litre suyla bir tencerede kaynatılır. Diğer tarafta küçük küçük kesilen soğan, tavada zeytinyağı ile kavrulur. Bu arada kaynamakta olan nohut ve buğdaya, bir gün önceden ıslatılan mercimek ilave edilerek pişirilmeye devam edilir. Kavrulan soğana domates eklenir. Domatesler yumuşayınca salçası ve unu sırasıyla ilave edilerek karıştırılır. Topaklaştırmadan tenceredeki çorbaya ilave edilir. Çorbadaki kuru bakliyatlar piştiği zaman erişteler de konularak kalan baharatlarla karıştırılır ve 10 dakika kadar daha kaynatılır. Sıcak servis edilir.
ISPANAK MARMARİNE
MALZEMELER
>> 3 adet yufka
>> 500 g taze ıspanak
>> 2 adet soğan
>> 4 diş sarımsak
>> ½ çay kaşığı kimyon
>> 4 yemek kaşığı
zeytinyağı
>> ½ çay kaşığı karabiber
>> 1 çay kaşığı tuz
>> 4 adet bütün yumurta
>> 200 g rendelenmiş beyaz peynir
HAZIRLANIŞI
Zeytinyağında çok ince kıyılmış soğan ve sarımsak pembeleşinceye kadar kavrulur. Daha sonra ince kıyılmış taze ıspanaklar ilave edilip 3-5 dakika pişirilir. Baharatları ve tuzu ilave edilir. Bir borcama 2 kat yufka serilir, onun üzerine ıspanak konur. Tekrar üzerine önce yufka sonra ıspanak konularak üç kat yapılır. Sonra çırpılmış 4 yumurtaya rendelenmiş peynir ilave edilip 200 derece fırında 12-15 dakika kızarana kadar pişirilip dilimleyerek servis edilir.
HARİRE
MALZEMELER
>> 3 çay bardağı pekmez
>> 1 su bardağı un
>> 3 çay bardağı toz şeker
>> 1 litre su
>> 2 çay kaşığı toz tarçın
>> Süslemek için:
>> Ceviz içi
>> Toz Antep fıstığı
>> Hindistan cevizi
rendesi
HAZIRLANIŞI
Pekmez, un, toz şeker ve su bir kaba alınır, kaynatılır. Dibine tutmaması için sürekli karıştırılır. Kaynamaya başladıktan 4–6 dakika sonra tarçın eklenir. Kaselere paylaştırılır. Ceviz, Antep fıstığı veya Hindistan cevizi ile süslenerek servis edilir.
