Sinemada bu hafta | Suriyeli mültecilerin yol dramı: Bu yol çok karanlık!
Yönetmen Brandt Andersen, çekimlerinin bir kısmı Türkiye’de yapılan “Ben Bir Yabancıydım” filminde, Suriye’den kızıyla birlikte yola düşen bir doktorun zorlu ilticasını anlatıyor.
- Film, Suriye iç savaşının zorlu koşullarında bir doktorun ve ailesinin yaşadığı trajediyi ve sonrasında başlayan zorlu göç yolculuğunu anlatıyor.
- Hikâye, Halep'ten İzmir'e, oradan da Yunanistan'a uzanan bir mültecilik serüvenini karakterler üzerinden işliyor.
- Filmin çekimlerinin bir kısmı Türkiye'de yapılmış ve Suriye'deki eski atmosferi çarpıcı bir şekilde yansıtıyor.
- Eser, mülteci olmanın ve 'yabancı' durumuna düşmenin zorluklarını gerilim dolu sahnelerle aktarıyor.
- Buna rağmen, farklı karakterlerle kurulan anlatımın bazı problemler doğurabildiği ve Batı'ya dönük modern karakterlerin sahiciliğe zarar verebildiği eleştirileri de yer alıyor.
MURAT ÖZTEKİN - Suriye’de yeni bir devrin kapıları aralansa da Suriyelilerin yaşadığı acılı mültecilik hikâyeleri anlatılmaya devam edecek.
ABD’li yönetmen Brandt Andersen da “Ben Bir Yabancıydım” (I Was a Stranger) filminde ülkesini terk etmek zorunda kalan bir Suriyeli kadın doktor ve kızı ile onlarla kaderleri örtüşen diğer karakterlerin göç mücadelesini merkezine alıyor. Eserde Yasmine Al Massri, Yahya Mahayni, Omar Sy ve Ziad Bakri gibi isimler rol alıyor.
İÇ SAVAŞIN FARKLI CEPHELERİ
Hikâye, ABD’den açılıyor ve bir hatırayla sekiz sene evveline, Suriye’ye dönülüyor. Ülkedeki iç savaşın en zor zamanlarından biri… Halep’teki hastanede vazife yapan doktor Amira bombardıman altında hayata tutunmaya ve hayat kurtarmaya çalışıyor; hem Esad’ın askerleri hem de direnişçiler sedyeye konarak önüne getiriliyor. Doktor yine kanlı ve tozlu geçen bir günün akşamında evine dönüyor ve ailecek doğum gününü kutluyorlar. Tam mumları söndürecekleri esnada başlarında gökten bombalar yağıyor, ailecek enkaz altında kalıyorlar. Hadisede birçok yakınını kaybeden Amira, kızını da yanına alarak bir otomobil bagajında Batı’ya doğru yola düşüyor. Bu seyahatte ordudan ayrılan Mustafa, ailesini korumaya çalışan bir şair, bir insan kaçakçısı ve derken Yunan bir sahil güvenlik kaptanı hikâyeye dâhil oluyor. Halep’ten İzmir’e, oradan Yunanistan’a zorlu bir yolculuk yaşanıyor...
HEM YÜREK BURKUYOR HEM MERAK UYANDIRIYOR
“Ben Bir Yabancıydım” farklı başlıklara ayrılmış ve hadiseleri farklı karakterler üzerinden seyrettiğimiz yürek burkucu bir eser. Çekimlerinin bir kısmı Türkiye’de yapılan film, merak uyandırıcı bir hikâyeye sahip. Eserde Suriye’deki eski atmosfer, çarpıcı bir şekilde resmediliyor. Evladın babasıyla ayrı saflara düştüğü iç savaşın zannedilen daha karmaşık cepheleri, tesirli sahnelerle karşımıza çıkıyor. “Ülkenizde kalıp savaşsaydınız ya!” sözlerinin ne kadar sığ olduğu anlaşılıyor. Yolda ve kamplarda yaşanan hikâyeyle mülteci olmanın, “yabancı” durumuna düşmenin nasıl bir şey olduğu gözler önüne seriliyor. Başta Ege sularındaki botlu kaçış sahnesi olmak üzere gerilim dolu sekanslar ortaya çıkarılıyor.
BATI’YA DÖNÜK
Ancak farklı karakterlerle kurulan anlatım problemler doğurabiliyor ve nihayette parçalar istenildiği gibi tamamlanamıyor. Zaman zaman çocuklar üzerinden melodrama kaçılması da eksi haneye yazılıyor.
Öte yandan Batı’ya dönük olarak merkeze daha modern karakterlerin konulması, işin sahiciliğine zarar veriyor. Esad askerlerine anti siyonist ifadelerin söyletilmesi de dikkat çeken bir detay oluyor!
Ezcümle “Ben Bir Yabancıydım”, vatanından ayrılmak zorunda kalan insanların hikâyelerini yürek burucu şekilde ele alan ama kusurları ve negatif yönleri olan bir eser...
Yönetmen: Brandt Andersen
Tür: Dram, gerilim,
Ülke: ABD,
Filistin, Ürdün
HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
“Sığınak”
“Chopin, Chopin!”
“Muamma: Cenin-i Cin”
“Sesim Geliyor Mu?”
“Scarlet”
“Cam Sehpa”
