ABD raporunda Türkiye "kilit devlet" olarak gösterildi! "Zorlu dengede dengeleri değiştiren tek müttefik ülke konumunda"
ABD merkezli Amerika Birleşik Devletleri Araştırmaları Merkezi tarafından yayımlanan raporda, Türkiye'nin jeopolitik konumu ve izlediği bağımsız stratejik hat ele alınırken, Ankara'nın artık ittifakın kenarında bir üye olmadığı, aksine NATO'nun tam merkezinde konumlanan vazgeçilmez bir şekillendirici güç haline geldiği yazıldı.
- Analize göre, Türkiye artık ittifakın kıyısında bir üye değil, tam merkezinde konumlanan vazgeçilmez bir 'kilit devlet' haline gelmiştir.
- Türkiye'nin Boğazlar'ı kontrol etmesi, çatışma bölgeleriyle sınır komşusu olması ve ittifak içindeki en büyük silahlı kuvvetlerden birine sahip olması, onu benzersiz bir konuma getirmektedir.
- Türkiye, birçok NATO üyesinin aksine, ulusal çıkarlarını önceleyen ve Washington ile Brüksel'den bağımsız bir dış politika izleyerek 'stratejik özerklik' anlayışını benimsemektedir.
- Ankara, çok kutuplu dünya düzeninde farklı güç merkezleriyle bağlar kurarak dengeleyici bir rol oynamakta ve NATO içinde hem 'kararsız devlet' hem de 'kilit devlet' olarak konumlanmaktadır.
- Türk savunma sanayisinin (Baykar, TUSAŞ, Roketsan gibi şirketler) küresel başarısı, ittifakın endüstriyel ve teknolojik dayanıklılığına katkı sağlamaktadır ve Türkiye bu gücü kullanarak vazgeçilmez bir ortak olarak varlığını artırmayı hedeflemektedir.
7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek tarihi NATO Liderler Zirvesi öncesinde, ABD merkezli Amerika Birleşik Devletleri Araştırmaları Merkezi (USSC) bir analiz yayımladı. Dr. Christian E. Rieck imzalı yazıda, Türkiye'nin jeopolitik konumu ve izlediği stratejik hat ele alınırken, Ankara'nın artık ittifakın kıyısında bir üye değil, tam merkezinde konumlanan vazgeçilmez bir "kilit devlet" haline geldiğine dikkat çekildi.
"TÜRKİYE KADAR KRİTİK KONUMDA BULUNAN BAŞKA BİR ÜYE YOK"
Yayımlanan raporda, Avrupa-Atlantik güvenlik düzeninin küresel sınamalar ve Rusya ile süregelen çatışmalarla karşı karşıya olduğu bu dönemde, Türkiye'nin coğrafi ve askeri gücüyle benzersiz bir yere sahip olduğu ileri sürüldü:
"Türkiye kadar kilit bir jeopolitik konuma sahip çok az NATO üyesi ülke bulunmaktadır. Ülke, Boğazlar ve Çanakkale Boğazı üzerinden Karadeniz’e erişimi kontrol etmekte, Suriye, Irak ve Güney Kafkasya gibi çatışma bölgeleriyle sınır komşusudur ve İttifak içindeki en büyük silahlı kuvvetlerden birine sahiptir."
ANKARA KENDİ "STRATEJİK ÖZERKLİK" ÇİZGİSİNİ İZLİYOR
Birçok müttefik ülkenin aksine Türkiye'nin Washington ve Brüksel'den bağımsız, ulusal çıkarlarını önceleyen bir dış politika izlediği kaydedilen analizde, Ankara'nın kendine has stratejisi şöyle tasvir edildi:
"Birçok NATO üyesi, dış ve güvenlik politikalarını Washington ve Brüksel’in tutumlarıyla yakından uyumlu hale getirirken, Ankara, Avrupa Birliği içindeki benzer tartışmalardan önemli ölçüde farklı olan kendi 'stratejik özerklik' anlayışını izlemektedir. Türkiye’nin yaklaşımı, öncelikle ittifak yapıları içinde ABD’den daha fazla kurumsal bağımsızlık aramak yerine, hem NATO içinde hem de dışında ulusal hareket özgürlüğünü en üst düzeye çıkarmayı amaçlamaktadır."
"ANKARA ARTIK İTTİFAKIN KENARINDA DEĞİL, KİLİT BİR DEVLET"
Türkiye'nin çok kutuplu dünya düzeninde farklı güç merkezleriyle aynı anda bağlar kurarak etkisini artırdığı ve dengeleyici bir rol oynadığına değinilerek, "Ankara artık İttifak’ın kenarlarında yer almamaktadır; aksine, NATO içinde hem 'kararsız devlet' hem de 'kilit devlet' haline gelmiştir." denildi.
Raporda ayrıcaTürkiye'nin Rusya-Ukrayna savaşındaki pozisyonu örnek gösterildi. Ankara'nın bir yandan işgali kınayıp Ukrayna'ya insansız hava araçlarıyla destek sağlarken, diğer yandan Batı yaptırımlarına katılmayarak Kremlin ile iletişim kanallarını açık tutan tek müttefik olduğu hatırlatıldı.
TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ İTTİFAK İÇİN "VAZGEÇİLMEZ" BİR GÜÇ
Zirvede Türkiye'nin askeri-endüstriyel gücünü de ön plana çıkaracağını belirten analizde, Türk savunma devlerinin küresel başarısına değinilerek,"Baykar, TUSAŞ ve Roketsan gibi şirketler, modern askeri teknoloji alanında önemli aktörler olarak kendilerini kanıtlamışlardır ve halihazırda, Avrupalı NATO üyeleriyle artan işbirliği de dahil olmak üzere, NATO’nun endüstriyel ve teknolojik dayanıklılığına katkı sağlamaktadırlar. Ankara, İttifak içinde vazgeçilmez bir ortak olarak varlığını artırmak için bu askeri-endüstriyel gücü kullanmaya çalışacaktır. Türkiye, Ankara’da kendisini yalnızca zirvenin ev sahibi olarak değil, NATO’nun çok kutuplu bir dünyaya stratejik uyum sürecine bağımsız bir katkı sağlayabilen, şekillendirici bir güç olarak sunmaya çalışacaktır" yorumu yapıldı.
