Burçak Şişman, 4 yıl sonra komadan çıktı! Gördüğü korkunç işkenceyi anlattı
İstanbul'da balkondan düşerek girdiği komadan 4 yıl sonra çıkan Burçak Şişman, eşi ve ailesi tarafından gördüğü korkunç işkenceyi anlattı. Şişman balkondan düşmediğini, ellerinin ütüyle yakılmasının ardından aşağıya atıldığını söyledi.
- Burçak Şişman, eşinin madde bağımlılığı ve geçim sıkıntıları nedeniyle kaçtıktan sonra, eşi Adem Şişman'ın ablası Asiye'nin evine sığındığında eşi ve ailesi tarafından istismara uğradığını ve zorla balkondan atıldığını iddia etmektedir.
- Mağdurun ellerinin sıcak ütüyle yakıldığı, bu sırada Adem Şişman'ın yumruk attığı ve ardından Asiye ve Fatoş tarafından balkondan atıldığı belirtilmiştir.
- Haberde, Adem Şişman'ın Burçak Şişman'ın vasiliğini almak için dava açtığı ancak vasiliğin Burçak'ın abisine verildiği ve boşanma davası açabildiği bilgisi yer almaktadır.
- Bilirkişi raporunda, Burçak'ın avuç içlerindeki yaraların düşerken bir cisme tutunma çabasıyla oluştuğu ve taburenin intihar izlenimi vermek için sonradan yerleştirilmiş olabileceği vurgulanmıştır.
- Adli Tıp Kurumu raporuna göre, Burçak'ın kafatasında, omurgasında parçalı kırıklar, beyin kanaması, yüz felci, sağ gözde görme kaybı ve sürekli konuşma zorluğu yaşadığı belirtilmiştir.
Burçak Şişman (46), 2022 yılında eşinin kardeşinin Kağıthane'de 2. katta bulunan evinin balkonundan düşerek ağır yaralanmıştı. Çenesi kırılan, yürüme ve konuşma güçlüğü çeken Burçak'ın hastaneden taburcu olduktan sonraki ilk sözleri kocası Adem Şişman'ı (41) işaret ederek "Düşmedim; beni itti, itildim" oldu.
MAHKEMEDE YAZILI OLARAK HÂKİME SESLENDİ
Burçak ve ailesinin şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmada Adem Şişman "kasten öldürme" suçundan hakim karşısına çıktı. Ailesi ve avukatlarının yardımıyla mahkemenin ilk duruşmasına katılan Burçak maruz kaldığı fiziki engelleri mahkeme başkanının görmesini istedi. Konuşamayan Burçak, mahkemedeki ifadesini yazılı olarak sundu.
Yazılı olarak konuşan Burçak şu ifadeleri kullandı:
"BOŞANACAĞIMI SÖYLEDİĞİMDE ASIL VAHŞET BAŞLADI"
"Eşimin madde bağımlılığı ve yaşadığımız geçim sıkıntıları yüzünden can havliyle çocuğumu alıp evden kaçtığımda tek istediğim o cehennemden kurtulmaktı. Abimin desteğiyle sığındığım evde bile huzur bulamadım. Adem sürekli peşimdeydi, kapıma dayanıp abimi öldürmekle tehdit ediyordu. En sonunda bir boşluğumuzu bulup oğlumu kaçırdı ve sırf evladıma zarar gelmesin diye arabaya binip ablası Asiye'nin evine gitmek zorunda kaldım. Orada telefonumu gasbedip beni adeta esir aldılar. Benden zorla vekalet istediklerinde boyun eğmeyip boşanacağımı söylediğimde ise asıl vahşet başladı.
ÜTÜYLE ELLERİNİ YAKIP BALKONDAN ATTILAR!
Fatoş ellerimi sıkıca tutarken, Asiye sıcak ütüyü getirip ellerimi yaktı, acıdan attığım her çığlıkta Adem'den yumruk yedim. Yaşadığım işkencenin sonunda, Asiye ve Fatoş beni acımasızca balkon camından bahçeye fırlatıp ölüme terk ettiler."
EŞİ VASİLİK İÇİN BAŞVURDU
Sabah'ta yer alan habere göre ağır ceza davasının yanı sıra boşanma davası da açmak isteyen Burçak, Adem Şişman'ın kendisine vasi olarak atanmak için açtığı vesayet davasıyla karşı karşıya kaldı. Vesayet davası sonucunda vasiliği abisine verilmesiyle boşanma davası açabilen Burçak, başına gelenler hakkında sorumluların hukuk önünde cezasını çekmesini istediğini belirtti.
BİLİRKİŞİ VE ADLİ TIP "CİNAYETE TEŞEBBÜS" DEDİ
Dosyaya giren bilirkişi raporunda Burçak'ın avuç içlerindeki yaraların düşerken bir cisme (ağaca) tutunma çabasıyla oluştuğu, bu bulgunun kaza veya cinayet vakalarıyla örtüştüğü ifade edildi. Ayrıca Adem Şişman ve ailesinin intihar iddialarına karşılık sunduğu ve olay yerindeki taburenin intihar izlenimi vermek için sonradan yerleştirilmiş olabileceği vurgulandı.
Ayrıca kadının geçmişine yönelik incelemelerde intihar eğilimine dair hiçbir psikiyatrik kayda rastlanmadığı belirtildi. Adli Tıp Kurumu raporunda ise mağdurun kafatasında ve omurgasında parçalı kırıklar ile beyin kanaması meydana geldiği belirlendi.
Yaşanan olay sonrasında Burçak'ın yüz felci geçirdiği, sağ gözünde büyük oranda görme kaybı oluştuğu ve sürekli konuşma zorluğu (ağır dizartri) yaşadığı; bu durumların hukuken "organ işlevinin yitirilmesi" niteliğinde olduğu rapora yansıdı.
